Bugun...
SON DAKİKA

Patronlar kardeş İşçiler kalleş!... - 27 Kasım 2018

 Tarih: 26-11-2018 21:08:00
Raif YİĞİT

Emek- sermaye yada işçi- işveren  arasındaki uyuşmazlık, daha doğrusu  her kesimin kendi çıkarlarını koruması ile başlayan çatışmada her daim işverenin dediği oluyor.

1980 sonrası birtakım sendikalar “bu yasalarla grev yapılmaz” diyerek, TİSK ve MESS’in ilkeleri dışına çıkmayarak, işverenlere teslim oldular. 12 Eylül Anayasa’sı  genel grevi yasaklandığı için Türkiye’de 5 yıl grevsiz geçti.1986 yılında 3 bin işçinin  katıldığı 3 ay süren Netaş işçilerinin eylemi ilk organize işçi hareketi oldu. Netaş Grevi’nin ardından cesaretlenen Derby, Dizel Motor, Migros, Devlet Demiryolları ve Kazlıçeşme deri işçileri 1987 yılında toplam 32 bin işçinin katılımıyla hak arama mücadelesini yürüttüler.

1989 yılında 600 bin kamu işçisinin başlattığı Bahar Eylemleri’nin ardından Özal Hükümeti % 140 gibi bir zam yapmaya mecbur kaldı. 1990 yılında ise Zonguldak maden işçilerinin 100 bin kişi ile Ankara’ya başlattığı yürüyüş  ve genel grev sonrası işçiler büyük imkanlara kavuştu. Hatta KİT’lerde çalışan işçiler memurlardan 2 kat fazla maaş almaya başladı.

200’li yıllarda ise “Metal Fırtına” diye adlandırılan metal işçilerinin direnişi damga vurdu. Ancak grevler ve eylemler sonrası işçiler bir şey kazanamadı.

Türk-İş, Disk ve HAKİŞ üç büyük işçi sendikası konfederasyonu olarak emekçilerin örgütlendiği  çatılar. Ancak sendikalar işveren ile mücadele etmek yerine birbirleri ile üye savaşı yaşıyor.  Ayrıca sendika yöneticilerinin şatafatlı hayatı,  lüks otellerdeki toplantıları, aşırı konfor düşkünlükleri maalesef işçilerden de tepki görmüyor. “Sendika Ağalığı” diye bir terim ancak bizim ülkede olur. Temel görevi İşçi haklarını korumak  olan sendikalar, düzenin içinde düzene uyup gittiler. Ayda bir ekonomik rapor yayınlayarak, “biz buradayız” mesajı vermeye çalışıyorlar.

Sendika yönetimlerini tek taraflı suçlamak haksızlık olur.  At sahibine göre kişniyor sonuçta. İşçilerin işten atılma korkuları, bireyselciliği,  kendi haklarına sahip çıkmaktan aciz oluşu, sarı sendika yöneticilerini endişelendirmiyor. Sadece toplu sözleşmelerde masaya oturan, işveren ne verirse “elhamdülillah” diyen, temsil ettiği kitleye sahip çıkmayan sendikalara işçilerin pasifist durumundan memnun. 

Hal böyle olunca işçi sarı sendikasından, sendika pasif işçisinden memnun.  Alan razı veren razı.

 

 

  Bu yazı 10079 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI