Bugun...
SON DAKİKA

Kızların okuması ayıp değildir - 30 Temmuz 2019

 Tarih: 30-07-2019 09:08:00
Elif MACAR

Bugün ki yazımızda nerdeyse tüm gelişmiş ülkeleri de içinde barındıran bir sorundan bahsedeceğiz. Erkek çocuklarına oranla kız çocuklarının daha az okula gönderilmesi sorunu. Dediğimiz gibi bu sorun Türkiye gibi gelişmiş ülkeleri içinde çekmektedir. OECD'nin 2016 verilerine göre, eğitim-öğretimine devam edemeyen 15-19 yaş arası kadınların toplam nüfusa oranı yüzde 24,5 iken, aynı yaş aralığında erkeklerin oranı yüzde 12,62. Doğu illerinde yaygın olan 'kızlar okumaz' görüşü, son yıllarda hayata geçirilen kampanyalarla azalsa da geçerliliğini hala sürdürüyor. UNICEF'in verilerine göre, Türkiye'deki 600 bin kız çocuğu ilköğretim çağında olmalarına rağmen okula gitmiyor. Bugün Türkiye’mizde 7,5 milyon insanımız okuma yazma bilmiyor. Bunun 6 milyonunu kadınlarımız oluşturmaktadır. Milli eğitim istatistiklerine göre, Şanlıurfa’mızda kadınlarımızın okuma-yazma bilmeyenlerin oranı % 47’dir.

 

Aslında hepimizin kafasında tek bir soru belirleniyor. Neden okula gitmiyorlar? Bunun aslında birçok nedeni var, bana sorarsanız her nedenin ise kesin ve net bir çözümü olmalı.

 

Ekonomik yetersizlik, çevre baskısı, cinsiyet eşitsizliği, kız çocuğuna anneye yardımcı gözüyle bakılması, nikâhsız beraberliklerden dünyaya gelen ve bunun sonucunda nüfusa kayıtlı olmadığı gibi okula da gidememe, bir diğer önemli neden ise ekonomik şartlardan dolayı çocukların çalıştırılması. Bunlar ve bunlar gibi birçok ciddi neden.

 

Aklımın yettiğince, dilimin döndüğünce bu nedenlerin bazılarına değinmek istiyorum müsaadenizle. Benim aralarında en çok ilgimi ve tepkimi çeken bir neden var, “kız çocukları okumaz, ayıptır!” düşüncesi. Bu tür anlayışlar üzülerek söylemek istiyorum ki doğu illerimizde sıklıkla görülmektedir. Okulları güvenli bir yer olarak görmedikleri gibi, okullarda yanlış şeylerin öğretildiğini savunmakta bazı ailelerimiz var. Bu tür bir sorunun önüne, bu düşünceyi savunan ailelerimizi okula götürmeli, okul tanıtılmalı, gerekirse ders anlatıldığı anda sınıfta bulunup çocuklarımıza neler öğretildiğini görmeliler ve işitmelilerdir.

Bazı ailelerimizde maalesef kız çocuklarını evin işlerini yapsın, kardeşlerine baksın, annesine yardım etsin düşüncesiyle okula göndermiyor. Örneğin yaklaşık 10 nüfuslu bir ailede evin 13-17 yaş grubunda bir kız çocuğu var ise, evin temizliği, küçük kardeşlerinin bakımı, yemek yapma vs. gibi sorumluluklar veriliyor ve bunun sonucunda maalesef ki okula gönderilmiyor. Üstelik bu görevlerden herhangi birinde bir aksaklık olursa hırpalanıyor, sözlü veya sözsüz şiddete maruz kalıyorlar. Düşünebiliyor musunuz o kız çocuğunun psikolojisini? Bir kız çocuğu düşünün, henüz 14-17 yaşlarındayken küçük kardeşlerini okula hazırlıyor, kardeşlerinin okul çantalarını hazırlıyor, aradan zaman geçiyor evlendiriliyor. Çocuklarını okula gönderirken buluyor kendisini, hayalini kurduğu okul üniformasını ütüleyip çocuklarını giydiriyor. Aradan yıllar geçiyor torunları okula gidiyor, hayallerini kurduğu okul muhabbetlerini yıllar sonra torunlarından dinliyor. Ona ise sadece hayal kurmak kalıyor.

 

Maalesef bazı ailelerde ekonomik durumlarında yerinde olmalarına rağmen “evlenince zaten kocası bakar boşuna masraf etmeliyim” diyorlar. Bu düşünceyi savunan ailelere çok açık ve net bir sorum olacak, kızınızın geleceğini nasıl olurda ihtimallere bırakırsınız?  Hiç kimseye, kendi kocasına bile muhtaç kalmadan hayatını sürdürebilecekken neden başkasının eline muhtaç kalsın ki? Hâlbuki okusa belli bir yerlere gelse hayatını zorlanmadan sürdürebilir. Başına en ufak olumsuz bir olay geldiği anda dimdik ayakta durabilmesi için okuması ve en önemlisi ekonomik özgürlüğü olması gerekir.

 

Bir kadının okuması toplumumuzda önemli bir rol oynamaktadır. Zira bizleri yetiştiren annelerdir. Doğduğumuz andan itibaren yanımızda devamlı olarak bulunan annelerimizdir. Yani bir çocuğun iyi şekilde yetişmesi için bile kadınlarımızın okuması gerekir.

 

Kız çocuklarımızın okula gidememelerinin veya okula başladıktan sonra okullarının yarıda kesilmesinin bir diğer nedeni ise erken yaşta evliliklerdir. Henüz 12-15 yaşlarında iken yani okula gittikleri sırada zorla da olsa nişanlandırılıyor, bazı kız çocuklarımız okullarına o halde bile devam edebilirken, bazı kız çocuklarımız ise bu kadar şanslı olamıyor. Nişanlıyken ailesi izin verse bile bu defada ‘müstakbel kocası’ denilen şahıs izin vermiyor ve hayalleri katlediliyor. Hâlbuki kimisi öğretmen, kimisi doktor, kimisi hâkim, kimisi ressam olmak istiyordu.

 

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi ; “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki; bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki; bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”

 

Kız çocuklarımızın ellerinde bebek bezi, süpürge, bez vs. değil, kız çocuklarımızın ellerinde kalem kitap olmalıdır.

 

  Bu yazı 1671 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI