Bugun...

Medya nasıl kurtulur? - 2 Ekim 2019

 Tarih: 02-10-2019 08:36:00  -   Güncelleme: 02-10-2019 09:46:00
Furkan KAHRAMAN

Memleketin gündemi neredeyse saniye başı değişiyor.

Önce Silivri'deki depremi konuştuk, sonra depremi unutup İmamoğlu-AFAD gerginliğini izledik, son olarak da elektrik faturasına gelen yüzde 15'lik zam ile 'çarpıldık'!

Ana konuya girmeden önce elektrik zammı ile ilgili şu bilgiyi paylaşmış olayım.

Nisan 2018'den bu yana elektrik faturalarına sırası ile %6, %3, %9, %9, %15, %37, %15 tutarlarında zam yapıldı ki bu yaklaşık 1,5 senede tam tamına %135'lik bir artış anlamına gelir.

Yani 'uçuşa geçtik.' Şimdiden hayırlı olsun.

Tüm bu yoğun gündemden ayrı,

Geçtiğimiz günlerde Bursa Teknik Üniversitesi bünyesinde 2011 yılında İletişim Fakültesi kurulduğunu, ancak öğrenci olmayışı nedeniyle eğitim faaliyetlerine başlayamadığı, ancak aradan geçen 8 yıllık süreye rağmen fakültenin kapatılmadığını, aksine fakülte için ödenek dahi geldiğini öğrenmiştik.

Ama bugüne kadar bir kişi de çıkıp ‘Bursa’da iletişim fakültesine ne gerek var?’ diye sormadı.

Çünkü sorması gereken zevatın bir kısmı, iletişim fakültesi talebini tanışma toplantısında Uludağ Üniversitesi Rektörü'ne iletmekle meşguldü!

Bakınız; Türkiye'de toplamda 71 iletişim fakültesi bulunuyor. Kaba bir hesap ile de her yıl ortalama 10 bin yeni iletişimci sektöre atılıyor.

Daraldıkça daralan, hareket imkanının 'imkansız' hale geldiği bir sektöre.

Genç iletişimciler mezuniyetten kısa bir süre sonra şanslarını medya kuruluşlarında, şirketlerin kurumsal iletişim departmanlarında deneseler de çareyi polislikte, bankacılıkta, esnaflıkta buluyor.

Hal böyleyken, Bursa'nın en köklü basın kuruluşlarından olan Olay Medya'nın kapanacağı haberi de sektöre bomba gibi düştü. Kararın şimdilik ertelendiği söylense de yerel basının geldiği noktayı göstermesi açısından çok önemli bir örnek olmayı sürdürüyor. İşten ayrılmalar da ufak ufak başladı zaten...

Aslına bakarsanız Türkiye'de basın yerel-genel ayırt etmeksizin zor durumda.

Kağıt, baskı, düşen reklam gelirleri, daralan basın ilan pastası derken denizin bittiği anlara gelindi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şube Başkanı Rabia Deniz, yerel medyanın güçlenmesine yönelik çözüm önerilerini, "ÇGD Bursa Şubesi’nin 453 üyesi var. Bir çalışma yaptık kendi aramızda ve üyelerimizin yüzde 80’inin işsiz olduğunu tespit ettik. Geri kalan yüzde yirmi de özel okul, hastanelerin departmanlarında, bazı dergilerde çalışıyorlar. Gazetecilik Bursa’da böyle bir yere doğru gitmeye başladı. Medyaların başındaki bizim duayenlerimiz bir türlü bırakıp gitmiyorlar. Yeni gelen gençler onların uygulamış olduğu para politikalarına bir türlü adapte olamıyorlar. Sistemin dışına kendi kendilerine itiliyorlar. Bursa’da gazetecilerin gazetesini kurması buna da Bursa kamuoyunun destek olması gerekiyor. Bursa’da sivil toplum kuruluşlarının büyük gücü var. Gazetecilerin gazetesi ortaya çıksa ve bunlar da desteklese, haber alma hakkına sahip çıksa birçok gazeteci istihdam edilebilir ve bu hayal değil" sözleri ile dile getiriyor.

Elbette, Deniz'in saydığı konu başlıkları birbirinden önemli. Ancak dile getirilmesi gereken başka noktalar da var.

Örneğin, yerel basındaki nepotizm hastalığını buna örnek olarak gösterebiliriz. Kriterleri liyakat yerine siyasi parti, memleket veya samimiyet derecesi olarak belirlenen bir meslek kolunda sistemin çarkları arasında ezilmemek zaten zor zanaat...

Düşünsenize, 'torpil'in olmadığı bir medya ne şahane olurdu...

Öte yandan gazetecilerin haklarını savunabilecek bir sendikal faaliyetin sağlıklı bir şekilde oturmaması da ayrı bir etken. Ayrıca alan dışı istihdamı en yüksek olan sektör olan medyanın ciddi bir arınma sürecine girmesi gerektiği kanaatindeyim.

Zira gazetecilik kisvesi altında haysiyet cellatlığı yapmaya niyetlenenleri sıkça görüyoruz.

Farkındaysanız gelir düzeyi, ücret skalası gibi konulara da girmedim.

Sonuç olarak üniversite sayısının artması nasıl ülkenin eğitim kalitesini artırmıyor ise, bu kadar çok iletişim fakültesinin olması da medyayı kurtarmaz. Tersine işleri daha da zorlaştırır.

Bu yüzden naçizane önerim; iletişim fakültelerinin sayılarının azaltılması ve tıpkı konservatuarlar gibi yetenek sınavı ile öğrenci alımı yapmasıdır.

Belki o zaman çözüm önerilerini konuşabiliriz...

  Bu yazı 2767 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI