Bugun...
SON DAKİKA

Esin Esin lezzetler ve kadın istihdamı - 30 Kasım 2018

 Tarih: 29-11-2018 21:15:00
Raif YİĞİT

Önceden zamanımız olunca, son birkaç yıl içinde ise paramız olunca 3-5 arkadaş meyhaneye gider, bir büyük devirdik. Alkol zamları ve ardından gelen ekonomik krizle birlikte dışarıda eğlenmek, dostlarla çilingir sofraları kurmak  ayda bir bile lüks hale geldi.

Görükle’de bulunan, çevresindekilerin Öğrenci Meyhanesi diye adlandırdığı  işletme  pazar akşamları “Rakı sizden, meze bizden” kampanyası başlatınca, Çilingir sofrasını tekrar her hafta kurmaya başladık.  Rakını yanında getiriyorsun, işletme kişi başı 2 tabak soğul meze, peynir-kavun tabağı, köfte, çay, su , kahve gibi ikramlara sadece 45 TL ödüyorsun.  Üstelik canlı müzik’te dinliyorsun.

Rakının bol meze ile içilmesi önerilir ama ben sadece peynir ve yoğurtlu tek bir meze ile içerim/ içerdim. Adı geçen işletmeye gittiğimizde, çocukluğumuzdan beri Keles’ten tanıdığımız Esin Abla’nın (Ceylan)  soğuk mezeci olduğunu öğrendiğimizde rakı içme adabım değişti. 

Bize evine misafir gelmiş gibi ağırlayan,  bir birinden lezzetli mezeleri ısrarla ikram eden Esin Abla’nın özelikle kuru bakladan yaptığı fava sı tüm damak zevkimi değiştirdi. Ardından gelen  şarlo özel meze,  deniz börülcesi, Esin Abla’nın hünerli ellerinde başka bir hal almıştı.

Esin Abla’ya “aşçılığın nerden geldiğini?” sorduğumda ise, “Uludağ Üniversitesi’nde okuyan 2 çocuğu için hayatla tek başına mücadele ettiğini,  Çocuklarının geleceği için yurtdışında aşçılık yapan, Türk Mutfağı kadar, Fransız ve İtalyan mutfaklarını da bilen rahmetli babası Ahmet Ceylan’dan çok şey öğrendiğini, daha önce hiç tecrübesi olmamasına rağmen  hayatını idame ettirebilmek içinde en iyi işi yapması gerektiğini” anlattı.  Esin Ceylan aslında  istihdama katılmayan, ailesi için çalışmakta olan bir çok kadının durumunu özetliyordu.

Muhafazakar bir yapı ve aile içinde yaşayan Esin Abla bundan yıllar önce de Keles’te ilk kadın muhtar adayı olma cesaretini göstermişti.  Çocukları için, her türlü aile ve cevre baskılarına göğüs gererek bir medeni cesaret daha gösterip, günde 12 saat çalışarak  hayata tutunmaya çalışan binlerce kadından biri.

Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranları hala çok düşük. Bu oranlar batıdan doğuya veya kırdan kentsel kesime doğru gidildiğinde daha da düşmekte. Kentlerde gecekondu semtlerinde kadının yoksullaşması ve ekonomik hayatın dışına itilmesi daha sık görülüyor. Kadına ilişkin geleneksel/ataerkil/muhafazakâr tutumlar kadının çalışma hayatına girişini hala  engellemektedir. Kadınların istihdama erişiminde engel oluşturan kimi sosyo-kültürel değerlerin değişimine yönelik çalışmalar maalesef yapılmıyor.

 

 

  Bu yazı 10450 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI