Bugun...

Yavuz Sultan Selim ve keklik hikayesi - 27 Ekim 2019

 Tarih: 27-10-2019 00:15:00
Türkan GENÇ

Yavuz Sultan Selim Kuşlar Çarşısı’nı gezer.

Burada, avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar.

Bir ara Yavuz Sultan Selim’in gözü kekliklere ilişir…

Bir grup kekliğin kafesinin üzerindeki yazıda “Tane işi satış, fiyatı 1 altın” yazıyor.

Hemen yanıbaşlarında, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300 altın. Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılır.

”Hayırdır” der satıcıya ve sorar: ''Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?”

Satıcı, ”Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafına doluşuyor” der. ''Tabii bu arada avcılar da o etrafa doluşan keklikleri daha rahat avlıyorlar” diye de ekler.

Padişah ”Satın alıyorum” der ve 500 altın verir.

Parayı verir ve hemen oracıkta kekliğin kafasını koparır.

Adam şaşırıp, ‘‘Ne yaptınız, en maharetli kekliğin kafasını koparttınız, yazık değil mi” diye dövünürken;

Padişah gürler: “Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akıbeti er veya geç ölümdür!''

 

****

 

Hacı Bayram Veli'nin Sultan Murat'a nasihati

 

Hacı Bayram-ı Veli, Edirne'den ayrılırken kendisinden nasihat isteyen Sultan Murat Han'a şunları öğütledi:

"Tebean içinde herkesin yerini tanı, ileri gelenlere ikramda bulun. İlim sahiplerine hürmet et. Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster. Halka yaklaş fasıklardan uzaklaş, iyilerle düşüp kalk. Hiç kimseyi küçümseme ve hafife alma.

İnsanlığında kusur etme, sırrını hiç kimseye açma, iyice yakınlık oluşmadıkça kimsenin arkadaşlığına güvenme. Cimri ve alçak insanlarla ahbablık kurma. Kötü olduğunu bildiğin hiçbir şeye ülfet etme.

Seninle başkaları arasında bir toplantı akdedilir veya insanlarla aranızda bazı meseleler görüşülürse, yahut onlar bu meselelerde senin bildiğin hilafını iddia ederlerse, onlara hemen muhalefet etme.

Sana bir şey sorulursa, ona herkesin bildiği şekilde cevap ver. Sonra bu meselede şu veya bu şekilde görüş ve delillerin de bulunduğunu söyle.

Senin bu türlü açıklamalarını dinleyen halk, hem senin değerini, hem de başka türlü düşünenlerin değerini tanımış olur.

Sana bu görüş kimindir? diye sorarlarsa, fakîhlerin bir kısmınındır, de. Onlar, verdiği cevabı benimserler ve onu sürekli olarak yaparlarsa, senin kadrini daha iyi bilir ve mevkiine daha çok hürmet ederler.

Seni ziyarete gelenlere ilimden bir şey öğret, böylece faydalansınlar. Herkes, öğrettiğin şeyi belleyip tatbik etsin.

Onlara umumi şeyleri öğret, ince meseleleri açma. Onlara güven ver, ahbablık kur. Zira dostluk, ilme devamı sağlar.

Onların değer ve itibarlarını iyi tanı ve kusurlarını görme. Halka yumuşak muamele et, müsamaha göster.

Hiçbir kimseye karşı bıkkınlık gösterme, onlardan biriymişsin gibi davran."

 

****

 

Günün Sözü

 

''Gölgesinde asla oturamayacağını bilerek

ağaçlar diken insan,

yaşamın anlamını çözmeye başlamıştır.''

 

Tagore

 

  Bu yazı 2640 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI