Bugun...

Bayramınız bayram ola - 4 Haziran 2019

 Tarih: 04-06-2019 00:14:00
Mehmet YILMAZ

Bayramlar sevgi, saygı ve mutluluğun dorukta yaşandığı günlerdir.

Bu gün, her zamankinden daha fazla sevgi, saygı, hoşgörü ve birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var. Bayramınız bayram ola!

Hani yaşlılarımız, “nerede o eski bayramlar” diye başlarlar ya söze. Nasıldı o eski bayramlar?

Günler önceden evlerde bayram temizliği yapılırdı. Kadayıfçıların önünde uzun kuyruklar oluşur, bir kg kadayıfalmak için saatlerce beklenirdi. Günler önceden tatlı çeşitleri yapılır,  kurulacak bayram sofrasının hazırlığı tamamlanırdı. 

Herkes hali vaktine göre çocuklarına kıyafet alır, o kıyafetler arife günü yatakların başucuna konarak uyulurdu. Sabah erkenden kalkılırdı. O zamanlar çocuklara yeni kıyafetler genellikle bayramlarda alınırdı.

Bayram namazı çıkışı, oradakilerle ayrım yapmadan bayramlaşılır, mezarlıklar ziyaret edilir dualar okunurdu. Daha sonra kalabalık bayram sofraları kurulurdu. Bütün aile o sofradaki yerini alır ve yemekler yenilirdi. Yemek sonrası en güzel kıyafetler giyilir, aile büyüklerinden başlayarak herkesle bayramlaşılır ve çocuklar mahallede şeker toplamaya çıkardı.

Çevre köy ve mezralarda cami olmadığı için Cuma ve Bayram namazı için bizim köye gelirlerdi.Kim olduğuna bakılmaksızın hemen hemen her evde misafir olurdu bayram sofralarında. Misafiri tanıyıp tanımamak pek de önemsenmezdi. Ev sahibinin hali vaktine göre sofrada ne varsa ikram edilirdi.

Bayram ve yeni yıl yaklaşırken şehirlerin ana caddelerinde daha çok postane önlerine kartpostal stantlar kurulurdu. Bu stantları çeşit çeşit manzara ve sanatçı fotoğrafları süslerdi. Günler önceden gezilir, herkes göndereceği kişinin yaşına, yakınlık derecesine, ilişki ve eğitim durumuna göre büyük bir titizlikle seçerdi tebrik kartlarını.  Bu kartların arkasına özenerek seçtikleri kelimeleri en güzle yazılarıyla yazmaya çalışır ve postaya verirlerdi…

Günümüzde bayram yaklaşırken daha çok tatil planları yapılıyor. Bırakın akrabalarla buluşup bayramlaşmayı evlatlarla bile bir araya gelinemiyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bayram kartlarının yerini toplu mesajlar aldı. Bayram kartları kişiye özel yazılırken, toplu mesajlar daha çok kopyala yapıştır türünden. 

Nerede o eski bayramlar? Nerede o tebrik kartları?

İlk defa TKY seminerleri sırasında, sevgili dostum Tahsin Yazır’dan dinlediğim bir alıntıyı sizlerle paylaşıyorum.

1960’lı yıllarda Ankara’da bakanlıklarda bir genel müdürlük özel kaleminde stajyer memur olarak göreve başladım. Bayrama on gün var. Özel kalem müdürü hastalandı.İşe gireli iki hafta olmuş, olmamış. Genel müdür bey beni çağırttı;

- Tebrik kartları hazır mı?

Şaşırdım;

- Hangi kartlar efendim?

- Aman evladım, Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı. Tüh tüh çok geç kaldı. Çabuk hemen hazırlayıverin.

- Emredersiniz efendim!

Genel müdür bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istedi. Üç bin karttan iki bin tanesini alt makamlara,"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim" diye yazmamı emretti.

Bin tanesini de üst makamlara yazacaktım ve şu ifadeler yer alacaktı. "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlar, saadetli ve başarılı günler niyaz ederim."

Üç bin kart. Sabaha kadar üç bin kart düşünebiliyor musunuz? Nasıl yazıp yetiştireceğim?

Üç paket sigara aldım eve giderken. Başladım yazmaya.

Çaresiz kolları sıvadım;"Bayramını kutlar, gözlerinden öperim.""Bayramını kutlar, gözlerinden öperim." "Bayramını kutlar, gözlerinden öperim."...

5, 10, 20, 50, 100, 200, 500... Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor! Nasıl sıkıntı bastı? 700, 800, 900...

İki paket sigarayı bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, hani ekmek parası olmasa, evli olmasam bırakıp kaçacağım.

Sıra ikibininci karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hâlâ yığınla kart duruyor!

Bin tane de üst makamlara yazılması gerekenler var.

Üçüncü paket sigarayla birlikte "Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, saadetli ve başarılı günler niyaz ederim" diye yazmaya başladım.

Boyuna yazıyorum, göz kapaklarım iyice ağırlaştı, takoz koysam gene de kapanacak. 369, 579, 789… Yaz babam yaz. Ama artık kalemi parmaklarımın arasında tutamaz oldum. Ben kaleme değil, kalem bana hakim olmaya başladı.

"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, saadetli ve başarılı günler niyaz ederim."

"Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, saadetli ve başarılı günler niyaz ederim."

"Niyaz ederim başarılı günler sizinle eşinizin bayramını kutlarken..."

"Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla saadetli günler diler Niyazi ile beraber ederim."

"Niyazi ile birlikte sizin ve eşiniz saadetin bayramını kutlarken ayrıca ederim."

"Önce bayramınızı eder, sonra eşiniz Saadetle Niyazi'ye başarılı günler dilerim."

"Sizin de eşinizin de Niyazi'nin de bayramını saygıyla eder, Saadetin gözlerinden öperim."

"Saadetli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi'ye başarılar diler aynı zamanda ederim."

"Bayramınıza etmeden önce eşiniz Saadeti saygıyla kutlar Niyazi'nin gözlerinden öperim."

"Sizin de, eşinizin de, Niyazi'nin de, bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de, saygıyla ederim..."

Sabah tam mesai saatinde, gözlerim kan çanağı bir halde kartları yetiştirdim. Genel müdür üsttenbirkaç tanesine şöyle bir baktı. "Aferin, bitirmen çok iyi olmuş, hemen postalayın” dedi.

Kartları hemen postaladık. Bayramdan on beş gün sonra genel müdürü, ondan üç gün sonra da beni postaladılar.

 

 

  Bu yazı 3377 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI