Bugun...
SON DAKİKA

Cadılar bayramı da geldi, geçti - 3 Kasım 2018

 Tarih: 02-11-2018 22:21:00
Hülya Üstün KÖSELECİ

 

               "Önce ne olduysa, yine olacak.
               Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak.
               Güneşin altında yeni bir şey yok"
  

               HzSüleyman'ın binlerce yıl öncesinden insanlığa seslendiği bu sözleri ne kadar da bilgelik dolu.  Güneş doğduğu, dünya döndüğü süre boyunca bu gezegende insanoğlu için ne değişti ki? Doğum ile ölüm arasında geçen o kısacık zaman diliminde ayakta kalabilmek adına "yaşam" denen hep aynı oyunu oynadı insanoğlu.  Bu oyunun içinde, kendine göre pek çok "perde" açtı. Perdelerin adı bazen "aile", bazen "evlilik" oldu. "İş/güç" denen perdeyi çoğu zaman abarttı; adı "politika" oldu, "iktidar" oldu. "Düğünler", "törenler", "bayramlar" ise oyunun en renkli kısımlarıydı. Zaman içinde yaşananların biçimi değişmiş olsa da, yaşamın özü hep aynı kaldı.  Belki de işin doğrusu, yaşamda "değişim" diye bir şey olmadığı, asıl olanın hep eskinin "dönüşüme uğradığıdır.

               Bayramlar, tek tanrılı dinlerden önce de, pagan uygulamaları olarak hep vardı.  İnsanoğlu doğa olaylarını ve bunların döngüsel dönüşümünü hep kutladı. Kimi coğrafyalarda günlerin uzaması ya da kısalması, kiminde ise hasat zamanı hep kutlanacak olaylar oldu. Zamanla kutlamalar tekrar edildikçe aynılaştı, aynılaştıkça ritüeller ortaya çıktı. Bu ritüeller de, dönüşe dönüşe günümüze kadar geldi. Örneğin şimdi kullandığımız takvime göre Aralık ayının sonunda, günlerin uzamaya başlaması  Orta Asya'da Nardogan Bayramı olarak kutlanan bir olaydı. Her gelenek gibi bu bayram da insanın  göç etmesiyle yer değiştirdi; Orta Asya'dan Orta Doğu'ya indi. Yüzlerce kavim üzerinde egemen otorite olan Roma İmparatorluğu  Hıristiyanlığı kabulü edince, bu gelenek dönüşüme uğradı ve yeni dine uyarlanarak bugün bildiğimiz adıyla Noel bayramı oldu.

               20. yüzyıla gelindiğinde dünya daha laikleşti; Noel gibi dinsel nitelikteki pek çok bayram dünyevileşti. Hıristiyanlığın tekelinden çıkarak,  dünya genelinde kutlanır oldu. 

               21. yüzyılda ise bayramlar ticarileşti, taşıdıkları anlamlar yok olup gitti. Artık dünyada egemen tek bir sistem vardı; adı kapitalizm idi.  Kapitalizm her bayramı, tüketim şenliğine çevirmesini bildi. Alışverişler ritüele, AVM'ler mabetlere dönüştü. Türk toplumu, siyasi açıdan daha İslami çizgiye yanaştıkça, yılbaşı kutlamalarının altı kazınarak Hıristiyan geçmişi ön plana çıkarıldı. Bu konu da  dinsel/politik çekişmelerin malzemesine dönüştü. Her yıl Aralık ayında yılbaşı nedeniyle başlayan gerginlik tam sönmek üzere iken Şubat ayında Sevgililer Günü vesilesiyle yeniden alevlenir oldu.  Sonunda kazanan hep kapitalizm oldu. Bu özel gün ya da bayramlar artık ne pagan, ne Hıristiyan âdetidir; sadece piyasa ekonomisi içinde tüketim taleplerini canlandıran etkinliklerdir.

               Batı'dan ithal edildiği iddiasıyla eleştirilen Yılbaşı, Sevgililer Günü, Anneler-Babalar Günü gibi kutlamalara, bir yenisi daha eklendi. O da "Halloween"  ya da bizdeki adıyla "Cadılar Bayramı" oldu. Yerli piyasaya yeni giren bu bayram henüz kent merkezlerinde, üst gelir grubu tarafından kutlanan şimdilik halkımız tarafından az bilinen günlerden biri. Yakın zamana kadar sadece Amerikan filmlerinde rastladığımız insanların tuhaf kıyafetler içinde gezindikleri, maskeler taktıkları, balkabağından fenerler yaptıkları bu bayram, bizde bazı mekânlarda, moda deyimle "event" dedikleri bir gecelik eğlence etkinliği şeklinde kutlanmaya başlandı. İşin aslına bakılırsa ne mekân sahipleri ne de Cadılar Bayramı'na katılanlar, bu bayramın anlamı ya da kökeniyle zerre kadar ilgilenmemektedir. Mekân sahibi mekânını doldurmak, müşteri ise eğlenmek derdindedir.

               Eğlenmenin, özellikle de kadınlı/erkekli eğlenmenin, her türlüsüne karşı olan kesimde Cadılar Bayramı'na yönelik "yerli ve milli" değerlerimize uymadığı için homurdanmalar başladı. Henüz kamusal alana dökülmediği ve yılbaşı kutlamaları gibi zengininden fakirine kadar yaygınlaşmadığı için,şimdilik  itirazlar bu kesimin eli kalem tutanları ile sınırlıdır. Belli olmaz, yakın bir zamanda Cadılar Bayramı popülerleştikçe eli palalı meczuplar! mekanlara saldırabilir ya da her yılbaşında görmeye alıştığımız AVM'lerde Noel baba kıyafetli satış elemanlarının dövülmesi gibi eylemler Cadılar Bayramı kostümü giyenlerin başına gelebilir. Bunun üzerine laik kesimden bazı yazarlar köşelerinde Cadılar Bayramı'nın tarihsel köklerini anlatan yazılar yazmaya başlayabilirler. Aslında Cadılar Bayramı'nın Britanya adasına özgü pagan bir adet olduğu, kışın başlangıcı olarak kabul edilen Ekim'in son gününde bu kutlamanın yapıldığı, Keltlerin din değiştirdikten sonra bu yerel geleneğin Hıristiyanlar tarafından dönüştürüldüğü anlatılabilir. Sonuç olarak, Cadılar Bayramı'nın Türk eğlence piyasasına girmesi ile birlikte, zaten var olan kültürel savaşa, yeni bir cephenin daha açılmış olduğunu söyleyebiliriz.

               Aslında basit bir gerçek vardır. İnsanoğlu yaşam biçimini, inançlarına göre dönüştürme becerisine sahiptir.  Her pagan gelenek, tek tanrılı dinlerin kabulü ile yok olmamış, o dinin içinde harmanlanmıştır.  Küreselleşme ile birlikte gelenekler ve ritüeller ait oldukları coğrafyadan sıçrayarak yaygınlaşmış, kapitalizm ile buluşunca ticarileşmiştir. 

               Esas sorgulanması gereken konu hep kenara bırakılmaktadır. Mesele ne laik/ muhafakar , ne de  yerli-milli/evrensel çekişmesidir. Mesele kapitalizmin parayı tapınılacak noktaya getirmesidir. Bu noktadan bakmayı bilirsek, anlamsız polemikleri bırakıp, odaklanmamız gereken esas meseleye, ekonomik sorunlarımıza odaklanabiliriz.

 

  Bu yazı 1591 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI