Bugun...
SON DAKİKA

BURSA’DAN YAPILACAK MAKİNE İHRACATINI KİM ÖNLEDİ..? - 18 Aralık 2018

 Tarih: 17-12-2018 22:26:00
Binay KAZAN

Bugün siz değerli okurlarıma; Bursa’dan yapılacak yüklü bir makine ihracatının nasıl önlendiğini anlatan sıra dışı bir hikaye anlatmak istiyorum.

Biliyoruz ki; artık dünyanın gelişmiş ülkelerinde yaşayan insanlar, beslenirken zehirlenmek istemiyor. Tükettiği gıdayı, suyu ve sütü soruyor, soruşturuyor, ondan sonra sofrasına/masasına koyuyor. Biliyor ki; sağlıklı ve güvenli gıda tüketmemenin ağır bir faturası var.

Ülser gibi, kanser gibi, üreme hastalıkları, katarakt ve alerji gibi rahatsızlıklar sağlıksız beslenmenin faturasını yaratıyor.

Bu gibi olumsuz sonuçlar karşısında; zaman- zaman ikilemler içine girerek “bugün ne yesek” tümcesini, “bugün ne yemesek de sağlığımızı korusak”  noktasına getiriyoruz kendimizi…

Yani; gıda güvenliği konusunu yeniden ele almanın zorunluluğuna ulaşıyor herkes…Artık dünyanın gelişmiş ülkelerinde yüzde 100 gıda güvenliği olmazsa olmaz bir kural…

Çağdaş ülkelerdeki insanlar: sağlıklı ve güvenli gıda konusunda asla riske girmiyor.

Ama ya bizim ülkemizde..?

                              SIRA DIŞI BİR ZEHİRLENME HİKAYESİ

Şimdi size ciddi bir sorum var: bir insan maruldan zehirlenebilir mi ?

Bu sorunun cevabı genellikle “hayır” olmalı değil mi ?

Ama bu ülkede ve belki de bu şehirde; fabrikaların atık suları ile sulanarak yetiştirilen bir maruldan zehirlenebiliyor insan… Örnek bir olay anlatmamı ister misiniz ?

İşte size zehirli kimyasallarla sulanmış ve yeterince dezenfekte edilmeden masaya konulmuş aysberg türü bir marulun yarattığı bir zehirlenme hikayesi…

Hikayenin kahramanı; Bursa’ya mal almak üzere gelecek  Belçikalı bir işadamı…

Olayı sıcağı-sıcağına yaşayan ve bana anlatan da, Bursalı bir sanayici…Yakın bir geçmişte yaşanan marul ile zehirlenme olayını şöyle anlatıyor ihracatçı işadamımız: ”Akşam saatlerinde Brüksel’den İstanbul’a gelen müşterimi, Atatürk Havalimanı’nda karşıladım. Bursa’ya giden son feribotu kaçırdığımız için mecburen bir otele yerleştirdim. Müşterimi akşam yemeği için saat 21.00 gibi otelinden alarak Kumkapı’ya akşam yemeğine götürdüm. Bir balık restoranında; masayı bildik gıdalarla donattım. Beyaz peynir, karides güveç, kalamar, patates kızartması gibi bizlere özel mezelerdi. Bir de Aysberg türü marul ile mevsim salatası geldi masamıza... Lüfer ve palamut balık siparişleri ile ana yemeği tamamladık. Müşterimle birlikte aynı yiyecekleri yedim ben de…Gece yarısına doğru müşterimi kaldığı otele bıraktım. Sabah müşterimi alıp Bursa’ya getirmek için saat 09.00 gibi otele gittim. Ne yazık ki gece yarısı zehirleme belirtileri gösteren ve hastaneye kaldırılan müşterim, daha sonra da özel sağlık sigortasının sağladığı ambulans uçakla sabahın erken saatlerinde ülkesine dönmüş. Şaşırdım kaldım”.

                           ZEHİRLİ DERE SUYU İLE TARIM SULAMASI

Zehirleyen marul hikayesinin geri kalanı daha ilginç…Tam anlamıyla Türk işi bir dezenfektasyon çözümün sonucu…Bursalı işadamını dinliyoruz yeniden: “ Uzun vadeli ihracat projelerim olan saygın müşterimin neden zehirlendiği konusu kafamı kurcaladı.  Sorularıma yanıt almak için akşam yemek yediğimiz lokantanın yolunu tuttum. Lokantadaki garsonlardan ödenmeyen bir su faturası nedeniyle işyerinin suların kesik olduğunu, taşıma su ile temizlik yapıldığını öğrendim. Suların kesik olması nedeniyle de; tüm sebze ve meyvelerin, bir kova içine sokup-çıkarılarak temizlendiğini gözlerimle gördüm. Müşterimin neden zehirlendiğini anlamam zor olmadı. Büyük bir olasılıkla; aysberg türü marul, pis su dolu kovaya sokup-çıkararak temizlenmişti. Belki de kirli dere suları ile sulanarak yetiştirilen bu marulun üzerindeki mikroplar, pis su dolu kova ile yeniden özdeşleşerek çoğalmıştı herhalde. Ama garip olan şey; bana bir şey olmamasıydı. Bende aynı şeyleri yemiştim. Galiba biz bu tür mikropları defalarca aldığımız için, bünyemiz bağışıklık kazandı. Ama sağlıklı-güvenli gıdaya alışkın Belçikalı bireyin bünyesi, bu mikrobu kaldıramamıştı. Ne yazık ki; Belçikalı müşterimi bu zehirlenme olayından sonra, bir daha Bursa’ya getiremedim. İş ilişkimiz de başlamadan bitti”

Birebir yaşanmış bu hikayeden alınacak çok ders var aslında…

Kim bilir neler yiyoruz ve neler içiyoruz bilmeden…

Ne riskler taşıyor bünyelerimiz..?

Hangi ölümcül hastalıklara davetiye çıkartıyor sofralarımızdaki gıdalar..?

Biliyor muyuz ki bu tehlikeli gıdaları..?

Yoksa” bize bir şey olmaz” formatında tüm gerçeklere sırtımızı dönerek mi yaşıyoruz.

Etliye-sütlüye pek karışmadan..!

Ne dersiniz..?

ÖZLÜ SÖZLER: Felaketlerin çok iyi bir yanı  da,  bize gerçek dostlarımızın kim olduğunu öğretmesidir. (BALZAC)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

  Bu yazı 9387 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI