Bugun...

HAFTANIN KAHRAMANI ALBAYRAK

 Tarih: 24-10-2017 09:48:00  -   Güncelleme: 14-07-2018 01:31:00

"Geçtiğimiz haftanın kahramanı kim olabilir?" diye sorarsanız, benim yanıtım Albayrak olur. "Sen de mi Hülya!" dediğinizi duyar gibiyim. İlk gün yemin, ertesi gün 1 Dolar=4,90 TL.; bunun nesi kahramanlık demekte de haklısınız. Yok, yok! Yanlış anlamayın. Bu söz ettiğim Albayrak başka Albayrak: Malatyalı mütevazi bir fotoğrafçı olan Onur Albayrak'tır benim kahramanım.

                Yine sizi duyar gibiyim: "O kadar yoğun gündem içerisinden sıradan bir vatandaşı mı konu olarak seçtin kendine?" Onlarca kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin yaralanmasına yol açan tren kazası, yeni Anayasal sistemin yürürlüğe girişini simgeleyen tarihi Cumhurbaşkanlığı yemin töreni, bakanların atanması, Adnan Oktar operasyonu, dünya ticaret savaşları, NATO zirvesi varken, seçtiğim kişiyi garipsemiş de olabilirsiniz. Ne var ki, resmi tarih büyükler! tarafından yazılır; gündelik yaşamın tarihi ise sıradan insanların eylemleri ile biçimlenir.

                Onur Albayrak¸ fotoğrafçılıkla geçimini sağlayan Malatya'da yaşayan bir vatandaşımızdır. Bir gün bir düğünün fotoğraf çekimi için Pınarbaşı Tabiat Parkı'na çağrılır. Çekimlere başlamadan önce gelin kendisine oldukça küçük göründüğü için yaşını sorar. "15" yanıtını alınca, "ben çocuk gelin fotoğrafı çekmiyorum" diyerek işi bırakır. Damat tarafından "sen bu işlere karışma, alacağın paraya bak" tepkisi gelir. Damat bey, muhtemelen "para"yı her sorunu çözen kilit kelime olarak görmektedir. Haksız da sayılmaz, para dediğiniz mi, ne ilke kalır ne de inanç, bu memlekette. Hele, iş yaşamında "eve ekmek götürme yükü", "işyerini döndürme derdi", "esnafın hali belli"  gibi klişe gerekçeler "ilkesizliğin kılıfı" olmuştur her zamandır.

                Olay bu kadarla da kalmamış; karşılıklı atışmaların ardından küfürleşmeler başlayınca fotoğrafçımız sinirlerine hakim olamamış damada yumruğunu çakmış; iddialara göre, taze damadın burnunu kırmış. Civarda bulunan vatandaşlar tarafından sosyal medyaya aktarılan bu olay, kısa zamanda ulusal medyaya da yansımış. Olay aileler tarafından meşru kabul edilen, toplum tarafından görmemezliğe gelinen çocuk gelin sorununa dışarıdan bir fotoğrafçının vicdanının sesini dinleyerek tepki vermesinden ibarettir. Keşke çocuğa yönelik cinsel istismarın protestosuna şiddet karışmasaydı; zira şiddet onurlu bir amacı gölgeleyebilmektedir. Ama insanın haksızlık karşısında kendini kontrol edememesi de bir "insanlık durumu"ndan başka bir şey değildir.

                Çocuk gelin olayına karşı bu protestosundan dolayı Onur Albayrak'a Türkiye'nin her yerinden destek gelmiş. Hatta  kendisine karşı bir dava açılacak olacak olursa onu savunacak sayısız gönüllü avukat çıkmış. Albayrak konuyu "Fotoğrafçılar çocuk gelinlerin fotoğrafını çekmese, gelinlikçiler gelinlik satmasa, düğün salonları çocuk gelinlerin olduğu düğünlere kapılarını açmasa bu sorunun çözümüne bir parça da olsa katkı sağlar. Ben de yaşadıklarımla bu konuda bir farkındalık yaratabildiysem çok mutluyum" diyerek kapatmıştır.  

                Kabul etmemiz gereken bir gerçek var ki, o da zamanımız çürüme zamanıdır. İnsanlık tepeden tırnağa, toplumun tüm hücrelerine kadar kokuşmuşluk içerisindedir. Bu kokuşmuşluğun sorumluluğunu devleti yönetenlere, eğitim sistemine, ekonomik bozukluğa, bozulan geleneklere atarız; ancak birey olarak hiç bir zaman bu çürüme de kendi payımız olduğunu bir türlü kabullenmeyiz. Yanı başımızda olup biten her türlü çürümeye karşı gözlerimizi kapatarak körleşiriz; kulaklarımızı tıkayarak sağırlaşırız; sessiz kalarak dilsizleşiriz. Arada bir, Onur Albayrak gibi mütevazi kahramanlar çıkar, bizleri körlüğümüz, sağırlığımız ve dilsizliğimizden dolayı utandırır.

                Dünyanın giderek apolitikleştiği, toplumsal yaşamdan çok bireysel yaşamın yüceltildiği bir iklimdeyiz. Bilişim teknoloji sayesinde tüm dünya gözetim altında tutulduğundan örgütler çözülmekte, kitlesel protestolar silikleşmektedir. Tüm bu değişim bireyi kendi içine kapatmaktadır. Kapandıkça da birey giderek kendi dışında olanlara karşı duyarsızlaşmaktadır. Daha iyi bir dünya sadece ve sadece çürümeye, kokuşmaya karşı itiraz ile mümkündür. Onur Albayrak'a bizlere bireysel bir itirazın toplumsal farkındalık yaratabileceğini hatırlattığı için çok teşekkür ederiz.

  Bu yazı 1924 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI