Bugun...
SON DAKİKA

Hain Davutoğlu, kavgacı CHP ve diğerleri... - 5 Eylül 2019

 Tarih: 05-09-2019 08:31:00

Yaklaşık bir haftadır yalnız ve güzel ülkemizde yaşanan gelişmeleri, pozisyonu süzmek için ortamdan uzaklaşan hakem edası ile uzaktan izlemeyi denedim.

Ancak gidişat, ne açıdan bakarsan bak parlak değil...

Önce gündeme Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti'nin kuruluş yıldönümünde Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu'nu hedef alarak sarf ettiği sözler damga vurdu. Erdoğan, "Kutlu yolculukta davanın yükünü kaldıramayanlar çeşitli sebeplerle yolunu kaybedenler olmuştur. AK Parti yoluna devam edecektir. Ama bu kutlu çatıdan ayrılanların hiçbirini esamisi okunmamıştır bundan sonra da okunmayacaktır" dedi.

Erdoğan'ın bu açıklamasına söz konusu isimlerden yalnızca Ahmet Davutoğlu yanıt verdi ve "Bize hain dediler, ihanetle tanımladılar söylediklerimizi. Bu ülkenin teveccühüyle göreve gelmiş sadece bana değil, herhangi bir T.C. Başbakanına kimse hain diyemez. Bu milletin içinden bundan sonra da hain bir başbakan çıkmayacak" ifadelerini kullandı. Yetinmedi, "Terörle mücadele konusunda bizi bugün eleştirenler eski defterler açılırsa insan içine çıkamaz" sözleri ile 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihleri  arasında kalan iki seçimin ortasındaki zaman dilimine işaret etti ki, Davutoğlu bu cümleyi kurduysa devamını getirmeli diye düşünüyorum. Tabi bu zamana kadar neden sustuğunu açıklamak kaydıyla...

AK Parti'de bu açıklama ile daha da gerilen ortam, MYK toplantısında Ahmet Davutoğlu, Ayhan Sefer Üstün, Selçuk Özdağ ve Abdullah Başçı'nın kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu'na sevk edilmesiyle başka bir boyut kazandı.

Elbette yaşanan bu gelişmeler, yenilerini tetikleyecek ancak Ahmet Davutoğlu'nun son zamanlarda daha fazla gündemde olduğunu belirtmek gerek. Yerel seçimlerin hemen sonrasında arkasına rüzgar alan Ali Babacan ve ekibinin daha arka planda kaldığını görüyoruz. Belki de bu bir politikadır, bilemeyiz.

Ancak Davutoğlu'nun Erdoğan'ın açıklamalarına gösterdiği reaksiyon ve 'Çok şey biliyorum konuşturmayın beni' tavrı hayli ilginç. Bildiği muhakkak, ancak bunu koz olarak kullanması garip. Zira kendisi artık Erdoğan'ın ve halkın gözünde 'potansiyel muhalefet lideri.'

Davutoğlu'nun ihraç talebi sonrasında parti içerisinde istifalar gerçekleştiği de sosyal medyaya düştü. Yaşanan gelişmeleri hep birlikte takip edeceğiz...

 

****

 

Mikrofon yarası!

Gündemdeki tazeliğini koruyan bir diğer haber de CHP'nin Yıldırım İlçe Başkanlığı tarafından Barış Manço Kültür Merkezi'nde düzenlediği panelde çıkan kavga. Olayın detaylarını zaten bildiğinizden o kısmı atlıyorum.

31 Mart Yerel Seçimleri'nde Bursa'nın kaybedilmesi, CHP'nin içerisinde büyük bir yara, geçtiğimiz akşam Kılıçdaroğlu da bunu dile getirdi. "Adayımız doğruydu ama biz orayı iyi yönetemedik. Sorun vardı. İstanbul'dan çok daha rahat alabilirdik, olmadı" dedi.

Büyükşehir Adayı Mustafa Bozbey ve İl Başkanı Hüseyin Akkuş'un arasında yaşanan gerginliğin bu seçimi kaybettirdiğini görmek için de büyük bir meziyete gerek yok. Akkuş, alınan sonucu başarı olarak gördü, Bozbey ise yönetimin arkasında durmadığını savundu.

Eğer Bursa'nın kazanılamayışı bu denli büyük bir yara ise Akkuş ve yönetimi hala neden görevde?

Eğer aday doğru ise ve Bozbey'in kazanmasına kesin gözü ile bakıldıysa neden yönetimin adayla koordineli çalışması sağlanmadı? Ya da il yönetiminde değişikliğe gidilmedi?

Eğer il yönetiminden yana bir zafiyet yok ise neden Bozbey her platformda yalnız bırakıldığını söylüyor?

Sorular uzar gider, ancak cevap veren olur mu bilmem. Ancak bilinsin ki havada uçan mikrofonlar ve suçlamalar, partinin gözündeki imajın daha da zayıflamasına yol açıyor...

 

****

 

Lügata eklenen yeni sözcük: Pejmürde

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun  Bursa'da katıldığı düzensiz göç ile ilgili değerlendirme toplantısına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yaptığı 'uyarı' damga vurdu.

Bakan Soylu, İmamoğlu'nun Diyarbakır'da yaptığı ziyareti eleştirirken, "İşini yap, başımızın üzerinde yerin var, ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz" dedi.

Ahalinin sözlüğüne de 'mutmain'den sonra yeni bir kelimeyi eklemiş oldu. Yeni ekleyecekler için belirteyim: Pejmürde; eski püskü, perişan anlamına geliyor.

Soylu'nun dile getirdiği bu perişanlık nasıl gerçekleştirilecek? Kayyım atayarak mı?

Peki, 800 bin oy farkla seçilen bir belediye başkanını görevden almaya kalkmak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2012 yılında söylediği  "Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz" sözü ile çelişmeyecek mi?

  Bu yazı 4990 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI