Bugun...

Kim kazandı, kim kaybetti? - 23 Ekim 2019

 Tarih: 23-10-2019 09:00:00

Barış Pınarı Harekatı'nda adım adım sona doğru yaklaşılıyor.

Dün gece 120 saatlik mutabakat sona ermişti, büyük ihtimalle terör gruplarının çekilmesi de tamamlanmış olacak bu yazıyı okuduğunuz vakitlerde.

Yine kuvvetle muhtemeldir ki ilerleyen zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Barış Pınarı Harekatı'nın başarı ile noktalandığı açıklaması da gelebilir.

Öyle ya, PKK/YPG mensubu terör unsurları Türkiye'nin talep ettiği şekilde iç bölgelere doğru çekildi, sınırlarımızda bir terör koridoru oluşmasına müsaade edilmemiş oldu.

Tabi, terör unsurlarının yanı sıra ABD de bölgeden çekildi. Suriye'nin kuzeyindeki varlığı 'herhalde' sona erdi desek yeridir.

Peki, bu bölgede meydan kime kaldı?

El-cevap: Rusya'ya.

Dolayısıyla da Esad/Esed'e.

Elbette güvenli bölge içerisinde askerimiz bulunacak ama Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, birkaç yıl önce kontrolünü kaybettiği toprakları Rusya'nın garantörlüğünde sessiz sedasız, bir garip diplomasi ile yeniden geri almış oldu.

Yani, Esad kazandı.

Öte yandan, Türkiye ile dirsek temasını kesmeyen, ama bir taraftan da Esad'ın arkasındaki en büyük güç olan Rusya, izlediği politika ile Suriye'deki hakimiyetini bir nebze daha genişletti.

Yani, Rusya da kazandı.

ABD açısından bakıldığında ise durum biraz daha karışık. 'Ulu sarı bilge' Trump, sosyal medyadan yaptığı birbirinden muazzam açıklamalar ile süreci allak bullak etti. Muhtemelen kendi de bundan sonra ne olacağını kestirmeye çalışıyordur.

Bölgede 'tavşana kaç, tazıya tut' politikası ile yıllardır semirtip destekledikleri ve Türkiye'ye sardırdıkları teröristlerin bundan sonra ABD tarafından ne şekilde değerlendirileceği bir soru işareti. Ayrıca yukarıda belirttiğim üzere Suriye'nin kuzeyinden 'görünürde' çekilmeleri bir prestij kaybına neden oldu.

Gerçi onlar için hava hoş. Demokrasiyi getirdikten (!), petrole çöktükten sonra kim takar prestiji...

Öte yandan yıllardır üfürülen 'Türkiye ile müttefikiz, şöyle dostuz, böyle kankayız' hikayeleri 'Türkiye'ye karşı PKK'yı destekledik' açıklaması ile son buldu. Yine kuvvetle muhtemeldir ki harekatın başından beri söylenen ambargolar, tepkiler falan da kısa süre içinde unutulup gidecektir.

13 Kasım'da gerçekleşmesi beklenen Trump-Erdoğan görüşmesi de bölgedeki nihai tablo açısından belirleyici olacaktır...

Gelelim bize,

Barış Pınarı Harekatı ile ordumuz hala dünyanın en güçlü ordularından biri olduğunu gösterdi; hem de başından geçen 15 Temmuz ve kumpas davalarına rağmen...

Can-ciğer görülen, türlü ihaleler verilen Arapların aslında o kadar da dostumuz olmadığı görülmüş oldu.

Barış Pınarı Harekatı milliyetçi-muhafazakar cephede safların sıklaşması adına AK Parti adına olumlu oldu. İç siyasette rüzgar iktidardan yana esti; ekonomik sıkıntılar, yeni parti söylentileri gündemden şimdilik düştü.

Ancak, baştan 'dengim değil, görüşmem' denen ABD Başkan Yardımcısı ile görüşülmesi, görüşmeden de mutabakat çıkması yine dış politikadaki itibarımız için çok hayırlı olmadı. Tabi, ABD ile varılan anlaşmanın 'mal varlığı dondurulması' açıklamalarından hemen sonra gerçekleşmesi de...

Bir de adım adım Esad ile diyalogun önünün açıldığını söylemek gerek. Dışarıdan gelen baskıların da etkisiyle bundan sonra diplomasi konuşacak gibi duruyor.

Özetle, politik anlamda bu sabah, dün gecekinden epey farklı olabilir. Kazanan-kaybeden dengesi değişebilir ki gayet normal, siyaset bu.

Kesin olan şu ki, vatandaşın elinde ise Barış Pınarı Harekatı'ndan geriye, sembol olarak 'asker selamı' kaldı...

 

  Bu yazı 2113 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI