Bugun...
SON DAKİKA

Muhafazakarlık, Taassup Ya Da Mankurtluk Mudur? (3) - 26 Mayıs 2019

 Tarih: 26-05-2019 00:34:00
Mehmet YILMAZ

Muhafazakâr, mevcudu, var olanı koruma, muhafaza etme amacı güderken, taassup sahibi körü körüne bağlanma eğilimindedir. Mankurt da efendisinin direktiflerine göre hareket etmekte, isteneni yapmaktadır.

Taassup sahibi insan köleliği gönüllü kabul etmişken,  Mankurt bir projenin eseridir. Zorlama sonucu bilinci yitirilmiş, zihnini kullanma yeteneği elinden alınmış köledir!  Kendi kimliğinden kopmuş, ait olduğu toplumun değerlerine yabancılaşmıştır.

Mankurt, sadece efendisinin emirlerini yerine getiren bir köledir. Muhakeme yapmaz, sorup sorgulamaz, iyiyi kötüyü ayırt etmez, bir robot gibi kendisine verilen emirleri yerine getirir.

Mankurt/mankurtlaşma Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” adlı romanında ortaya konulan bir kavramlardır. Romanda geçen efsaneye göre vakti zamanında bölgede Kırgızlar’ın düşmanı olan juan-juan adlı barbar bir toplum yaşamaktaydı. Aralarında sık sık toprak savaşları çıkan JuanJuanlar acımasızdı. Ele geçirdikleri esirleri“Mankurtlaştırmakla” biliniyorlardı.Esir aldıkları yağız Kırgız delikanlılarının başlarını iyice kazıdıktan sonra, kesilen deve derisinin en kalın yeri olan boyun kısmından bir parçayı başlarına sımsıkı sarıyorlardı. Daha sonra ise deve derisi başından çıkmaması için esirlerin bedeni sabit kalacak şekilde bağlıyorlardı. Bu işlemden sonra esirler günlerce kızgın güneşin altında tutuluyorlardı. Güneşte kuruyan deri esirin kafasını her geçen gün sıkarak dayanılmaz acılar vermeye başlıyordu. Bunun yanında uzayan saçlar da kuruyan deriyi delemediği için geriye doğru uzayarak kafaya batıyordu.Başını taşlara vurmasın diye iyice bağlanan esir, ıssız bir yerde dört beş gün aç susuz bırakılırdı.

Beşinci günün sonunda çoğu ölüyor, ölmeyenler de hafızasını yitiriyordu. Hayatta kalanlar kendilerine su ve yiyecek getiren efendilerine kayıtsız şartsız biat eden birer köle oluyordu. Zaman içerisinde eski gücüne yeniden kavuşan, ancak geçmişini hatırlamayan mankurt, efendisine itaatten kusur etmiyordu.

JuanJuanlar ile savaşıp esir düştüğü için mankurtlaştırılanlardan biri de Nayman ananın oğlu Colaman’dır. Oğlu Colaman’ın yaşadığını öğrenen Nayman Ana, oğlunun peşine düşer ve uzun süren aramalardan sonra onu bulur. Nayman Ana oğlunun yanına gelir ve onunla konuşur. Colaman artık bir mankurt olmuştur. Anasını, atasını, yerini ve yurdunu hatırlamamaktadır. Oğlunu kurtarmak için çırpınan Nayman Ana ne söylerse söylesin, oğlu öyle hareketsiz durmakta ve boş gözlerle ona bakmaktadır. Mankurt oğlu artık onu tanıyacak ve sözünü dinleyecek durumda değildir.

Colaman’ımankurtlaştıran efendisinin geldiğini gören Nayman Ana hızla oradan uzaklaşır. Colaman’a yanındakinin kim olduğunu sorar. Colaman tanımadığını söyler.O gelenin kim olduğunu anlamıştır!Colaman’a bir ok ile yay verir ve bir daha geldiğinde öldürmesini emreder.JuanJuanlar oradan uzaklaşması üzerine Nayman Ana tekrar oğlunun yanına gelirken,“mankurtoğul” efendisinin emrini yerine getirmek için öz anasına nişan alır. Nayman Ana daha “Dur! Atma!” derken MankurtColaman’ın attığı ok, Nayman Ana’nın sol böğrüne saplanır.Mankurtlaşan oğul, efendisi uğruna öz anasını öldürür.

 

Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel”  kitabındaki efsaneye göre Mankurtlaştırma usturaya vurulmuş kafalara, yeni kesilen devenin boyun derisi sıkıca sarılarak tezahür etmiş olabilir. Günümüzde bilinci yitirilmesi ve zihinsel yeterliliğin ortadan kaldırılması için ustura ve deve derisine gerek duyulmamaktadır. Milli kimlikten uzaklaşma ve yaşanan topluma yabancılaştırmanın çok farklı şekilde cereyan etmektedir. Dün şiddetle tepki gösterdiğimiz bazı olaylara bu gün tepkisiz kalmamızın sebebi nedir sizce?

 Reklamlarda en önemli obje cinselliktir. Hissetmeden bilinç altına veriliyor, ilk başlarda tepki gösterdiğimiz davranış ve olayları kanıksıyor ve zaman içinde hoşgörüyle karşılayabiliyoruz. Yavaş yavaş alıştıra alıştıra veriyorlar.

Zihinsel işlevin yitirilmesi için ille de deve derisi gerekmiyor. Bu gün kafamızı sıkan bir deri yok belki, ancak farkına bile varamadığımız bilinç altına yapılan müdahaleler var. Algıya yönelik çalışmalarla, kişinin bilinçaltına doğrudan gönderilen gizli mesajlar düşünceleri değiştiriyor. Düşüncesi değişen insanın davranışı da değişiyor.Duyduklarımıza yüklenen anlamlar davranışlarımızın asıl sebebidir! Ekranın insanları yönlendirdiğini artık bilmeyen var mı? Çoluğumuzu çocuğumuzu yönlendiren ekranlar.  Peki, ekranları kimler yönlendiriyor?

Karınları doyan ruhları aç bırakılan çocuklar yetiştirdik. Aç gözlülük, midesi doymuş ama ruhu aç insan tipidir. Çocukları doyurmayı maddi ihtiyaçlarını gidermeyi bir hüner saydık. Onların ihtiyaçlarını karşılamak için gece gündüz çalışırken, farkında olmadan sevgiden mahrum bıraktık. Örf ve adetlerimizi öğretmedik. Sofra adabını, misafir karşılamayı, uğurlamayı, hal hatır sormayı, selam vermenin önemini öğretemedik. Vatanımızı canımızdan aziz bilirken, vatan savunmasını toprak savunması olarak gördük. Toprakları muhafaza edilen ve beyinleri işgal edilmiş nesiller yetiştirdik. Toprak işgalinin vatansız bırakacağını, ancak beyin işgalinin köle yapacağını unuttuk.

Bir düşünün dünyanın hangi bölgelerinde savaşlar var? Bu savaşlarda kimler, kimleri ne için öldürüyor? Kendi aralarında savaşan bu ülkeler silahları kimden alıyorlar? Bu silahları almak için, kimin kaynaklarını silah üreticilerine peşkeş çekiyorlar?

Mankurtlaşma tuzağına düşmemenin en önemli yolu zihinsel prangaları ortadan kaldırmaktır. Bu da ayık, bilgili ve çevrede olup bitenlerin farkında olmakla mümkündür. Zihnimiz duygularımızı, duygularımız düşüncelerimizi kontrol etmektedir. Davranışları düşüncelerin dışa yansımasıdır. Bu gerçekten hareketle, sorgulayarak doğru bilgiye ulaşarak, gerektiğinde tepkimizi ortaya koyacağız. O zaman her şeyin çok güzel olduğunu göreceğiz.

 

 

 

 

 

 

 

  Bu yazı 4531 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI