Bugun...

Dünyanın En Acınası İnsanı - 10 Eylül 2018

 Tarih: 10-09-2018 00:03:00
Seven RAZGIRAT

Hepimizin zaman zaman, bazılarımızın ise sürekli yaşadığı bir duygu: “kendine acıma hali”. Hayat bütün terslikleri ve zorlukları ile üstümüze geldiğinde ya da sebepsiz yere bile olsa kendimizi kötü hissettiğimizde yaşama bakışımız değişiyor. Bir türlü üzerimizden atmayı başaramadığımız biriktirdiklerimiz zaman zaman su yüzüne çıktığında ya da önümüze engeller çıkıp da kendimizi yalnız hissettiğimizde; sadece yaşamı algılayışımız değil, kendimize bakışımız da aynı şekilde başkalaşıyor. Böyle durumlarda insanın mantığından çok duyguları öne çıkıyor.

Bu gibi zamanlarda hepimiz dünya üzerindeki en çaresiz insanın kendimiz olduğunu düşünebiliriz. Bunu herkes yaşar. Yaşanan olaya göre uzun ya da kısa sürebilir. Ama hisler değişmez, herkes bu duruma düşer. Çaresizlik, ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın bir noktaya varamama hissi; mantıklı düşünebildiğimizde saçma olduğuna kanaat getirsek de tersliklerin hep bizim başımıza geldiğine dair duygular bize hücum eder. Çevremizde kimsenin bizi dinlemediği, anlamadığı, yapayalnız ve değersiz olduğumuz hislerine kapılırız. Geçici olduğunda zarar vermeyen ama sürekli yaşandığında bütün hayatı bir arabesk filmin içindeymişçesine mahveden bir durum bu… Üstelik bu sürekli kendine acıma hissi kişinin sadece kendini bütün hayattan kısıtlaması ve kendine zarar vermesi ile de sonuçlanmaz. Zaman içinde çevresindekiler sürekli kendisini en acınası gören ve ilgi beklediğini hissettiren bu kişiden bunalır ve uzaklaşırlar. Bu da gerçek yalnızlığı beraberinde getirir. Sürekli kendine acımak; ruhuna ve kalbine sürekli zehir akıtmaya benzer, bir süre sonra dolar ve çevresine taşar.

İki türlü kendine acıma şekli ile karşılaşıyoruz. Bir tanesi kendi içinde yaşayan ve kendine acımaktan dolayı içine kapanan insanlar. Hayatın bütün sorunları ve yükleri kendi üzerlerindeymiş ve yaşadıkları acıları bu hayatta sadece kendileri yaşıyormuş gibi kendilerini dünyaya kapatan insanlar… Bu insanların bu hallerini ancak çok yakın çevresindekiler görebiliyorlar. Ellerinin altındaki hiçbir güzelliği görmeden, yaşanan hiçbir olumlu gelişmeyi fark etmeden, hayattaki var olan şanslarını anlamadan ömürlerini geçiyorlar. Olumsuzluklara dikkat etmeye o kadar çok vakit ayırıyorlar ki olumsuzlukları aşabilecek yolları bulup, plan yapmak için enerjileri kalmıyor. Her insanın hayatı farklı olmasına rağmen, sürekli kendi hayatlarını ve yaşadıklarını başkaları ile kıyasladıkları için gerçek sorunu ve çözümü bulmak imkânsız bir hal alıyor.

Bir de; kendine acıdığı için hiçbir sorumluluğun tam olarak onlara verilmediği insanlar vardır. Hiç kimse hayatta sürekli mağdur olamayacakken; bu kişiler “doğuştan gelen bir bahtsızlık” yaklaşımıyla sorunların çözüm ortağı olmaktan bir hayli uzak dururlar. Tam bir şeylerin sorumluluğunu alıp başaracakken, “bu hayat bana hep ters köşeden gol attı” söylemiyle yaşayan bir bireyin çevresi, bir süre sonra kendilerini çaresiz hissedecek ve bu kişiden hiçbir beklentide bulunmayacaktır. Bunun, kişinin hayata dair sorumluluklarını azaltan bir durum olduğu açıktır. Kendimize bu şekilde sürekli acıdığımızda eksikliklerimiz ve hatalarımız sorumluluğumuzdan çıkar ve rahatlarız. Ne de olsa hayat bizim yüzümüze hiç gülmemiştir…

“Acımak iki yanı keskin bir bıçak gibidir.” demiş Stefan Zweig; “Kullanmayı bilmeyen, elini ve de özellikle kalbini ondan uzak tutmalıdır. Tıpkı morfin gibi acıma duygusu da hasta için sadece başlangıçta bir nimet, bir ilaç, bir devadır. Ama dozunu ayarlamasını ve azaltmasını bilmediğiniz zaman öldürücü bir zehir olabilir.”

Oysa hepimiz yokluklardan ve aksaklıklardan muhteşem yerlere gelmiş, asla kendine acıma yolunu seçmemiş, yoluna çıkan engelleri fırsata çevirmiş insanların hayatlarını zevkle ve ibretle dinleyip okumuyor muyuz? Her biri hepimiz için bir ilham kaynağı oluyor. Okuduğumuz ve takip ettiğimiz tüm o muhteşem kahramanlar, yaşadıkları onlarca zorluğun içinde kendine acıyıp, zaten hayatın kendilerine sürekli tokat attığını söyleyip pes etselerdi… Nasıl bir dünyada yaşardık sizce?

  Bu yazı 773 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI