Bugun...
SON DAKİKA

Hadsiz Fenomen! - 13 Ekim 2019

 Tarih: 13-10-2019 00:02:00
Mehmet YILMAZ

Günlerden beri hastanede yatan babasına refakat ediyor, koltuk üzerinde yarı uyur, yarı uyanık halde ancak iki üç saat kadar dinlenebiliyordu. Bu gün durumu daha da kötüye giden babasını yoğun bakıma almışlardı. Doktor, “Allahtan ümit kesilmez, ama her an her şeye hazırlıklı olun” demişti.

Babasıyla ilgilenecek başka kimsesi olmadığı için de birkaç günden beri iş yerine gidememişti. Yapması gereken işler iyice birikmiş, müşterileri zor durumda kalmıştı. Her an tetikte, hastaneden gelecek bir habere odaklanmıştı. Bütün bu olanları kabullenmekten başka bir şey de gelmiyordu elinden. Her şeye rağmen hayat devam ediyordu. Zaman bir hayli ilerlemiş, gece yarısını çoktan geçmişti. Göz kapaklarını zor açıyordu uykusuzluktan. Erken kalkması ve birikmiş işleri yaparak hastaneye gitmeyi düşünüyordu. Telefonunun alarmını kurdu, yatağa uzanır uzanmaz uykuya daldı.

Daha yarım saat geçmemişti ki, telefonuna gelen bir mesajla yataktan fırladı. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Babasına bir şey mi olmuştu? Tereddütle telefonu baktı, derin bir nefes aldı. Pek fazla tanımadığı birinin Messenger’den  bir ileti gönderdiğini fark etti. Kendi kendine homurdanarak yatağa uzandı. Tam gözünü kapatmıştı ki, yenden duyduğu mesaj sesiyle doğruldu, telefona baktı. Bu kez de sevdiği bir arkadaşının WhatsApp’tan bir video gönderdiğini fark etti. Öfkelendi, arkadaşına ilenerek tekrar yatağa uzandı. Daha uzanmıştı ki bir mesaj sesi daha duyarak yataktan doğruldu, telefona baktı. Bu sefer de WhatsApp gurubunda birinin paylaşımda bulunduğunu fark etti. Gurupta olmayan bir tanıdığının trafik kazası geçirdiği yazıyordu. Anında ikinci, mesaj geldi. “Geçmiş olsun, acil şifalar dilerim.” Üçüncü, dördüncü… mesajlar gelmeye devam ediyordu. Telefonda WhatsAppgurubunu sessize almayı da bilmiyordu. Telefonu sessize alsa hastaneden gelecek bir aramayı ve alarmı duymayacaktı. “Ya arkadaş bu adam bu gurupta bile değil, yazdığınızı görmüyor, ne diye bu saatte yazıyorsunuz” diye söylendi kendi kendine…

Daha önce katıldığım, “İletişim Teknolojileri ve İnternet Kullanımı” konulu bir seminerde konuşmacı, 1980 öncesi doğanlar için “dijital göçmenler”, 1980-2000 yılları arasında doğanlar için “dijital yerliler” ve 2000’den sonra doğanlar için de “Y Kuşağı”demişti.

Bir başka kaynak ta da bu gün, yani 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde beş kuşağın birlikte yaşadığı belirtilmektedir.

Bu kuşaklar; “Geleneksel Sessiz Kuşak (1945 yılı ve öncesi doğanlar). Bebek Patlaması Kuşağı(1946-1964 yılları arasında doğanlar. X Kuşağı(1965-1976 yılları arasında doğanlar. Ağ Kuşağı veya Y kuşağı(1977-1997 yılları arasında doğanlar. Gelecek Kuşak veya Z kuşağı (1998 yılı ve sonrası doğanlar).”

Bu gün çevremize baktığımızda dokuz yaşındaki çocukların da doksan yaşındaki yaşlıların da akıllı telefon ve internet kullandığını görüyoruz. 19 Yaşındaki genç de doksan yaşındaki sağlıklı bir yaşlı da internet kanalıyla resmi işlemlerini, bankacılık ve ticari faaliyetlerini yerine getirebilmekte. Dünyada olup biten olayları birlikte anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmaktadır.

Fakat 1977 yılı ve daha önce doğanlar dijital ortama uyum konusunda hiçbir şekilde 1998 sonrası doğan “Z kuşağı” ile rekabet edecek durumda değildir.

Konumuz dijital ortamın ne şekilde kullanıldığından ziyade nasıl kullanıldığıdır. Günümüzde WhatsApp, Messenger, Twitter, Instagram gibi sosyal medya araçlarıyla yaptığımız iletişim geçmişte bir yakınımız veya tanıdığımızın telefonunu veya kapı zilini çalmaktan farklı değil. Geçmişte acil bir durum yoksa hangi saatlerde kapı zilinin çalınıp çalınmayacağına, hangi saatlerde telefonla aranıp aranmayacağına dikkat ediyor, duyarlı davranıyorduk.  Ama ne var ki bu gün geçmişte telefon edeceğimiz ya da kapı zilini çalacağımız saatler konusunda nezaket kurallarına uyduğumuz gibi sosyal medya iletilerinde bu kurallara uymuyoruz.

Bir an düşünmenizi istiyorum. Çok yorgun ve uykusuz geçen bir gecenin ardından geç saatte yatmış, derin uykudasınız. Kapı zilinin sesine uyanıyorsunuz. Tedirgin bir halde kapı açıyorsunuz, çok sevdiğiniz bir arkadaşınız karşınızda. Bu saatte kapı zilini çaldığına göre çok önemli bir şey olmalı diye düşünüyorsunuz. Şaşkınsınız, “hayırdır kardeşim ne oldu” diye soruyorsunuz. Karşınızdaki “hayır, hayır buradan geçiyordum hatırını sorayım dedim” diyor. Ne yaparsınız? Siz çok acil bir durum yokken bir dostunuzun kapı zilini geç saatte çalar ya da telefonla arar mısınız? Sosyal medyada geç saatte telefonunuza gelen bir mesajla uykudan uyanıyorsanız, bunun kapı zili çalmaktan farkı ne?

Saygın insanların olduğu büyük bir sitede oturuyorsunuz. Gece yarısını çoktan geçmiş, herkes derin uykuda, komşularınızdan birisinin yakını sitenin tam ortasında arabanın kornasını çalıyor. Gürültüye uyanan herkes pencerelere çıkmış, ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Bir başka gün geç saatte, iki komşunuz havuz başında yüksek sesle hararetli bir tartışmaya girişmiş, uyumak istiyorsunuz, gürültüden uyuyamıyorsunuz, Ne yaparsınız? Siz kişiye özel iletinizi, bir arkadaşınızla olan anlaşmazlığı veya sohbetinizi WhatsApp gurubunda paylaşır, orada tartışır mısınız?  İki kişiyi ilgilendiren konuların WhatsApp guruplarında uygun olmayan saatlerde paylaşılmasının site ortasında gece yarısından sonra korna çalmaktan farkı ne?

Sosyal medya iletilerinde nezaket kurallarına uyulmaması bir nevi insanları taciz etmekte, aciz duruma düşürmektedir. Bu yüzden  insanlar gurupları sessize almakta ve iletilere karşı duyarsızlaşmaktadır. Sonuç olarak da daha önemli mesajların hedef kitleye iletilmesi engellenmektedir.

Sosyal medya kullanımı konusunda nezaketkurallarına uyulması, paylaşımların içerik ve zamanlamasına dikkat edilmesi, ilişkileri geliştirmenin yanında bilgi alışverişini de sağlayacaktır. Kişiye özel konuların da WhatsApp guruplarında paylaşılması yerine direk ilgili kişiye aktarılması daha etkili olur.

Paylaşımlarda haddimizi aşmamamız dileğiyle…

 

  Bu yazı 2400 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI