Bugun...
SON DAKİKA

2- HAYATA ANLAM VEREN NEDİR?

 Tarih: 23-11-2019 07:01:00  -   Güncelleme: 23-11-2019 14:02:00
Mehmet YILMAZ

NAİM

“Sahip olduğunuz her şeyi kaybedebilirsiniz. Evinizi barkınızı, işinizi ekmeğinizi kaybedebilirsiniz. Allah vermesin yakınlarınızı zamansız kaybedebilirsiniz. Ama en büyük kayıp insanın kendi kimliğini, adını kaybetmesidir”

Naim, 15 yaşında Dünya Şampiyonu, 8 defa Dünya, 9 defa Avrupa 3 defa Olimpiyat şampiyonu oldu. 60’ın üzerinde de dünya rekoru kırdı. Kendi ağırlığının üç katını kaldırdı. Olimpiyatlarda güreşten sonra ilk altın madalyayı onunla kazandık. Bütün zamanları en iyi haltercisi…

Güreş, yüzme, futbol, masa tenisi gibi birçok spor dalını deniyor, 12 yaşında haltere başlıyor. 1982 yılında daha 15 yaşında dünya şampiyonu. Şampiyon oluyor olmasına da mutlu değil.

O dönemde Bulgaristan’da Türkler için asimilasyon çalışmaları başladı. Türk isimleri Bulgar isimleriyle değiştirilmeye başladı. İsim değişikliğini kabul etmeyenler, direnenler cezalandırıldı, Belene’ye sürgüne gönderildi. Sünnet ve ibadet yasaklandı. Türklere yapılan haksızlıklar canını sıkıyordu.

Kendisi de bir çıkış yolu arıyor, neler yapabileceğini düşünüyordu. “Başarılı olursam iltica edebilirim, kaçabilirim” diye planlar yapıyordu. “Başarılı olmam şart oldu” diyordu. Mestanlı doğumlu bu küçük dev adam, Bulgaristan Türklerinin sesini dünyaya duyurmaya kararlıydı. Takımın bel kemiği olduğu için kendisine biraz imtiyazlı davranılıyordu. Avrupa ülkelerine karşı zafer kazanmak Bulgarlar için önemliydi. Zirvede kalmalı hep başarılı olmalıydı, öyle de yaptı. Hislerini gizledi, güvenlerini kazandı, “kaçmaz artık” dediler.

Yakın çevresi “sen ne yapabilirsin” dediğinde derin düşüncelere dalıyor, kimseye bir şey demiyor içten içe planlar yapıyordu. Küçük yarışmalarda kaçamayacağını, kaçsa da bunun ses getirecek nitelikte olmayacağını düşünüyordu. Büyük bir yerde büyük başarılar elde etmek istiyordu. Nihayet 1986 yılında Avusturalya’nın Melbourne şehrinde Dünya Şampiyonası yapılacaktı.

Naim’in köylüsü Rasim Arda, bir yıl önce konser vermek için Avusturalya’ya gelen Ozan Arifi orada misafir etmişti. Bulgaristan Türklerine yapılanlar konuşulmuştu. Zaten Ozan Arif de Avrupa’da konuyu gündemde tutmaya çalışıyordu. Türkiye’de de protesto toplantıları yapılıyordu. Rasim Arda Ozan Arifi Aradı Naim’in kaçırılması için yardım istedi. O da Almanya’da olduğunu kendisinin bir şey yapamayacağını, ancak 1980 öncesi Samsun Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış olan Ali Durnaoğlu’nun telefonunu veriyor.

Bulgaristan takım halinde şampiyon oluyor. Şampiyonluk kutlamaları sırasında bir yıl önceden planlanan o malum kaçış planı devreye giriyor. Bir anlık boşlukta kafileden ayrılıyor. Bir kafede oturuyor, onu arkadaki tuvaletten kaçırıyorlar, Datsun marka sarı bir otomobile bindirip bir kahvehaneye götürüyorlar. Bir süre sonra da camiye gidiyorlar. Dört gün farklı evlerde misafir ediliyor. Bu süre içerisinde gerekli yerlerle iletişime geçiyorlar. Tatmin edici, güven veren cevaplar alamıyorlar. Ta ki Türkiye’de gerekil merciler harekete geçirilene kadar. Daha sonra İngiltere’ye orada da Özal’ın özel uçağıyla Türkiye’ye getiriliyor.

Bu arada Türkiye’de gazeteler bu kaçışa yer verirken, dünya basını ilgisiz kalıyor. Dünya basınının ilgisini nasıl çekeceğini, asıl amacı, Bulgar zulmünü dünyaya nasıl duyuracağını soruyor. Aldığı cevap, “büyük başarılar elde edersen sesin daha gür çıkar, dünyaya duyurursun. Bunun için de olimpiyatlara iyi hazırlanacaksın.”

Naim’in kazandığı olimpiyat madalyalarının, kırdığı rekorların sırrı bu adanmışlıktır. Bulgaristan’da Türklere yapılan zulmü dünyaya duyurma arzusudur.

Naim'in kaçırılışı, Türkiye’ye iltica etmesi ve kazandığı zaferlerle zulmü dünyaya duyurması soydaşlarımızı rahatlattı. !989 göçünün zemininin hazırlanmasında büyük rolü oldu. Nur içinde yat “CEP HERKÜLÜ!” Küçük dev adam!

  Bu yazı 1985 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI