Bugun...
SON DAKİKA

Bakarken görüyor muyuz? - 7 Temmuz 2019

 Tarih: 07-07-2019 00:06:00
Halide TATAROĞLU

Yürürken, seyrederken, okurken baktığımız her şeyin acaba ne kadarını görebiliyoruz? Tıpta bir söz vardır “Göz bakar beyin görür”. Bakmak diye tabir ettiğimiz olay fiziksel olarak gerçekleşir. Bakmak için sağlıklı bir göz ve ışık yeterli. Fakat görmek için idrak edebilme, anlayabilme kabiliyeti gereklidir.

Bazen dalgınlıktan bazen yorgunluktan baksak da göremeyiz. Mesela kaybettiğimiz bir şeyi ararken onun olduğu yere defalarca baktığımız halde bir türlü bulamayız. Sonra annemiz veya başka biri bakar ve bulur ardından “gözünün önünü görmüyorsun” der doğru da söyler. Her gün evden işe işten eve gelip giderken kullandığımız yollarda farkına bile varmadığımız kim bilir neler var?  Çoğu zaman gideceğimiz yere nasıl vardığımızın bile farkında olmayız. Ayaklarımız götürür bizi, gözlerimiz yola bakar halde kafamızda meşgul olduğumuz sorunlarla boğuşurken görme mekanizmamız devre dışı kalır.  Öyle anlar olur ki kafamız gün içerisinde bir olayla öylesine meşgul yolda yürürken bir tanıdığımız yanımızdan geçip gitse görmeyiz. Kolumuzdan tutarda “Hayrola dargın mıyız? yanından geçiyorum yüzüme bakıyorsun selam bile vermiyorsun” der birde üstüne fırça yeriz. Tüm suçumuz görmemektir oysa.

İnsan çoğu zaman baktıklarını görmek istediği gibi görür. Bir insan bir diğerine sempati duyuyorsa karşısındakinin hep iyi yanlarını görür, kötü taraflarını gözü görmez ya da görmek istemez ve kendini de buna inandırır. Neye göre iyi neye göre kötü… Bu kişilerin yargılarına göre değiştiği için gördüklerinden çıkaracağı anlamları da etkilemekte. Sıradan bir insanın gözünde kusursuz görünen bir resim bu işin ustası olan birisinin gözüyle bakıldığı zaman çok fazla hataları olan bir eser olabilir. Veya taraf olduğu bir partinin lideri o kişinin gözünde büyük bir yönetici iken muhalif partili bir kişinin gözünde birçok eksik tarafı bulunan hatalı bir yönetici olabilir.

Bazı durumlarda baktıklarımıza gördüğümüz gibi inanmak isteriz. Kaşımızda ki gördüğümüz nesnelere ruh halimize göre anlamlar yükleyerek onlarda korkularımızı, hüzünlerimizi, mutluluklarımızı, acılarımızı görmek isteriz. Haberler de izlediğim bir olay beni çok derinden etkilemişti. Rize de iki çocuğunu da iki yıl arayla balkondan düşerek kaybetmiş olan bir anne görmüştüm. Kucağında çocuğunun oyuncak bebeği ve ayakkabıları onlara sarılmış “Bir şey olamadı ki kızım burada, bak ayakkabıları burada…” diyor yanındakilere. Ne görüyordu o canından can gitmiş anne? Baktığı sadece bir bez bebekti… Kızını görüyordu o büyük acısıyla. Ona inanıyordu. Sımsıkı basmıştı bağrına, yitirdiği yavrusunu gördüğünü zannederek.

Bazen gerçek detaylarda bazense bütünde gizlidir. Çoğu kez gerçekler tüm çıplaklığıyla gözümüzün önünde büsbütün dururken biz detaylarda boğulmuşsuzdur. Ya da ufacık bir detayı görsek çorap söküğü gibi gelecek olan sorunları çözemeyiz bir türlü. Bakış açısı bu konuda çok önemli. Sahip olunan bilgi, beceri, inanç ve ruh hali insandaki bakış açısını tamamen değiştirmektedir.

Küçük bir çocuk düşünün; ufacık dünyasında her şey baktığı gibidir. Hayal dünyası ne kadar büyük olsa da yaşayıp etkilendiği çok şey olmadığı için temiz bir dimağla görür. Baktıklarına kendine göre anlamlar yükleyemez her şey olduğu gibidir onların gözünde. O yüzden derler ya çocukların gözüyle görsek dünyayı her şey bambaşka olurdu.

Görmek için bakalım ve gördüklerimiz karşısında kayıtsız kalmayalım. Görelim kalabalıklar içindeki yalnızları, mutsuz bir yüreğin acısını, bir lokma ekmeğe muhtaç olanları, açlık ve susuzluk çeken sokak hayvanlarını ve daha birçok şeyi. Başkası görsün tek ben miyim demeyelim. Güzel görürsek başkalarının görmesine, bir farkındalık oluşmasına da vesile oluruz belki…

Sevgi dolu bakışlar güzel gören yürekler olsun inşallah…

  Bu yazı 3889 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI