Bugun...
SON DAKİKA

17 Ağustos 1999: Sadece 45 saniye... - 17 Ağustos 2019

 Tarih: 17-08-2019 00:12:00
Halide TATAROĞLU

Üzerinden 20 yıl geçen Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen ve yaklaşık 45 saniye süren 7.4 büyüklüğündeki depremde 17.480 kişi hayatını kaybetti. O korkunç geceden bir gece öncesi bir telefon geldi babama, arayan dayısının oğluydu. Telefon görüşmesinden sonra mutluluğu gözlerinden okunuyordu; “ Yarın dayımın çocukları bize geleceklermiş” dedi. İçi içine sığmıyordu. Babam dayısının çocuklarıyla kardeş gibi hep bir arada büyümüştü. Sürekli hatıralarını anlatır dururdu. Belli ki çokta özlemişti. Yaz tatili nedeniyle kuzenleri toplanmış GÖLCÜK DENİZ ANA ÜS KOMUTANLIĞI’nda SUBAY olarak görev yapan küçük kardeşlerine ziyarete gitmişler, dönüşte de Bursa’dan geçerken bize uğramaya karar vermişlerdi.

   Evimiz bir çıkmaz sokaktaydı. Yaz akşamları geç saatlere kadar komşularla kapıda oturur çay içer muhabbet eder keyifli vakit geçirirdik. O gece hava öylesine sıcak öylesine bunaltıcıydı ki nefes zor alıyorduk. Gökyüzü ışıl ışıl parlıyordu. O kadar çok yıldız vardı ki gökyüzünü hiç böyle görmemiştik. Gökyüzünün bu hali hepimizin dikkatini çekmişti. Sıcakta yatmak nasıldır bilirsiniz uykuya geçmek hayli zaman aldı. Yeni dalmıştım ki bir anda yatağımın sarsılmasıyla gözlerimi açtım. Duvarda bulunan gece lambası üzerime doğru gelip gidiyordu sanki. O korkuyla nevresimi üzerime çekmişim. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yaşıyordum. Babamla annem koşarak odaya geldiler. Bizi odadan çıkarıp sokak kapısına doğru götürdüler. Yürümeye çalışıyoruz fakat sallantıdan ayakta durmakta güçlük çekiyorduk. Koridorda duvardan duvara çarparak zor ilerledik. Kapının kilidi bir türlü açılmadı ve sonunda sallantı durdu. Kapının kilidi nihayet açılabildi. Hemen sokağa kaçtık. Bütün herkes sokaklara dökülmüştü. Saatler 03:05’i gösterdiğinde panik, çığlık, korku ve bütün duygular birbirine karışmıştı. Şükür bizde ve komşularda bir şey yoktu. Deprem 45 saniye sürmüştü ama yaşadığımız o anlar sanki 45 dakika kadardı. Gün aydınlandı, depremin merkez üssünün Gölcük olduğunu öğrendiğimizde babamın dizlerinin bağı çözülmüş, yıkılmıştı. Babamı tutamıyorduk. Yerinde duramıyor bir yerlerden haber almaya çalışıyor elinden bir şey gelmiyordu. Kimseye ulaşamıyorduk. Sonunda babam; ‘Ben gideceğim’ dedi ve bir şekilde Gölcük’e ulaştı. Ertesi gün babam geldiğinde hepimiz yıkılmıştık. 17 Ağustos gecesi babamın 3 kuzeni 2 yeğeni ve 2 gelinleri olmak üzere 7 canı göçük altında kalarak hayatlarını kaybetmişlerdi. Babam bölgede yaşanan dehşetten kurtulmak için neler yaptıklarını ve göçük altında can çekişen insanları çaresizce kurtarılmayı beklediklerini anlatırken o anları tekrar tekrar yaşıyordu.  Aylarca hatta yıllarca etkisinden kurtulamadı.

    Kimisi annesini, babasını kimisi eşini, evladını kaybetti çok ocaklar söndü ne yürekler yandı. Allah bir daha böyle felaket yaşatmasın inşallah. Şimdilerde yeni bir Marmara depreminin senaryoları yazılıyor. Büyük bir felaket daha yaşanabileceğinden bahsediliyor. Devletimizin yeni bir felaket daha yaşanmadan yapı denetiminin sıkı takipçisi olmalı. Depremin yeni olduğu dönemlerde yapı denetimleri depreme karşı dayanıklılık testleri gündemin önemli konularındandı. Yapı denetimleri üst düzeyde gerçekleştiriliyordu. Çünkü 17.480 kişi ölmüştü. Bu ülkede her şeyde olduğu gibi illaki birilerinin canı yandıktan sonra bir şeyler yapılmaya çalışılıyordu. Hâlbuki bu yapı denetimleri her zaman sıkı bir şekilde gerçekleşseydi bu kadar çürük binalar yapılamasına izin verilmeyecekti. Bu kadar can ve mal kaybına neden olmayacaktı. Bir şeyleri kaybetmeden önlemini almak en doğrusu yoksa giden geri gelmiyor. Sadece depremin yıl dönümlerinde bu konuları gündeme getirerek yapıların inşasında dikkat ediliyormuş gibi davranmamalı. Unutmayalım ki doğa olaylarının vakti saati yoktur. Sadece alacağımız önlemlerle yaşayacağımız hasarı en aza indirmek mümkün.

   Depremden sonra yaralar sarılmaya çalışılıp yeni bir yaşam alanı oluşturulmaya çalışılsa da kaybedilenlerin acısı hep taze kalıyor. Canlı şahidiyim. Çünkü hiçbir zaman acısı eksilmiyor. İnsan sadece yaşamaya devam ederken kaybettiklerinin yokluğuna alışıyor. Depremde hayatını kaybeden tüm canlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaşadığım ve hayatım boyunca unutamayacağım 17 Ağustos depremi ile ilgili anılarımı sizlerle paylaşmak istedim. Rabbim tekrarını yaşatmasın.

 

 

 

  Bu yazı 2289 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI