Bugun...
SON DAKİKA

'Babacan çıkmazı' - 8 Temmuz 2019

 Tarih: 08-07-2019 09:12:00  -   Güncelleme: 08-07-2019 11:33:00
Furkan KAHRAMAN

Siyaset kazanları, 23 Haziran'dan sonra daha da kuvvetli kaynamaya başladı.

AK Parti'nin 31 Mart'ta elde ettiği 'Pirus Zaferi' tadındaki sonuçların ardından büyükşehirlerin Bursa hariç el değiştirmesi muhalif seslerin tonunun biraz daha yükselmesine yol açmıştı.

Ancak 6 Mayıs tarihinde İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararının çıkması, parti içerisinde de çatlak seslerin belirginleşmesine, safların netleşmeye başlamasına neden oldu.

23 Haziran'da Ekrem İmamoğlu'nun büyük bir fark ile elde ettiği galibiyet, iktidar için bazı noktalarda 'denizin bittiği' anlamına geliyor.

Son olarak, sonbahar aylarında parti kuracağı açıklanan Ali Babacan hakkında yapılan FETÖ suçlaması da bir anlamda buna işaret ediyor.

Ekonomi, insan hakları, basın özgürlüğü gibi konularda başlangıç noktasından çok uzakta olan AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, söylendiği ve beklendiği gibi bir 'öze dönüş' yaşayacak gibi durmuyor.

Bunun en temel örneğini de Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'nın görevden alınışı ile daha net görmüş olduk.

Ülkenin tüm meselelerine karar veren tek merci olan, futbol, aile planlaması, ekonomi, basın, din gibi konularda yaptığı açıklamalar ile 'otorite' konumunda bulunan Erdoğan'ın 'zirvedeki yalnızlık' sendromunu yaşadığının hepimiz farkındayız.

Sorunun kaynağına inmek yerine üretilen günübirlik çözümler, devlet aklı yerine her seçim sonrasında karşımıza çıkan kabine değişiklikleri  merhem bulunamayan yaranın boyutunu gözler önüne seriyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk zamanlarından bugüne birlikte siyaset yaptığı insan sayısı 'bir elin parmakları' seviyesinde, yenileşme yükseliş getirmedi. Bu bir gerçek.

Babacan'ın Abdullah Gül desteği ile kuracağı partinin Türk siyasetinde oynayacağı rolü şimdiden kestirmek güç. Ancak teşkilat içerisinde bir takım ayrılıkların yaşanacağı da ortada.

Eleştirileri 'görev bekliyorum' mesajı taşıyan Ahmet Davutoğlu'ndan ziyade Babacan'ın ekibinin AK Parti oylarına zarar vereceği, partide bir bölünme yaşanacağı söyleniyor.

Hal böyleyken AK Parti cenahının, yükselen her muhalif sese 'FETÖ' damgası vurarak akamete uğratma girişiminin işe yaramayacağını anlaması gerekiyor. Tıpkı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener için de gerçekleştirilen FETÖ soruşturması gibi.

Ayrıca bu durum FETÖ'nün daha da sulandırılmasına sebebiyet veriyor.

FETÖ'nün siyasi ayağı konusunda gerçekten bir istihbarat veya bir bilgi var ise elbette üstüne gidilmesi ve ortaya çıkarılması gerekiyor.

Kısır siyasi çekişmeler için bu memleketin yaşadığı en büyük kabuslardan birinin malzeme olarak kullanılması ise ziyadesiyle antipatik bir durum yaratıyor...

 

 

  Bu yazı 4263 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI