Bugun...

Gönül her sözü kaldırmaz - 21 Haziran 2019

 Tarih: 21-06-2019 00:05:00  -   Güncelleme: 21-06-2019 12:46:00
Halide TATAROĞLU

Bir baba, bir gün oğluna ''Her kırdığın insan için şu tahtaya bir çivi çak'' der.
Oğlu, babasının dediğini yapar ve her kırdığı insan için tahtaya bir çivi çakar. Bir süre sonra bakar ki tahta çivilerle dolmuş, taşmıştır. Babasına gösterir. Babası ''Peki şimdi kırdığın insanların gönlünü al ve her aldığın gönül için bir çiviyi sök'' der. Zaman geçer çocuk söylenileni yapar ve babasının yanına  çivileri söküp geri gelir ama.. Tahta delik deşiktir... Baba tahtayı eline alır ve evladına şöyle der;
''İnsan kalbi bu tahta gibidir oğlum, kırdığın kalbi belki düzeltirsin ama izi her zaman kalır.''

       Bilerek yada bilmeyerek muhakkak bir kalp kırmışızdır. Çoğu zamanda yaptığımız hatayı anlayıp pişman olup özür dileyerek kendimizi affettirmeye çalışırız. Bazı sarf ettiğimiz sözler öyle ağırdır ki keşke deriz; keşke dilim tutulsaydı da söylemeseydim o sözü. Halbuki  H.z Mevlana ne güzel demiş  “Ey can; kimseyi kırma sözden ağırı yoktur. Beden çok yükü kaldırır ama, gönül her sözü kaldırmaz”. İş işten geçtikten sonra neye yarar ki gönül almak , keşkeler neye yarar. Bir kere o çiviyi geçirmişsin kalbe söküp atsan ne fayda.

     Dini açıdan baktığımızda da İslam dininde kalp kırmak çok büyük bir günahtır. Kalp kırmak Allah (c.c.)’ı incitmektir, müslüman dahi  olmasa kimsenin kalbini kırılmamalıdır denilmiştir. Bu konuda büyük bir hasasiyeti gösteren dine mensup insanların kalp kırma konusunda çok daha dikkatli olması gerekmezmi.

     Bazen bir kalp kırdıysak vicdan yaparız,üzülürüz. Bir şeyleri sebep göstermek isteriz. Saklanırız bu sebeplerin arkasına… “Çok moralim bozuktu”; “Başım çok ağrıyordu; “Öfkeden deliye dönmüş gibiydim ne dediğimi hatırlamıyorum” v.s.  ve bunların geçerli bir sebep olduğuna öyle bir inanmışızdır ki birde üstüne haklı çıkmaya çalışırız. Kırdığımız insandan bizi anlaması için müsamaha bekleriz. Vicdanımız bir tarafta kibrimiz bir tarafta kavgaya tutuşmuş,mantığımız kırmamalıydın aslında hadi özür dile diye seslenirken, aklımız hangi yolu seçerse seçsin artık hiçbir önemi yoktur sebeplerin kırılmıştır kalp. Keşke kırmasak kalpleri incitmesek birbirimizi. Dilimize, öfkemize bir hakim olabilsek. Annemizi kırmasak mesela. O anki durumun tamamen dışında olan evladımızdan sinirimizi çıkarmasak. Dostum dediğimiz insanlar ne söylersek söyleyelim hep yanımda olur rahatlığı olmasa üzerimizde. Bir işveren maaş ödüyor diye istediği sözü söyleme hakkını görmese kendinde. Büyük bir stres altındayken her şeyi kırıp dökme hakkımız olduğunu zannetmesek. Olamaz mıyız çok mu zor!!!.

      Öyle veya böyle bir şekilde hepimiz kalp kırdık. Asıl olan kırmamak fakat önemli olanda hatamızı anlayıp özür dilemek,kalbini kırdığımız her kimse gönlünü almak tekrarlanmaması için çaba sarfetmek gerek. Evet şimdi bir düşünelim mi ne dersiniz… Hikayedeki çocuk misali; kırdığımız kalpler var mı, varsa bir bir çaktığımız çivileri sökelim mi kalplerden. Kalplerde kalacak olan izler ne mi olacak? İnşallah o çivileri çok derinlere çakmamışızdır da çok uzun sürmez bizi affetmeleri.

KALBİ KIRDIKTAN SONRA GELEN ÖZÜR,

DOYDUKTAN SONRA GELEN TUZ GİBİDİR.

                   PABLO NERUDA

 

  Bu yazı 2796 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI