Bugun...

'Dumansız' özel hayat - 27 Eylül 2019

 Tarih: 27-09-2019 09:13:00

Memlekette tütün ve tütün ürünlerine karşı verilen 'amansız' mücadelede yeni etaba geçildiği, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bizzat açıklandı: 'Bundan böyle kimse otomobilinde sigara içemeyecek!'

Söz konusu karar üzerine yollarda kontroller başladı, arabasının içinde sigara içen şoförlere 153 TL'cik(!) uyarı cezası kesildi.

Tamam da niye?                                                                   

Son zamanlarda devletimizin teşvikleri ile ahaliden 'duman avcıları' oluşturma fikri belirli ölçüde kabul edilebilir olsa da son uygulamanın mantıktan uzak olduğu gerçeği ile de yüzleşmek gerekiyor.

Elbette sağlığa zararlı olan bu ürünlerin tüketiminin azaltılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı. Ama bilinçlendirme yasaklayarak olmamalı.

Tütün ve tütün ürünlerinin kapalı alanlarda, toplu taşıma araçlarında içilmesi yasak. Şimdi yasağın kapsamı genişletilerek özel araçlarda içilmesi de yasaklanıyor, üstüne de ceza kesiliyor.

Konu hakkında bildiğim kadarı ile yalnızca sözlü bir beyanat var, dolayısıyla henüz yasalaşmadı. Bu durumda 'özel mülkiyet' statüsünde olan araçlarda içilen sigaraya hangi maksatla para cezası kesiliyor?

Yapılan bu uygulama özel hayata müdahale anlamı taşımıyor mu?

Ahali, yasak sebebiyle 'tütün'ü kapı önünde veya balkonda bahçede içmeye başladı. Ancak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sigara içenlere bu konuda da aman vermeyeceklerini belirterek, "Cezbedici olmasın diyoruz ama restoranların, kafelerin en güzel yerleri sigara içenlere ayrılıyor. Televizyonlarda buzladığımız görüntüleri çocuklara göstermeyelim diyoruz ama restoranda, sokakta sergiliyoruz. Yurtdışında bu kadar açık alanda içilmiyor" ifadelerini kullanmıştı.

Sigara içen insanların da bu ülkenin vatandaşı olduğunu yeniden hatırlama vakti geldi sanırım... Zira mesele sigarayla savaşmaktan çok sigara içenle savaşmaya döndü.

Konuyu rahmetli Neşet Ertaş'ın vakti zamanında Recep Tayyip Erdoğan'a söylediği söz ile noktalayalım: "Zavallı garip fakir fukaranın canı burnunda, bir sigarası var. Biraz da çevremizi havamızı kirletenlere bir şeyler yapsanız..."

 

                                                                                              ****

 

2100'de Türkiye kıyıları sular altında

 

Ahali; Greta isimli 16 yaşındaki aktivist kızın 'dış güçlerin maşası' olduğuna inana dursun yayınlanan yeni bir rapor iklim konusunda mücadele etmenin tüm insanlığın görevi olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

"Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin Değişen İklimde Okyanuslar ve Kriyosfer Raporu"ndan elde edilen bilgiye göre;

İklim değişikliği deniz ve okyanus seviyelerinin yükselmelerine, buzulların erimesine ve milyarlarca ton metan gazının atmosfere salınımına yol açıyor.

Eğer iklim değişikliği ile mücadele içerisinde dünyada emisyonlar azaltılmaz ise 2100 yılında Türkiye'de bu durumdan fazlaca etkilenecek.

İstanbul'da ve İzmir'de deniz seviyesinin 50 cm yükseleceği, Karadeniz kentlerinin kumsallarının yarısını kaybedeceğini, Ege'deki balık türlerinin yüzde 20'sinin yok olacağı ön görülüyor.

Sen hesaplama yapmadan ben söyleyeyim güzel kardeşim, 2100'e 81 sene var.

Sen görmeyebilirsin ama bu piyango torununa vuracak.

Benden söylemesi...

****

İkmale kalan eğitim sistemi

 

 Milli Eğitim Bakanlığı, 4'üncü sınıflar seviyesinde yapılan ‘Türkçe-Matematik-Fen Bilimleri Öğrenci Başarı İzleme Araştırması’nın sonuçlarını yayınlamış.

Her alandan ortalama 111 bin öğrencinin katıldığı araştırma sonucuna göre öğrencilerin yüzde 40'ı Türkçe'de okuduğunu anlamıyor.

Matematik sınavında ise 'akıl yürütme' düzeyindeki sorularda öğrencilerin yarısı başarısız oluyor.

Ağustos ayında Uluslararası Öğrenci Değerlendirme (PISA) Eğitim Direktörü Andreas Schleicher, Türk öğrencilerin karmaşık sorular karşısında çözme becerilerinin olmadığını söylemişti.

Yani eğitim sistemimiz yine 'ikmal'e kaldı!

Türkiye'de okul saatleri öğretmen ve öğrenci için 'mesai' olarak görülüyor.

Söylemlerde temel laf 'eğitim kalitesinin yükselmesi' ancak kısa vadede bu çok mümkün görünmüyor.

Çünkü bir ülkede eğitim alanında yapılacak hamlelerin sürekli olabilmesi için 'hükümet' değil 'devlet' politikası olması ve uzun vadeye yayılması gerekiyor.

  Bu yazı 3546 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI