Bugun...

ESGİN’DEN ÇEVRE KONUSUNDA ‘UMUTLUYUM’ BEN..! - 12 Eylül 2018

 Tarih: 12-09-2018 00:35:00
Binay KAZAN

Yazılarımı takip eden sevgili okurlarım çok iyi bilecektir ki; ben siyaset yazıları yazmıyorum. Bu köşede yayınlanan; insan, çevre, yaşam ve ekonomi formatındaki yazılarımda da; siyaset dışı bir üslup kullanmaya dikkat ediyorum.

Önceki gün gazetemizi ziyarete gelen Bursa Milletvekili Mustafa Esgin ile de siyaset dışı konuşmalar yaptım ve yazı alanıma giren konularla ilgili görüşlerini aldım. Günün ekonomik sorunlarından yola çıkarak çevre-sanayi-tarım ilişkilerine geldiğimizde; Sayın Esgin’e şu soruyu sordum:” Pazara çıktığınızda satın aldığınız marul-maydanoz-dereotu gibi tarım ürünlerinin, nerede üretildiğini sorguluyor musunuz?”

Bu sorudaki amacım; M. K. Paşa- Karacabey kökenli Sayın Esgin’in tarım-kirlilik-kanser üçgenindeki sorunlara olan yakınlığına dikkat çekmekti.

Kentimizdeki Nilüfer ve Kirmasti Çaylarındaki kirliliğin sık-sık gündeme geldiği bu günlerde; bu su kaynaklarından yapılan sulama sonucunda üretilen tarım ürünlerindeki riske ve artan kanser olaylarına farklı bir bakış yaratmayı düşünmüştüm öte yandan da…

Ve sonunda; yıllarca sağlık sektöründe yaptığı çalışmalarla da dikkati çeken Mustafa Esgin’den Bursa’nın kirli su kaynakları konusunda çalışmalar yapma sözü aldım. Biliyorum ki; bir tarım kentinde doğup-büyüyen Mustafa Esgin, kentimizin çevre sorunları konusunda da adımlar atacaktır mutlaka…Özellikle de zehir saçan çay ve derelerimize…

                              YOK MU NİLÜFER ÇAYI’NI KURTARACAK..?

Biliyoruz ki; Bursa’da bir su kentidir. Evliya Çelebi, eserlerinde yaşadığımız kentin su açısından ne kadar şanslı olduğunu anlatmıştır hep...Uludağ’ın güney yamaçlarından doğan ve yine Uludağ’ın beslediği diğer derelerle beslenen Nilüfer Çayı, Bursa ovasından bir yılan gibi süzülerek geçmektedir. Bu su kaynağı; Nilüfer ilçesine de adını vermekte ve Bursa’ya da “içinden su geçen kent” kimliği kazandırmaktadır.

Adı Bursa ile özdeşleşen Nilüfer Çayı, ne yazık ki yeterince korunamadığı için gerçek işlevini yapamaz hale gelmiştir. Yaz mevsiminde yetersiz kalan su akışı nedeniyle kötü koku salan Nilüfer Çayı, suyun bol olduğu kış mevsiminde de yoğun kirlilik sorununu yaşamaktadır. Fabrika ve evsel atıklarla kirlenen Nilüfer Çayı, ne yazık ki aynı zamanda bir tarımsal sulama kaynağı…

Anlaşılıyor ki Bursa; maalesef Nilüfer Çayına “üvey evlat” muamelesi yapıyor. Dünyanın birçok kenti ;sahip olduğu akarsuyu ile ün ve prestij kazanırken, bizler kentin içinden akıp giden akarsuyumuzu temiz bile tutamıyoruz. Su kenti olarak anılan Bursa, adını koskoca bir ilçeye veren Nilüfer Çayı’nı koruyamıyor.

Gerçek ve acı olan da bu zaten..!

                                HANİ BALIK TUTULACAKTI ORADA…

Ne gariptir ki…Bursa’nın en önemli su kaynağı Nilüfer Çayının, sanayileşme ve diğer etkenlerin tesiri ile karşı karşıya kaldığı yoğun kirliliğin önlenmesi için çok fazla bir şey yapılamıyor. Başta BUMİAD, NOSAB ve BOSİAD olmak üzere birkaç STK’nın çabası da yetersiz kalmakta ve “içinden su geçen kentlerden biri olan” Bursa, tarihine ve doğasına ihanet etmektedir belki de…

Bundan yıllar önce…Ta  6 Haziran 1998 tarihinde; Bursa Yerel Gündem 21’in hazırladığı “Mavi Nilüfer Eylem Planı” programını da yakından takip eden bir yazar olarak; Nilüfer Çayı’nın kurtuluşu için yeni bir yol haritasının belirlenmesini öneriyorum. Çünkü o dönemin başarılı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Erdem Saker’in bu konudaki yoğun çabalarını ve “Nilüfer Çayında eski günlerdeki gibi balık tutulacak” dediği günleri gülümseyerek hatırlıyorum. Ama o günlerden bu yana çok fazla şeyin değişmediğinin ve hala Nilüfer’in mavi akmadığının canlı şahidiyim.

Bundan 50 yıl önce; bu derede yüzmüş, büyüklerimin de balık tuttuğunu ve ailece piknik yaptığını bilen bir Bursalı olarak; bu kenti yönetenlerin önemli bir görevinin de Nilüfer’i kurtarmak olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Yani; “yok mu Nilüfer Çayı’nı kurtaracak..?” diyorum.

Bu çağrıma Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in mutlaka yanıt vereceğini umuyorum.

Sağlıkçı olmasından dolayı kendisinden “umutlu” olduğumu söyledim gazetedeki görüşmemizde…

Nilüfer Çayı kenarındaki köylerde yaşayan çiftçilerin, bu su kaynağından yaptıkları sulama ile ürettikleri tarım ürünlerini tüketmek istemediklerini özellikle bir kez daha belirterek, tüm ilgili ve bilgililerinde Bursa’nın su kaynaklarını ciddiyetle korumalarını istiyorum.

Özlü sözler: İyi bir fikire sahip olmanın tek yolu; insanın birçok fikri olmasıdır. (Lenus PAUGLİNG)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

                       Türkiye’nin Venedik’i olmak..!

İçinden nehir geçen ve bu nehri turizme ve ekonomiye kazandıran dünyanın başarılı kentleri arasına ülkemizden de bir kenti katmak istiyorum. Komşu şehir; Eskişehir…

Kent merkezinden geçen ve yıllarca sanayi-evsel atıklarla kirlenen Porsuk Çayı’nı temizleyerek halkın hizmetine sunan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, mükemmel bir hizmete imza attı. Kapkara akan Porsuk Çayını bir mesire alanına çeviren ve bot ve gondollarla gezilebilir hale getiren Başkan Büyükerşen, Eskişehir’i “Türkiye’nin Venedik’i” haline getirmeyi başardı.

Artık Eskişehir; iç turizmden para kazanan bir kent haline geldi.

Gondollar dolup-dolup boşalıyor gün boyu…

Akarsu üzerine inşa edilen köprüler ve konulan heykellerde “çağdaş bir Avrupa kenti” görünümü kazanan Eskişehir, Bursa’ya nazire yaparcasına iç turizmden yoğun pay almaya başladı son dönemde…

Ve ben…Eskişehir’in “Porsuk Çayı mucizesinin” Bursa’ya iyi bir örnek olacağını ve Nilüfer Çayı’nın da temizlenerek Bursa turizmine kazandırılabileceğini düşünüyorum.

Ve de içinden nehir geçen tanınmış su kentleri arasına, bir gün Bursa’nın da gireceğini umut ediyorum tüm samimiyetim ile…Bir gün mutlaka…

  Bu yazı 715 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI