Bugun...

İlmi siyaset - 20 Eylül 2019

 Tarih: 20-09-2019 08:59:00
Türkan GENÇ

Hapishanedeki bir adamın yaşlı babasına son iyiliğidir.

Yaşlı baba hapishanedeki oğluna bir mektup yazar “Oğlum tarlanın sürülüp ekim yapma zamanı geldi, fakat ben artık çok yaşlıyım ne yapacağımı bilemiyorum” der mektubunda.

Oğlu babasının bu çaresizliğini, hapishane şartları içerisinde nasıl gidereceğini düşünür kara kara.

Sonra aklına bir fikir gelir. O da babasına mektup yazar.

Hapishane mektupları hapishane yönetimi tarafından didik didik okunmaktadır.

Bunu bilen oğul mektubunda şöyle der, “Aman baba sakın tarlayı sürdürme ben oraya silâhlar gömdüm'' der.

Bunun üzerine bir grup asker yaşlı adamın evine gider ve tarlayı aramak için tek tek çapa yaparlar.

Sonra oğul bu şartlar da babasına yardım etmenin verdiği sevinçle bir mektup daha yazar “Artık tarlayı ekebilirsin.”

Bir diğer hikaye...

Vaktin birinde, bir köye genç bir hoca tayin oluyor.

Köydeki eski ve yaşlı hoca ile bir türlü yıldızları barışmaz ve anlaşamazlar. Her ikisi de cemaatin huzurunda birbirileriyle sataşıp dururlar.

İlmi ve dini meselelerde anlaşamazlar. Genç hoca A derse, yaşlı hoca B diyormuş. Yalan yanlış köy halkına bilgiler veren hoca, köylüleri ayartıp genç Hoca’yı köyden kovdurtuyor.

Genç hoca, köyden giderken, bir bilge kişiye rastlıyor ve başına gelenleri anlatıyor.

O bilge kişi, genç hocaya, “Sen her şeyi öğrenmişsin de, 'ilm-i siyaset'i “öğrenmemişsin. Git, 3 ay kadar da ilm-i siyaset dersi öğren ve bu köye ondan sonra gel” demiş.

Genç hoca, ilm-i siyaset öğrendikten sonra, yine aynı köye geliyor ve bir bakıyor ki, yaşlı hoca camiin vaaz kürsüsünde yine yalan yanlış konuşuyor.

Genç hoca, cemaatin huzurunda ayağa kalkarak gür sesle şöyle bağırıyor: “Ey cemaat ben yanılmışım, hatamı anladım ve bu hocanın ne büyük bir zat, ne büyük bir evliya olduğunu öğrendim. Bu hocanın sakalından bir tek kıl alan, cennete gider.”

Bu sözden sonra hocanın yüzüne yapışarak sakalından ilk teli genç hoca koparıyor. Ondan sonra, tüm cemaat hocaya saldırarak sakalından birer tel koparma yarışına giriyor.

Hocanın yüzünde tek bir sakal kalmıyor ve her tarafı yara bere içerisinde kalıyor!

İlmi siyaset, çok önemli bir meziyet.

Herkesin yapabileceği bir şey değil.

Eskiden medreselerde ders olarak okutuluyormuş.

Günümüzde de çok ihtiyaç duyuyoruz.

Sorumluluk sahibi yöneticilerin en çok uygulaması gereken bir ilim.

İyi yönde de kötü yönde de kullanılabilir.

Önemli olan tabi ki; işin üç kağıdına, kurnazlığına kaçmadan, dürüstlük, samimiyet, iyi niyet yönünden kullanılması.

“Her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğru her yerde söylenmez” gerçeği,

Mevlana'nın “Sen ne söylersen söyle, söylediğin karşındakinin anladığı kadardır” sözü, ilmi siyasetin önemine işaret ediyor.

Gerilim ortamlarında, belden aşağı lafların, sinkaflı kelimelerin, bağrış çağrışların, hakaretvari sözlerin içindeki siyaset toplumu da geriyor.

İlmi siyasetle hareket eden siyasetçiler, toplumu gerilimden uzak tutar.

Dileriz bu minvalde daha temkinli yaklaşırlar.

Neyi, ne şekilde söyleyeceğini bilmek ve dile getirirken incitmemek gerekir.

Küçük bir hatırlatma yapmak ve dikkat çekmek istedim.

 

****

 

Bir sorunu kalıcı hale

getirmenin 4 yolu

 

1- Ertelemek

2- Gözde büyütmek

3- Kararsızlık

4- Herkesin sözünü dinlemek

 

****

 

Günün Sözü

 

''Konuşmadan önce düşün:

Gereği var mı?

Şefkat barındırıyor mu?

Kimseyi incitebilir mi?

Sessizliği bozacak kadar değerli mi?''

 

Lao Tzu

 

 

  Bu yazı 3054 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI