Bugun...

Hayat kısa - 27 Ekim 2019

 Tarih: 27-10-2019 00:15:00
Halide TATAROĞLU

  Hayat bu neler olur, başımıza neler gelir bilemiyoruz. Etrafımızda veya haberlerde birilerinin başına gelenleri görüp sadece bakıyoruz biraz üzülüyoruz, tanıyorsak teselli ediyoruz, yaşananlardan etkilenip o onda ölümü hatırlıyoruz belki, sağlıklı yaşamanın, stresten uzak durmanın gerektiğini sadece konuşuyor yaşamımıza biraz çeki düzen veriyoruz. Gördüklerimizi unutmamız çok zaman almıyor. Kendi yaşantımıza olduğu yerden devam ediyoruz. Yakınını yitiren kendi acısıyla baş başa kalıyor ya da olayı yaşayan kendi başının çaresine bakmayı öğreniyor.

  Çok az ders alıyoruz. Kendi başımıza gelmez zannediyoruz. Ve bir gün kendi canımıza veya canımız kadar sevdiğimiz birinin başına gelince yaşıyoruz kaybetmek korkusunu. Oysaki emanet olan bu canı, bedeni öyle hoyrat acımasız tüketiyoruz ki keşke diyoruz; daha dikkatli olsaydık, daha sağlıklı yaşasaydık keşke… Keşke… Keşkeler kifayetsiz kalıyor, çırpınıyoruz, içimizde kopan kıyametler çığlıklar, aldığımız cevaplar yakıyor canımızı. Çaresizlik karşısında ne kadar çabalasak o kadar tükeniyoruz. Allah’tan ümit kesilmez deyip dualara sarılıyoruz. Ne para ne mevkii hiç biri çare olmuyor derdimize. Sadece dua, tevekkül, teslimiyet “rabbimizden gelene razı olmak” başka bir şey kalmıyor elimizde. Hepimiz bir şekil de hayat denen bu duraktan gelip geçeceğiz ama insan sevdiğine, canına yakıştıramıyor işte; “nasıl olur? Nasıl da öyle bir hastalık dert onu bulur?”deyip kahroluyoruz.

  “Sağlık- hastalık”, “huzur – stres”, “sevinç – keder”, “kavuşmak – ayrılık”, hepsi bizim için. Kısacık hayatımızda bu duyguların hepsini yaşıyoruz. Sağlıklı iken hastalık aklımıza gelmiyor, bedenimizi içki sigara gibi kötü alışkanlıklar ile hastalıklara karşı savunmasız hale getiriyor, şu kısacık dünya için bitmek tükenmek bilmeyen hırsla, hiç dinlenmeden çalışıp didinirken savunmasız bırakıp hasta ediyoruz. Gelip geçici şeyler için huzurumuzu bozup stres yaşıyoruz. Sanki birinin değerini anlamak için illaki ayrı olmak gerekiyor, kavuşmanın kıymetini ayrılıklar öğretiyor bize. Yaşıyoruz işte hepsini hepimiz ayrı şekillerde. Sonuç olarak; “Hayat kısa her şey bizim için kalp kırmadan, ihanet etmeden, bedenimizi yıpratmadan, sağlığımızı kaybetmeden ve sevmeyi unutmadan yaşayabiliyorsak işte en şanslısı biziz”. Gerisi teferruat yazılan bir kader var elbette yaşayacağımız ve kaçınılmaz olan bir ölüm. Fakat içimiz rahatsa elimizden gelenin en iyisini yaptığımız halde yazgımız buysa sabır ve duadan başka ne kalıyor geriye. Öyle değil mi?

 

 

  Bu yazı 2995 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI