Bugun...
SON DAKİKA

Ufukta Görünen Tehlike! - 25 Ekim 2019

 Tarih: 25-10-2019 09:00:00
Mehmet YILMAZ

“Bugün 16 yaşında İsmail Bayar’ı toprağa verdik.Karagümrük sokakları adeta 2011 yılına geri dönmüştü.Tüm Suriyelilerin dükkanları emniyetten gelen uyarı üzere kapatıldı. Türkleri Suriyelilerden koruyamadılar ama Suriyelileri Türklerdenkorumayı başardılar! Nur içinde uyu İsmail.” Bu satırlar, İYİ Parti GİK Üyesi, Göçmenlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı İlay Aksoy’un iki gün önceki Twitter paylaşımından alınmıştır.

13 Ekim günü İstanbul Fatih’tekendisinden para isteyen, Suriyeli gençlerden oluşan çeteye, para vermediği için bıçaklanan 16 yaşındaki İsmail Bayar ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alınıyor. Ancak bir hafta direnebiliyor ve üç gün önce de hayatını kaybediyor. Önceki gün de daha hayatının baharında toprağa veriliyor.

Geçtiğimiz Pazar Günü İstanbul Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezinde Yeniden Aydınlanma Derneğinin tarafından düzenlenen “Türkiye’ye Göç Edenlere Halkın Bakışı” konulu çalışmanın sunumuna katıldım. Basında pek fazla yer bulamayan ama uzun süre gündemi meşgul edecek oldukça etkili bir çalışmaya şahit oldum. 21 ilde 1802 kişiyle bire bir yapılan anket çalışmalarının değerlendirilmesine bakıldığında Türkiye’de geçici korumaya alınan sığınmacıların konusunda bir problemin olduğu açıkça görülüyor.Bu ankette yer alan sorulara verilen cevaplar açık ve net bir şekilde problemi ortaya koymaktadır.

       Türkiye’de mülteci, göçmen ve sığınmacıların sorun oluşturduğunu düşünenlerin oranı %56,7 dir. Giderek          sorunun büyüdüğünü düşünenler de %21,9 oranındadır. Güvenlik ve yasa dışı işler yapıyorlar diyenleri de dikkate aldığımızda mülteciler aleyhine görüş bildirenlerin oranı %94.9 gibi yüksek bir orana çıkıyor. Mülteciler lehine cevap verenlerin oranı ise sadece %5,1 olmuştur.

Bu verilere göre halkın büyük çoğunluğu Türkiye’de bir mülteci, göçmen ve sığınmacı sorunu olduğuna inanıyor.

Mültecilere yapılan sosyal yardımlar çok tartışıldı. Bir grup yardımlara karşı çıkarken diğer bir grup yardımların devam etmesini destekliyordu. Bizim çalışmamızda yardımların kesilmesini isteyenler %40,2,  Daha ne kadar yardım yapılacak diye tepki verenler %23, kendi vatandaşımıza yardım yapılmalı diyenler %15,5 oranındadır. Yardımların devam etmesini isteyenler toplamda %7,1 gibi çok küçük oranda kalmıştır. Karşı çıkanların toplam oranı %91,8 olmuştur.

Kısa vadede mülteci sorununa yapılması gerekenler de tek çözüm mültecilerin ülkelerine gönderilmeleri olarak görülüyor. Ülkelerindeki güvenli bölgelere nakledilmeli diyenler %45,3, Ülkelerine gönderilmeli diyenler %38,3, Kurulacak mülteci kamplarına yerleştirilmeli diyenler %9,7 olmuştur.  Destek verenlerin oranı ise %5.8dir. Burada da %94,2 olumsuz tepki var.          

Yeniden Aydınlanma Derneği Genel Başkanı Halil Konuşkan, “aydın olmak sorumluluk almak, ülkenin problemlerini toplumla paylaşmak ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze almaktır” diye başladı konuşmasına. Türkiye ve dünyanın çeşitli bölgelerinde meydana gelen göç hareketleri ve perde arkası olaylarından örnekler verdi. 

Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa E. Erkal, “içinde bulunduğumuz mevcut durum dahil, son dönemde yaşanan olaylar Türkiye’yi bir kuşatma hareketi değil mi? Mevcut durumda Türk Milleti sosyal şokta! Bu gün bu durum gözle görülür şekilde rahatsız etmeye başladı” dedi. Barış Pınarı Hareketine Avrupa ülkeleri ve Arap liginin gösterdiği tepkiyi kast ederek.

Prof. Dr. Atilla Bitigen, planlı olmayan, kontrolsüz göçün sağlığa etkisi üzerinde durdu. Tarihte toplu göçlerin toplumlar üzerindeki etkisi ve salgın hastalıkların sonuçlarını anlattı. “Sağlık üzerindeki en büyük riski şehirlerde kontrolsüz şekilde yaşayan sığınmacılar oluşturmaktadır. Suriyeli sığınmacıların çoğalmasıyla kökü kurutulan bazı hastalıkların yeniden hortladı” dedi. Suriyeli sığınmacılardan kamu hastanelerinde hiçbir şekilde ücret alınmadan tedavilerinin yapıldığını anlattı.

İlay Aksoy, “Kontrolsüz göç, göç değildir. Kontrolsüz göç, TOPLUM MÜHENDİSLİĞİDİR”sözleriyle başladı konuşmasına. “Türklerle kaynaşıp uyum sağlama yerine “ASİMİLE” olmaktan korktukları için “GETOLAŞMAYI” tercih ediyor.Türkler açısından kültürel yozlaşmaya, hükümet tarafından kayırmaya, vergi ödemeden sağlanan temel sağlık, eğitim ve hukuki imkanlarla birlikte gözle görülür “TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ” sahada toplum arasında giderek artan öfke, sert tepkiler ve yeni kutuplaşmalara neden oluyor” dedi.

 

Ülkemizdeki Suriyelilerin %30’nu okul çağındaki çocuklar oluşturmaktadır. Bu da yaklaşık 1 milyon 423 bin kişiye denk gelmektedir. 2018-2019 eğitim öğretim yılında, okul çağındaki Suriyelilerin yalnız %62.53’ü eğitim hizmetlerinden yararlanmıştır. %37,47’si Okuma yazmadan dahi yoksun yetişen bu nüfusun geleceğimiz açısından nasıl bir sonuç doğuracağını düşünebiliyor musunuz? Önlem alınmadığı takdirde bu çocukların terör örgütleri ve suç çetelerinin eline düşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Durum her iki açıdan da kolay gibi görülmüyor. Kim başka bir yerde sığıntı olarak yaşamak ister?

 

 

 

  Bu yazı 3112 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI