Bugun...

Gönülleri Kazananlar Kazandı! - 20 Nisan 2019

 Tarih: 20-04-2019 00:29:00  -   Güncelleme: 20-04-2019 10:12:00
Mehmet YILMAZ

Yerel seçimlerden sonra seçimin meşrutiyetinin en çok tartışıldığı yerde, İstanbul’da YSK’nın Ekrem İmamoğlu’na mazbatayı vermesiyle tartışmaların hızı kesildi, ateşi bir nebze de olsa söndü. “Kızgın demiri soğutma dönemi” başladı. Umarım öyle olur.

Seçim sürecinde yazılı ve görsel medya ile propaganda araçları açısından hiç de orantılı olmayan iki rakibin yarıştığına şahit olduk.

Bir yanda iktidarda olmanın avantajıyla devletin bütün imkanlarını seferber eden, bunun yanında televizyon ve gazetelerin yüzde doksandan fazlası elinde tutan iktidar, diğer yanda ise bu devasa güce karşı kıt imkanlarla sürdürülen seçim yarışı.

31 Mart yerel seçimlerinde kimin kazanıp kimin kaybettiğinin irdelemek yerine neyin kazanıp, neyin kaybettiğine odaklanmak gerekir. Bu seçimin kaybedeni hakaretin eksik olmadığı kaba dildir. Ayrıştırma, ötekileştirme, öteleme, aşağılama, küçümseme ve hakir görmedir. Kendi yanlışlarına hiç bakmadan, aynaya bakmadan, karşısındakinin bir yanlışına ya da eksiğine odaklanmak, sürekli ona vurmak, hiçbir etkisi olmadığı halde temsil ettiği partinin bundan 70 80 yıl önce yapılan yanlışlardan dahi onu sorumlu tutmak, sakız çiğner gibi sürekli sürekli tekrarlamak kaybettirmiştir. Unutulmamalıdır ki en çok sevilen yiyecekler bile, her öğün sofraya geldiğinde bıkkınlık verir, tiksintiye yol açar.

Bizim seçtiklerimizin bizim sahibimiz gibi davranmaya hakları yoktur. Biz göreve getirdiğimiz insanları bize PATRONLUK taslasınlar diye değil, yönetsinler diye o yetkiyi verdik. Her nedense Türkiye’de herhangi bir şekilde bir göreve gelen insanlar görevin büyüklüğü küçüklüğü ne olursa olsun, herhangi bir kuruma atandıklarında o kurumun yetkilisi olmak yerine, sahibi olduğu algı ve yanılgısına düşmektedirler.Bu tür davranışlar da kaybettirir.

İşin en kötüsü, en anlamsızı, en zor olanı, zor bir coğrafyada yaşayan bizlerin birbirimizle kucaklaşmak, barışmak, kaynaşmak aynı umudu yeşertmeye gayret etmek yerine birbirimizi başkalaştırmaya, şeytanlaştırmaya ya da düşmanlaştırmaya çalıştığımızda bunun kazananı kim olur?

Türkiye’nin çatışmaya yeni kaoslara, haksızlıklara, yolsuzluklara, hukuksuzluklara,çifte standartlara değil şiddetle normalleşmeye ihtiyacı vardır. Normalleşme sağlanmadan toplumda düzenin sağlanması da mümkün değildir. Herhangi bir yerde, herhangi bir konumda, herhangi bir durumda, rol model olan insanların tepedeki konuşma tarzları, tavırları, üslupları, duruşları, beden dilleri problem çözüm yolları toplumun diğer katmanları tarafından takip edilmekte ve model olarak alınmaktadır.

İşte bütünbu sebeplerden dolayıdırki gerek dini, gerek milli, gerek insani ya da evrensel değerler olsun hangisi olursa olsun her konuda, her konumda mutlaka ve mutlaka onların tarzı takip edilmekte ve işinize gelmeyen her şeye karşı çıktığınızda, her şeye farklı şekilde baktığınızda, ters davrandığınız da, diğer insanların yani sizleri takip edenlerin kazanmak için her şeyi mubah olarak göreceklerini düşünüyor musunuz? Bir düşünün bunun sonucu bizi nereye götürür? Arkadaşlık ilişkilerinde, komşuluk ilişkilerinde, ticari ilişkilerde, sosyal ilişkilerde istediğimizi elde etmek için her şey mubah saydığımızda, her şey mubah gördüğümüzde, kendimiz dışındaki herkesi düşman olarak niteleyip bu şekilde baktığımızda toplumiçerisinde ilişkilerimiz nasıl gelişir? O toplumda normalleşme nasıl sağlanır Ortak bir gelecek nasıl inşa edilir?

Bu seçimin kazananı seçim kazanmaktan önce gönül kazanmayı bilenlerdir. Milleti kucaklayan, birleştiren, kaynaştıran, birbirine yaklaştıran, kayırmacılığa, ayrımcılığa son veren, ortak vizyonla, ortak bir geleceğe adım atma inancı oluşturan yaklaşımdır. Herkesi kucaklayan herkese eşit vatandaş muamelesi yapan hiçbir insanı etnik kimliğinden dolayı inançlarından dolayı ötekileştirmeyen, uzaklaştırmayan, küçümsemeyen sevgidilidir.

Ankara’da Mansur Yavaş, çok ağır eleştirilere, hakaretlere ve hatta iftiralara rağmen tutum ve davranışını değiştirmedi. Vaadine odaklandı, yapacaklarını anlattı.  İstanbul’da Ekrem İmamoğlu gittiği her yerde umut aşıladı birlik beraberlik mesajları verdi, hiçbir insan ayırmayacağını her zaman dile getirdi.

Bu millet kime değil neye oy verdiğini çok iyi biliyor. Tunceli Ovacık’ta komünist başkanın daha önce öğrenciler için uygulamaya koyduğu bir saat kitap okuyana, bir saat bisiklete binme sözü ne kadar etkili olmuş olabilir? Böyle bir yaklaşım çocuklara kitap okumayı sevdirir mi? İşlenmeyen toprağı tarıma açan, insanlara öncülük eden,  bölgenin insanının hayatını kolaylaştırmaya çalışan Mehmet Fatih Maçoğlu’nu Ovacık’tan aldı Tunceli’ye Belediye Başkanı yaptı.

İnsanlar kendine dokunan, kendini iyi hissettiren insanlara yaklaşır. Her birimiz bize sunulan bir şeylerden kendimizle ilgili bir faydanın olup olmadığını düşünürüz. Bize sunulanın işimize yarayacağına inandığımızda ve sunanın kişiliğine inandığımızda o kişinin arkasına düşer yürürüz.

Bu seçimi, “Benim İşime Yarayan Ne Var?” ve “Neden Önemsemeliyim?” Soruların verilen inandırıcı cevaplar kazanmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

  Bu yazı 3055 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI