Bugun...

Mazeret yok! - 11 Nisan 2019

 Tarih: 11-04-2019 08:58:00
Mehmet YILMAZ

Seçim biteli on günü geçti, tartışmaları hala devam ediyor. En çok da bu süreci doğru yönetmekten sorumlu olan, iktidar mensupları “organize usulsüzlük” gerekçesiyle itiraz ediyor?

Peki demezler mi adama, bu usulsüzlüklerin(!) zemini hazırlanırken siz ne yapıyordunuz?Seçmen kayıtları yapılırken, usulsüzlükler olduğu dillendirilirken siz ne diyordunuz? Seçmen listeleri askıya asıldığında ne ile meşguldünüz? Önceki seçimlerde Sandık Başkanları devlet memurlarından oluşurken değişikliği kim yaptı? Hangi maksatla yaptı? Sandık Kurulları, başkan ve parti temsilcilerinden oluşur. Her partinin temsilcisi yok muydu? Bu soruları çoğaltabiliriz.

Mazeretleri ortadan kaldırması gerekenlerin mazeret arayışları, Mehmet Nuri Özhan Hocamın başından geçen bir olayı hatırlattı. Mehmet Nuri Bey olayın yaşandığı zaman Bursa Milli Eğitim Müdür Yardımcısıdır. Avrupa’dan gelen bir heyet, Muradiye Öğretmen Evinde konaklamaktadırlar. Misafirlere Bursa’nın tarihi ve turistik yerlerini gezdirmek üzere plan yaparlar.

Ertesi sabah saat 9.00’da buluşmak üzere sözleşirler. Sabah evden çıkıp öğretmen evine giderken yolda aracının lastiği patlar. Aceleyle lastiği yaptırıp Öğretmen Evine yetişmeye çalışır. Bu sırada saat 09.05 olmuştur ve heyet Öğretmen Evinden ayrılmıştır. Yüz metre kadar aşağıda, Muradiye Külliyesi’nde yetişir misafirlere. Gecikmesinin sebebini anlatır ve özür diler. O sırada heyet başkanı şöyle bir bakar, “Mister Mehmet Mazeretler belki izah edilebilir, fakat telafi edilemez” der.

Evet, mazeretler izah edilebilir, ama telafi edilemez. Hele de mazeretleri ortadan kaldırma sorumluluğundakilerin mazereti telafi edilemez.

Dün İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Merkezi'nde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret etti. Seçim sonuçlarını ve süreci değerlendirdiler. Görüşme sonrası iki lider de basın mensuplarına ortak açıklama yaptı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, konuşmasında "10 gün boyunca bir kaos yaşanmaktadır. İnsanların umutları, heyecanı, neşesi ortadan kalkmıştır. 12 Eylül'de biz bunu yaşamadık. Bir darbe liderinin yönettiği Türkiye'de bunu yaşamadık. Milletimiz son derece olgun bir şekilde, demokrasiye olan inancıyla milli irade gaspına kalkışanlara cevabını verecektir” dedi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “iç politikada, dış politikada, ekonomide, eğitimde bütün sorunlar duruyor. Türkiye'nin İstanbul seçimlerine kilitlendi” diyerek devam etti.

Seçim yapıldı, insanlar oylarını kullandı, itirazlar yapıldı, itirazların gereği de yapıldı. Şimdi geriye dönüp, 'Biz bu seçimi nasıl iptal ettirebiliriz?' arayışı içine girdiler. Bütün dünya bizi izliyor. Vadim bir durum demokrasiden uzaklaşıyoruz, demokrasi kültürünü katlediyoruz” dedi.

Öte yandan bu gün saat 12.10'da,  Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile bir araya geldi. Yaklaşık yarım saat süren bu görüşmenin ardından her hangi bir açıklama yapılmadı.

Seçim sürecini ve bu süreçte yapılan birbiriyle tezat açıklamaları yadırgamamak mümkün değil. “Bir oyla bile kazanılır” deniyor. Doğru mu? Elbette doğru. Bu seçimlerde salt çoğunluk gerekiyor. “Üçbin oyla seçimi Binali Yıldırım kazandı” deniyor. Daha sonra da on dört bin oy yeterli görülmüyor. Peki bunu nasıl izah edeceksiniz?

Buna çifte standart denmez mi?

Siz kazandığınızda her şey normal, rakip kazandığında şaibe olacak, bahaneler üreteceksiniz. Bu adil mi?

Sonuçlar ortadayken seçimin yenilenmesi ne demek?

Bizi yöneten devlet büyüklerimiz, siyasetçilerimiz propaganda konuşmaları sırasında ve birbiriyle ilişkilerinde kullandıkları dil ve üslup konusunda daha dikkatli olamazlar mı? Ekranlarda sıkça gördüğümüz sporcular ve sanatçılar sosyal ilişkilerinde daha iyi rol model olamazlar mı?

Türkiye’nin yeni kaos, kargaşa, haksızlık, yolsuzluk, hukuksuzluk ve çifte standartlara değil, şiddetle normalleşmeye ihtiyacı vardır. Normalleşme sağlanmadan toplumda düzenin sağlanması da mümkün değildir. Herhangi bir yerde herhangi bir konumda herhangi bir durumda rol model olan insanların tepedeki konuşma tarzları, tavırları, duruşları, beden dilleri problemçözüm yolları toplumun diğer katmanları tarafından takip edilmekte ve model olarak alınmaktadır.

İşte bu sebeplerden dolayıdır ki, gerek dini, gerek milli,gerek insani ya da evrensel değerler, hangisi olursa olsun her konuda, her konumda mutlaka yukarıdakilerin tarzı takip edilmektedir. İşinize gelmeyen her şeye karşı çıktığınızda her şeye farklı şekilde baktığınızda ters davrandığınız da diğer insanların yani sizleri takip edenlerin kazanmak için her şeyi mubah olarak göreceklerini düşünüyor musunuz? Bir düşünün bunun sonucu bizi nereye götürür? Arkadaşlık ilişkilerinde, komşuluk ilişkilerinde, ticari ilişkilerde, sosyal ilişkilerde bizi nereye götürür?

 İstediğimizi elde etmek için her şey mubah saydığımızda, kendimiz dışındaki herkesi düşman olarak niteleyip, bu şekilde baktığımızda toplumsal ilişkilerimiz nasıl gelişir? Toplumda sükunet nasıl sağlanır? Ortak bir gelecek nasıl inşa edilir?

Bir de bu bağlamdan bakmamız gerekmez mi? Sorumluluk sahibi herkes ama herkes söylemlerine her zamankinden daha fazla dikkat etmelidir. Bizim birlik beraberliğe huzura ihtiyacımız var.

 

 

 

  Bu yazı 2930 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI