Bugun...
SON DAKİKA

Böyle iş olmaz! - 7 Haziran 2019

 Tarih: 07-06-2019 09:06:00
Halil PARLAKOĞLU

Günümüz şartlarında bir futbol kulübünün saha içi dinamikleri ile saha dışı dinamikleri birbirine uyumlu olmadığı takdirde herhangi bir başarı elde etmesi maalesef mümkün olmuyor.

Bir kulübün başarısı yalnızca saha içerisine değil, aynı zamanda saha dışarısında da gerek finansal gerekse idari açıdan nasıl yönetildiğine doğrudan bağlı. Bu da kulüpleri ister istemez doğru, düşünülmüş ve akıllıca harcamalar yapmaya itmeli. Ancak ne yazık ki Türkiye futbolu için bu durum tam tersi. Bizim kulüplerimiz 2 kazanıp 5 harcamaya alışmış durumdalar ve sahip oldukları borç batakları da günden güne artmaya devam ediyor.

Türk futbolu bir öncekinden veya ondan öncekilerden herhangi bir hesabın sorulmadığı, başkan, yönetici olanının o anki durumla yüzleştirildiği ve verilen her türlü cezayla da muhatap olduğu bir sistemle yönetiliyor.

Bir başkan geliyor, bir sürü transfer yapıyor, hoca getiriyor, hoca gönderiyor, dünyalar kadar para harcıyor, oyuncularla kulübün verebileceğin fiyatların çok üstünde sözleşmeler imzalanıyor, 3 sene 4 sene sonra hadi bilemediniz 5 sene sonra görev süresi bitiyor ve arkasına bile bakmadan gidiyor. Arkada bıraktığı tek şey koca bir enkaz. Böyle iş olur mu?

Günümüz spor kulüpleri dernek statüsünden yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı diyebiliriz. Artık kulüplerin başkanları yerine doğrudan sahipleri oluyor. Türk futbolunda da bu sistem yavaş yavaş entegre olmaya başladı. Süper Lig’de birkaç kulüp şimdiden sahiplendirilmiş durumda. Bu da aslında doğrudan olmasa da dolaylı yoldan başarı getiriyor diyebiliriz. Çünkü başında olduğunuz spor kulübü sizin için sadece yöneticilik yaptığınız bir kurum olmaktan çıkıp aynı zamanda kar oranını da takip ettiğiniz bir kurum halini alıyor. Ona göre transferler, harcamalar yapıp, gelir gider dengesini olabildiğince maksimum düzeyde tutmaya çalışıyorsunuz. Dünya futbolunda ise zaten çoktan var olmaya başlamış örneklerini görmemiz mümkün. Manchester City, Chelsea, PSG, ve daha bir sürü kulüp… Belki dünya futbolunu göz önüne aldığımızda finansal anlamda çok haklı bir rekabet olduğu söylenemez çünkü kulüp sahibi olmak çoğu iş adamı için kar eden bir şirket sahibi olmaktan ziyade prestij meselesi haline gelmiş durumda. Rusların, Katarlıların, Çinlilerin, Malezyalıların sahip oldukları finansal güçleriniprestijlerini arttırmak için kullandıkları güzel bir platform. Kabul edelim ki şu an dünya üzerindeki en pahalı sektör futbol sektörü. Çünkü olaya sadece futbol olarak değil, medya, sponsorluk gibi alanlarda da bakmamız gerekir. Bunları da hesaba kattığımızda tam anlamıyla futbol sonsuz bir derya…

Durum böyle iken, biraz daha spesifik bakmamız gerekirse Bursaspor bu durumun tam tersi bir süreç içerisinde. Kulüp yokluk içerisinde kaybolup gitmeye devam ediyor.

Her gelen başkan, bir öncekinden devraldığı enkazı daha da büyütmeye devam ediyor. Mevcut Bursaspor başkanının yaşadığı süreç de aynı şekilde. İdari anlamdaki başarısızlık, sportif anlamdaki başarısızlığın da habercisi oldu ve kulüp var olduğu tarihten bu yana belki de en zorlu ve sıkıntılı süreci yaşıyor.

Böyle durumlarda insan “kulüplerin sahiplendirilmesi” fikrini ister istemez düşünüyor. Ancak bu durum Bursaspor için çok yakın gelecekte bence mümkün değil. Milyonluk şehre mal edilmiş ve belki de bu şehirdeki insanlar için en büyük destek unsuru olan bir kulüp, Bursaspor, bir tek kişiye satılıp sahiplendirilemez. Bursaspor bir kişinin değil, bir şehrin takımıdır.

Sahiplik belli başlı alanlarda avantaj sağlasa da Bursaspor gibi mazisi olan takımlarda işe yaramaz. Ancak gelecekteki başkanlar, çıkar, rant peşinde koşmayıp adeta kendi şirketlerini yönetiyor gibi profesyonelce yönetirlerse yolun sonu düzlük olarak görünebilir. Aksi takdirde bu kadar borçla, içinden çıkılmaz sözleşmelerle bu iş olmaz. Her gelen bir öncekinden devraldığı enkazı daha da büyütemez. Böyle iş olmaz!

 

 

 

  Bu yazı 3923 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI