Bugun...
SON DAKİKA

Çocuklarımızın Elindeki Tehlike!!! - 30 Haziran 2019

 Tarih: 30-06-2019 00:24:00  -   Güncelleme: 30-06-2019 00:27:00
Halide TATAROĞLU

       Çocuklarımızın ellerine ağlamasınlar diye tutuşturduğumuz telefonların ileride nasıl bir sorun yaratacağını hiç düşündük mü? Akıllı cihazların tehlikeleri son yıllarda pedagogların üzerinde titizlikle durduğu ve aileleri uyardığı en önemli konuların başında gelmekte.

       Teknolojinin hayatımızın her noktasına kadar girmesi insanlarda teknoloji bağımlına sebep oluyor.

En yoğun şekilde kullandığımız teknolojik aletlerden ilk sırayı alan ise akıllı cihazlar. Telefon ilk olarak haberleşmek için üretilen bir alet iken günümüzde cebimizde taşıdığımız küçük bir bilgisayar halini almıştır.

Sosyal medyaya girmek, yazışmaları takip etmek, oyun oynamak, video ve fotoğraf çekmek  gibi daha birçok ihtiyacımızı karşılamanın yanında çağımız anne babalarının bir kurtarıcı olarak gördüğü tabiri caizse  ağlayan çocuk susturucusu olmuştur.

    Teknolojinin faydalı olduğu kadar, doğru kullanılmadığında zararlı yönleri de vardır. Ne yazık ki toplumda birçok insanın teknolojiyi yanlış kullandığı ortada. Bunun en önemli kanıtı neredeyse her çocuğun elinde bir tablet veya telefon bulunması. Gençlerin ve ebeveynlerin elinden düşmeyen akıllı telefonlar onlar için bir ekmek, su gibi hayati bir önem taşıyor. Ailelerin takibinden uzak kalan çocukların kullandığı akıllı cihazlar, kötü niyetli uygulamaların da bulunduğu internet ortamlarında kolaylıkla gezinebilecek imkanı sağlamaları, çocuklarımızın hayatlarının sonlandırmasına kadar gidebiliyor. Ne yazık ki son zamanlarda sık duyduğumuz bazı internet oyunları yüzünden birçok çocuk ve genç hayatına son vermiş durumda. Aileler bu konuda çok dikkatli olmalılar. Çoğu genç için arkadaşlık dostluk gibi kavramların yerini artık sosyal medyadaki takipçileri, sanal ortamda kurdukları arkadaşlıkları almış durumda. Gençler arasında üstünlük göstergesi olarak takipçi sayısı, beğeni sayısı kabul edilmekte. Bazı gençler için telefonları canından bile önemli olabiliyor. “Muğla'nın Milas ilçesinde, düşürdüğü cep telefonunu almak için 15 metre derinliğinde ve içinde su bulunmayan kuyuya inen 18 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi, metan gazından zehirlenerek yaşamını yitirmişti”. Geçmiş yıllarda yaşanmış olan bu vahim olay gösteriyor ki telefonu için canını bile hiçe sayabiliyorlar. Son yıllarda birçok cana sebep olan selfie çılgınlığı da cabası.
         Artık her öğrencinin bir cep telefonu var. Bu ilkokul seviyesine kadar inmiş durumda. Burada da bir yanlış kullanım söz konusu. Ebeveyn çocuğundan her an haberdar olabilmek için çocuğuna telefon alıyor. Bu konudaki hassasiyetlerine hak veriyorum çünkü devir değişti koşullar bambaşka. Son yıllarda yaşanan çocuk kaçırılmaları ve cinayetleri aileleri fazlasıyla tedirgin eder durumda. Fakat telefonların sınıflara alınması çocuğun derste iken tüm dikkatini dağıtıyor ve öğretmenin sınıftaki etkisini azalmasına sebep oluyor. Buna bir çözüm bulunmalı. Bence okullarda bir hizmetli görevlendirilmeli ve bütün öğrenciler okul girişlerinde telefonlarını güvenli bir şekilde teslim etmeli, okul çıkışına kadar telefonla alakaları olmamalı. Geçen yıl okuduğum bir haberde Fransa'da okullarda öğrencilere cep telefonunu yasağı getirmeyi öngören yasa tasarısı parlamentoda kabul edildiği yazıyordu. Bu kanun ile birlikte anaokulu, ilkokul ve ortaokullarda cep telefonu kullanımı tamamen yasaklandı. Liselerde ise lise yönetiminin isteğine göre kısıtlamaya gidilebilecek. Bu uygulamanın ülkemizde de yürürlüğe girmesini temenni ediyorum.
             Gelelim miniklerimize. Psikologlar tarafından 7 yaşından önce teknolojik aletlerle çocuğun tanıştırılmaması gerektiği söylense de, günümüzde telefon ve tabletler minicik bebeklerin bile ellerinde.  Anne babalarının her hareketini merakla takip eden minikler, tablet ve telefonlarla oyalanan büyüklerini izlerken bu ilgi çekici şeyin ne olduğunu, dakikalarca neye baktıklarını merak ediyorlar. Oyuncak gibi gördükleri bu aleti elde etmek için uğraşıyorlar ve ulaşamayınca ağlıyorlar. İşte tam bu noktada aileler önemli bir hata yaparak çocuğu susturmak için ellerine telefonu veriyorlar. Susan çocuk artık her ne sebeple ağlarsa ağlasın bu cihazlar artık anne ve babaların bir kurtarıcısı halini alıyor. Elektromanyetik ışınlar saçan bu tarz cihazlardan bebek ve çocuklarımızı korumamız gerekirken susmaları için ellerine vermekle onların çok hassas olan göz merceklerine, beyin hücrelerine, minicik iç organlarına kalıcı hasarlar vermeye bir nevi ortak oluyoruz. “Ama napalım başka türlü susturamıyorum, video izlemezse yemek yediremiyorum, ağlamasını durduramıyorum” diyenler olacak biliyorum. Ben de çocuk yetiştiriyorum şu anda 3 yaşında ve telefonu sadece konuşmak için kullanılan ve çocukların oynayacağı bir nesne olmadığını anlamış durumda. Çünkü çocuk görmediği şeyi istemez, doğuştan bilmiyor ki ne gösterirsen onu öğrenecek ne verirsen onu isteyecek. Çocuklar bakarak, inceleyerek, dinleyerek kısacası oyun içerisindeki aktivitelerle kendini geliştirerek öğrenir. Bu cihazlarla geçirecekleri her dakika bir zaman kaybıdır. Onlarla oynayarak, bizzat ilgilenerek zaman geçirmeliyiz. Ellerine telefonu tutuşturup sesi çıkmıyor işte dememeliyiz. Bu yüzden çocukların bu istekleri karşısında kararlı olmalı ve evlatlarımıza tehlikeyi kendi ellerimizle sunmamalıyız.


       Akıllı cihazlar küçük büyük her insanda sağlık sorunlarına yol açabilecek etkilere sahip. Çevreye yaydıkları radyasyondan kaynaklı sorunlar, uzun süre kullanıma bağlı bilek ve parmaklar üzerindeki etkileri, boyun kaslarına olan etkisi, omurga eğriliklerine sebep olması, gözlerde bozukluk, uyku düzensizliği, asosyallik, çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi üzerindeki etkileri… Ve daha birçok sağlık sorunları uzun süre telefon veya tablet kullanımı sonucu ortaya çıkabilmektedir. Çocuklarımızı bu cihazlardan tamamen soyutlamamız mümkün değil elbette çünkü yaşamımızın her noktasına dahil olmuş durumda. Ama bir zamanı var yaşları uygun olduğu zaman onlarda kullanmalılar elbette. Tabiî ki bizim kontrolümüzde belirlediğimiz zaman dilimleri içinde. Şimdi diyeceksiniz ergen yaştaki çocuğumu nasıl kontrol edeceğim. Zamanında çocuklarımıza bilinçli kullanmayı öğretirsek bu sorunları yaşamayacağımıza eminim.
      Teknolojinin faydalı yanlarını sonuna kadar kullanalım. Yukarıda bahsettiğim konularda dikkatli olalım. Çocuklarımız bizim her şeyimiz. Onlar için çabalamıyor muyuz? Sıkıntı çekmesinler güzel bir gelecek yaşasınlar diye kendimizden fedakarlık etmiyor muyuz? Ayağına taş değse bizim canımız yanmıyor mu? Peki neden böylesine zararı olan bir şeyi kendi ellerimizle çocuklarımıza verelim? Hem kendimizin hem de ülkemizin geleceği için sağlıklı ve bilinçli çocuklar yetiştirmeliyiz. Bu konuda son derece dikkatli olmalıyız. Gözümüzün nuru ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın nasıl bir insan olacağı bizim elimizde. Ne demiş atalarımız “Ne ekersen onu biçersin”…

  Bu yazı 3028 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI