Bugun...
SON DAKİKA

Rüzgar Uyumuş - 17 Eylül 2018

 Tarih: 17-09-2018 00:19:00
Aysel Funda AVCI

“Rüzgar uyumuş ay dalıyor her taraf ıssız
Ölgün bakıyor varsa uzak bir iki yıldız
Bak çıt bile yok korkma benim bahçede yalnız
Ey gözlerinin rengi kadar kalbi güzel kız

Kumral saçının üstüne busem de taç örsün

Aşkın ezeli saltanatından bu yüksek

Ey gözlerinin rengi kadar kalbi güzel kız”

 

Bir ‘gardaşlık’ öyküsü… Gardaşlık dedim…’kardeşlik’o aslında

Her şey bu gardaşlıkla başladı, desem daha doğru olacak. ‘Bakü’den İstanbul’la Can  ve Dönüş’ adlı kitabı sayesinde Nigar Ismayilqızı tanıdım. O zaman daha önce çalıştığım gazeteye gelmişti.. Eşref Uzundere ağabeyimin vesilesi ile…28 Ocak’ta Ördekli Kültür Merkezi’nde yapılacak olan söyleşi ve tanıtım lansmanı için  meslektaşımın  özel röportajını hazırlamıştım. Bu haber sayesinde, hem arkadaşım, hem de sırdaşım olmuştu. Kalbi kadar fikirler de güzel benim Azeri arkadaşımın. Arada fikir çatışmaları yaşasak ta yine dönüp iyi ki varsın derdi. “Senin o gözel közlerin rengi gadar kalbi de güzel Aysel arkadaşım”derdi… Onun o  Azerbaycan ve Karabağ savaşları hakkında heyecanlı anlatışları , anlattığı İstanbul hatıraları ve gazeteciliğe başlığı yıllar oooff daha dün gibi kulağımda.

Kullandı şive ise onu daha sempatik ve şirin yapardı.

Bir Yaşar Kemal, Can Yücel ve Nazım Hikmet sevdalısıydı…Benim canım arkadaşım meğerse amansız bir hastalıkla mücadele etmekteymiş..Ben üzülmeyim diye de  söylememiş…niye söylemedin ey Ismayilqızı Nigar sorarım sana! neden hasta olduğunu bana söylemedin!

Söyleseydin de hazırlıklı olsaydım. Seninle daha fazla zaman geçirip, amansız hastalığın karşısında birlikte mücadele etseydik. Olmadı arkadaşım… olmadı.. 25 Haziran’da benim ziyaretime gelmiştin yeni başladığım ‘Kent Gazete’mize hayırlı olsuna… “Her zaman güçlü ve başarılısın sen” demiştin… “Burada da güzel işlere imza atacaksın” demiştin.  Çayımızı yudumlayıp attığımız kahkahalar eşliğinde yeni projeler üretiyorduk… bunların hepsi yarım kaldı be arkadaşım.

9 Temmuz ‘da da ziyaretime gelmiştin…

Bana sarılıp “İstanbul’la dönüyorum, tatil için hazırlıklar yapacağım. Döndüğümde Seni yine ziyarete edeceğim Necmettin ağabeyle birlikte seni Bakü’ye  davet ediyorum. Hep beraber Azerbaycan’ı gezip oraları görmenizi istiyorum” demiştin…Seni son görüşüm olacağımı nerden bilirdim ben arkadaşım… Meğer bana veda ediyormuşsun da haberim yok muş…

Kalbim yanıyor, ruhum sıkılıyor… 13 Eylül’de facebook’ta doğum günü kutladığım arkadaşımın dün gece ölüm haberini aldım! Üzüldüm yıkıldım...öğreniyorum ki doğum gününde, Ankara Hacettepe Hastanesi’nde gözlerini yummuş … Oysaki bende diyorum ki niye bana cevap vermiyor… Niye mesajıma bakmıyor  diye kızıp gönül koyuyordum.Tatil hazırlıkları için İstanbul’la döneceğini söyleyen Azeri arkadaşım meğerse kanser tedavisi görüyormuş.

Nigar Ismayilqızı kan kanseriymiş…Dünya genelinde milyonlarca insanın öldüğü o amansız hastalık benim can gardaşımı da almış… Huzur içinde uyu rüzgar gibi arkadaşım.

Şu zalim dünyada “Ey gözlerinin rengi kadar kalbi güzel kız” olan aslında sendin benim güzel arkadaşım…

Daha fazla kelimeler dökemiyorum yazıma  son olarak ‘Benim sözüm aptal ile serseme, Akıl başta yenik düşmem hırsıma, Zalim dünya dönse bile tersime,Yalan dünya kalp kırmaya değer mi.’ Diyerek sizlere de mesaj vermek istiyorum arkadaşlar.

İki günlük dünya için ne kimseyi ne üzün… nede kimsenin kalbini kırın.

Ne de huzurunu bozun. Bugün varız… yarın yokuz!!!

Çünkü bu koca dünya Sultan Süleyman’a kalmadı ki bize kalsın. Sonunda yine ölüm var.

  Bu yazı 4116 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI