Bugun...

ATATÜRK'Ü ANMAK - 10 Kasım 2018

 Tarih: 09-11-2018 21:54:00
Hülya Üstün KÖSELECİ

               Bu gün 10 Kasım, Atatürk'ü Anma Günü.

               Artık biliyoruz ki, bazı kesimler için bugün hiç de anılası değil.

               Yine çok sık tanık oluyoruz ki,  bugün bazıları için kerhen törenlere katılınan, baştan savılarak geçiştirilmesi gereken bir gün.

               Buna karşın, bu ülkede yaşayanların önemli bir kısmı için 10 Kasım, hala modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna duyulan saygının simgeleştiği bir gün.

               Kültürel anlamda çok parçalanmışlığımız kamusal yaşamın tüm alanlarına sızmış durumda. Ne yazık ki, bu parçalar bir araya gelip kültürel bir mozaiğe dönüşemiyor bir türlü. Tam tersine birbirinden kopuk , hatta farklı uyruklara sahipmiş gibi birbirine yabancılaşmış olarak yaşıyor her grup. Mahalleler, AVM'ler, siteler dışa kapalı yaşam kozalarına dönmüş durumda.

               "Önemli gün ve haftalar" da ülkenin parçalanmışlığından nasibini almakta.  Bu durumun 10 Kasım'a yansıması ise ; Atatürk'ü sevenlerAtatürk'ü sıradanlaştıranlar ve Atatürk'e düşman olanlar olarak sınıflandıracağımız temelde üç farklı grubun tutumları ve söylemlerinin ortaya çıkmasıdır.

               Diyebilirsiniz ki, demokrasi var, düşünce özgürlüğü  var; herkes istediği lideri sever ya da liderleri dilediği gibi eleştirir. Tuhaf bir yorum olur bu. Evde çocuğunu/eşini döven, kız çocuğunun eğitimini engelleyen, trafikte magandalaşıp başkasının yolunu kesen, kendisini sırada bekleten memur ya da doktoru hiç çekinmeden döven kişilerin çoğaldığı bu memlekette demokrasi ya da özgürlük kavramlarına sığınarak Atatürk düşmanlığını açıklayamazsınız.

               Atatürk sadece ulusal bağımsızlık savaşını yöneten bir komutan değildi.  Askerden öte idi. Eylemleri ve düşünceleri, bir yüzyıl sonra dahi, dünyanın farklı noktalarındaki insanlara ilham veren evrensel bir liderdi.

               Bir vizyonu vardı. Bu vizyonun içinde bir ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkarma hedefi vardı. Bu vizyonun içinde tam ve bağımsız bir devlet inşası vardı. Bu vizyonun içinde akla ve bilime dayalı bir düşünce sistemi vardı. O yüzden dönüşüm yaratan bir liderdi.

               Ne oldu da Atatürk ülkedeki tüm vatandaşların ulusal lideri olmaktan çıktı? Ne oldu da bu kadar yoğun Atatürk düşmanlığı hortlayabildi?  

               2. Dünya Savaşından sonra, dünya Batı/Doğu Bloğu olarak ikiye bölündü. Türkiye, Atatürk'ün tarafsızlık politikasını unuttu. O dönem "Bağlantısızlar Hareketi" içinde olabilecekken, dış yardımların ve düşük faizli kredilerin cazibesine kapılarak, tercihini Batı'dan yana kullandı. Batı SSCB'nin güneye, sıcak sulara inmesini engelleyecek bir proje geliştirmişti. Adı "Yeşil Kuşak" idi. Afganistan, Pakistan, Irak, Şah yönetimindeki İran, Ürdün ve Suudi Arabistan'ın dahil olduğu bu coğrafyada SSCB'den gelebilecek komünizm etkilerine karşı İslamiyet savunma kalkanı olarak kullanılacaktı. Bu doğrultuda, bölgede  piyasa ekonomisini destekleyecek ılımlı İslamcılardan, gerektiğinde Afganistan gibi yerlerde Ruslarla savaşacak radikal İslamcılara kadar farklı fraksiyonlardaki gruplar beslendi. Türkiye Cumhuriyeti'nin laik ve diğerlerine göre daha demokratik yapısı, onun "yeşil kuşak"a dahil olmasını epey geciktirdi. Bu Cumhuriyetin  niteliklerinin değiştirilmesi gerekmekteydi.  12 Eylül darbesi ile bunun ilk adımı atıldı. Ardından  -sözde- demokrasi paketleri, uyum yasaları geldi. Bu süreçte gerek politik arenada,  gerek akademik boyutta  Türkiye'nin laik ve üniter yapısı sorgulanır hale getirildi. Halk üzerinde ise geleneklerinden ve tarihinden kopmuş, dinsiz bir yapı içinde yaşamak zorunda kalmış bir mağduriyet algısı yaratıldı. Sonunda öyle bir noktaya gelindi ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilkelerine düşmanlık onun kurucu liderinde cisimleşti. Bu gün Atatürk heykellerine yapılan saldırılar ya da Atatürk'ün ve ailesinin özel yaşamına yönelik itibarsızlaştırıcı ithamlar bu düşmanlığın yansımasından başka bir şey değildir.

               Atatürk düşmanlarının anlayamadığı nokta, Atatürk'ü sevenler onu bir şeyh olarak değil bir insan,bir  lider olarak severler; Atatürk'ün düşüncelerini  ise birer dogma olarak değil, akıl süzgecinden geçirilebilen, tartışılabilir düşünceler olarak kabul ederler. İşte Atatürk'ü sevenler en çok bu özgür düşünce  zeminini sağlayan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu lideri olduğu için saygı ile onu anarlar.

               Bugün 10 Kasım. Atatürk'ü Anma günü. Atatürk bu topraklarda sevenleri tarafından anılmaya devam edilecektir.

 

 

  Bu yazı 1366 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI