Bugun...

Boz eşeğin duası! - 8 Eylül 2019

 Tarih: 08-09-2019 00:39:00
Türkan GENÇ

Kasabanın semercisi ölmüş… Yeni gelen semerci işin acemisiymiş…

Yaptığı semerler yüzünden eşeklerin sırtında yaralar açılmış…

Eşekler başlamışlar semercinin ölmesi için duaya… 

“Allah'ım, sen bizi bu acemi semerciden kurtar ne olur! Ölsün de kurtulalım!”

Sonunda dualar kabul olmuş, semerci ölmüş!

Ne var ki, ölen semercinin yerine gelen yeni semerci daha da acemiymiş!

Eşekler yeniden duaya başlarken, eşeklerin en yaşlısı ve en bilgesi olan boz eşek:

“Bu semerci de ölse kaderimiz değişmez. Anlaşıldı ki, semercinin iyisi gelmeyecek!”

Eşekler, o iri gözlerini ıstırapla açarak:

“Bu çileyi çekmeye devam mı edeceğiz? Semercinin ölmesi için dua

etmeyelim de ne yapalım?” demişler.

Yaşlı boz eşek acı acı gülmüş:

“Semercinin ölmesinin bize faydası yok. Allah'a, bizi eşeklikten kurtarması için dua edelim!” demiş.

 

****

 

Biri kıbleyi çalmış!

 

Bir babanın 2 çocuğu varmış; yaramaz mı yaramaz...

Ne yaptıysa çocuklarının hakkından gelememiş.

En iyisi ben bunları hocaya teslim edeyim, belki uslanırlar demiş.

Götürmüş çocuklarını hocaya...

Birisini camiden içeri sokamamış. Diğer çocuğu hocaya teslim etmiş.

''Hoca efendi ben bu çocuklara bir türlü söz dinletemiyorum çok yaramazlık yapıyorlar'' demiş.

Hoca efendi; ''Sen merak etme ben hallederim onları'' diye cevap vermiş.

Baba, evine dönmüş.

Baba gittikten sonra hoca başlamış çocuğa soru sormaya...

''Kıble nerde oğlum?''

Çocuktan ses çıkmamış.

İkinciye bir daha sormuş.

Yine ses yok.

Üçüncüsünde ''Kıble nerde len'' diye bağırmış.

Çocuk bir solukta caminin dışına çıkıp hızla kaçmaya başlamış. Diğer kardeşi de peşine takılmış.

Biraz yol aldıktan sonra, ''Kardeşim biz neden kaçıyoruz, ne oldu?'' demiş çocuk.

''Biri kıbleyi çalmış, burada durum vahim, kaçabildiğimiz kadar kaçalım'' demiş!

 

****

 

Serçenin öğrettiği üç şey

 

Bir avcı bir gün bir serçe avlar. Serçe dile gelerek;

“Bana ne yapmayı düşünüyorsun?”diye sorar.

Avcı;

“Seni kesip yiyeceğim!” der.

Kuş da; “Vallahi benim ne etim lezzetlidir, ne de senin karnını doyurur! Ben sana üç şey öğreteyim, bunlar senin işine beni yemekten daha çok yarar. Bunların birincisini senin elinde iken söyleyeceğim, ikincisini karşıdaki ağaca konunca söyleyeceğim, üçüncüsünü de ilerideki tepeye varınca söyleyeceğim!” der.

Avcı;

“Birincisini söyle öyleyse!” der.

Kuş:

“Elinden kaçırdığın şeyler için asla hayıflanma!”

Avcı kuşu elinden bırakır ve ikincisini de söylemesini ister.

Kuş ağca konar ve “Olmayacak bir şeye sakın inanma!” der.

Sonra kuş uçup karşı tepeye konar ve şöyle der:

“Ey bahtsız adam! Eğer beni kesmiş olsaydın, kursağımdan her biri yirmi miskal ağırlığında iki tane inci çıkaracaktın!”

Avcı bunları duyunca kaçırdığı fırsatlara hayıflanarak dudaklarını ısırır ve der ki:

“Hadi üçüncüyü de söyle!”

Sana söylediğim ilk iki nasihati unuttun, üçüncüsünü ben sana nasıl söyleyeyim!…

Ben sana, elinden kaçırdığın şeye sakın hayıflanma, olmayacak şeylere sakın inanma demedim mi? Benim etim, kanım ve tüylerim yirmi miskal ağırlığında gelmezken, nasıl olur da kursağımda her biri yirmi miskal ağırlığında iki inci bulunduğuna inanırsın!

(Mesnevi'den)

 

****

 

Mevsimini bekle...

 

Mevlana, Mesnevi’de bir buğday tanesinin serüveninden yola çıkarak sabrı şöyle özetler:

“Bir buğdayın insana gıda ve kuvvet, dizlerine derman, gözlerine nur ve beslenme kaynağı olabilmesi için onun toprağın bağrına gömülmesi, toprakla mücadele ede ede filizlenip gelişmesi, sonra biçilip harmanda dövülmesi, samandan ayrılıp değirmende öğütülmesi, teknelerde yoğrulup hamur haline getirilmesi, fırınlara atılıp ateşte pişirilmesi, sonra dişlerle bir kere daha parçalanıp mideye gönderilmesi gerekir.

Bunun gibi, insanın insanlığa yükselip bir işe yarar hale gelmesi için de onun çeşitli zorluklardan geçirilerek birçok defa elenmesi, elenip özünü bulması gereklidir.

Unutma ki her şeyin bir mevsimi vardır:

Sen de mevsimini bekle!”

İYİ PAZARLAR...

 

****

 

Günün Sözü

 

''Edep, aklın tercümanıdır.

Herkes edebi kadar akıllı,

aklı kadar şerefli,

şerefi kadar değerlidir.''

 

Mevlana

 

 

 

 

 

 
  Bu yazı 3098 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI