Bugun...

Gazetecilik - 23 Haziran 2019

 Tarih: 23-06-2019 00:06:00
Burak TOK

Özgürlüğün sözlük tanımı: “Herhangi bir koşulla sınırlanmama, zorlamaya, kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranma durumu” olarak yer alıyor.

Özgürlüğün bittiği yerde ise esaret başlar.

Gazetecilik ile özgürlük ise eş değerdir.

Özgür olunmadıkça düşüncelere, özgür olundukça bedenlere zincir vuruluyor.

Okumuyoruz. 1 lira gibi bir rakamdan satışa sunulan gazeteleri alıp okumuyoruz.

Evet, elimizde telefon var artık, internetten bakıyorsunuz…

Ama unutmayın ki gazetecilik biterse ve tek elden yönetilen sisteme tamamen mahkûm olursak hiçbir zaman doğruları tam anlamıyla öğrenemeyeceğimizden emin olabilirsininiz.

Hiç kimse okumadan doktor, mühendis, avukat, öğretmen gibi meslekleri yapamıyor.

Ancak her hangi biri sorgusuz sualsiz gazeteci olabiliyor.

Bununda önünün kapatılması bir o kadar önemli…

Gazetecilik sevgi isteyen bir iştir.

Bayramı, tatili, giriş-çıkış saati yoktur.

Sevgi ve emek ister.

En çokta cesaret ister.

Basın çok büyük bir güçtür. Kötü kullanıldığında felakete iyi kullanıldığında hizmete dönüşür.

Herkesin elbette bir tarafı vardır.

Ama bir tarafın düşüncelerini veriyorken, diğer tarafında cevabını yanına vermenin önemi büyüktür.

Gazeteci siyasilerin sesi değil, halkın sesidir.

Halkın çıkarlarını savunur.

Halkın yararına yanlışları ortaya çıkartır. Hataları düzeltir.

Fakat ülkemizdeki her şey artık değişti.

Basının özgürlüğü, mahkemelerin adaleti sorgulanıyor.

Bizler ise okumuyoruz. Bizler okumadıkça da gazeteler her geçen gün kayboluyor.

Çoğu iletişim muzunu meslektaşlarımız maalesef ki iş bulamıyor.

Artık bırakın basının halkın yararına çalışmalar yapmasını, kendi mesleğindeki sıkıntıları bile dile getirmez hale geldi.

Özgür mahkemeler, tarafsız basın yayın organları şimdilerde hepimizin dilinde…

Bazen konuşmak bir şey ifade etmez, harekete geçmek gerekir.

Bugün desteklediğiniz partinin mitingini veya aşığı olduğunuz takımın maçını düşünün.

Herkes benim oraya gidip destek olmamla mı olacak diye düşünürse meydanlar da boş kalır, tribünlerde…

Bu işte biraz böyle…

Gazete almıyoruz, okumuyoruz. Bir tarafı dinlerken diğer taraftardan haberimiz olmuyor.

Sonra ise meydan boş kalıyor. Gazeteler teker teker işçi çıkartıyor ve sonunda kapılara zincir vuruluyor.

Kendiniz için değil, ülkeniz ve geleceğimiz çocuklar için harekete geçmemiz lazım.

A,b,c gazeteleri hiç fark etmez.

Alıp okumalıyız.

Öğrenmeliyiz.

İşte ondan sonra ülke olarak ne kadar geliştiğimizi ve farklı görüşlerin bir arada olduğu gazeteleri daha sık görebiliriz.

 

  Bu yazı 5767 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI