Bugun...
SON DAKİKA

Etme bulma dünyası! - 9 Temmuz 2019

 Tarih: 09-07-2019 09:16:00
Türkan GENÇ

Her geminin bir kaptanı, bir de çarkçıbaşısı vardır. Geminin denizlerdeki sahibi armatör adına kaptandır. Tek yetkili kişidir gemide.

Geminin güvertesine kuş konsa dahi ondan sorulur. Hesabını o verir.

Ülkemiz yöneticileri, zaman zaman 'hepimiz aynı gemideyiz' diye açıklama yaparlar ama, aynı gemide olmazlar bir türlü.

Gemi batmaya başladığında, kaptan ve mürettebat cansallarını, filikalarını denize indirerek, gemi terk düdüğü ile ayrılırlar gemiden.

Geriye kalan halk ne yapacak. Allah yardım etsin. Hastalıkla mı uğraşacak, parasızlıkla mı baş edecek, işsizlikle mi... Hepsi dağ olmuş sırtlarından inmiyor bir türlü. Sorunların biri inse biri biniyor.

Doktora verecek parası olmasın, bebek bezi alamasın, mama için hırsızlık yapsın, kredi kartı borcunu ödeyemesin, çöpten sebze meyve toplasın, bir dilim baklava çalanlar yıllarca hapiste yatsın.

Üç çocuk yapın diye akıl verenlere, ne için yapalım, nasıl bakacağız, hırsız, tinerci, yankesici mi olsunlar diye sormak gerekmez mi.

Biz elektrik, su faturasını ödeyemezken, nasıl olacak bu üç çocuk? Çocuk için güzel bir ortam gerekli.

Suriyelilere verilen paralarla nüfusları patladı. Peşpeşe asker selamı vererek yolda yürüyorlar. Kızlarımız, kadınlarımız ise yolda yürüyemez oldu sayenizde.

Çevrenizde halkın arasında yaşayan siyasetçi varsa, onu hemen başbakan yapalım. O anlar, bizi ancak. Sırça köşklerde, saraylarda oturanlar anlamazlar.

''Ben sizin ananızım'' diyen ey siyasetçi, anahtarlık boş duruyor, sözün aklımda, ne zaman gelecek bu anahtarlar, gelsin artık.

Ülkenin suyunu, posasını çıkardıktan sonra hepsi yola revan olur gider.

Yurt dışında Tosuncuk  gibi yaşarlar! Krallar gibi yatlarda bir de  poz verirler üstüne üstlük. Paraları orada burada ezerler. Lüksün, şatafatın dibine vururlar, garibanın paralarıyla.

Biz de aval aval bakarız. Malının, mülkünün hesabını yaparız. Tosuncuk ülkeye neden getirilmiyor acaba, her hırsız bizi böyle soyup, gününü gün mü edecek üstümüzden.

Olan ise Mehmet ağanın öküzüne oluyor sonra. Ya kasaba gidiyor ya da hayvan tüccarına üç kuruşa satılıyor.

Öküzün semeri astarından pahalıdır artık. Vedalaşma zamanı gelmiştir, kim kime bakacak, öküz satsan bir çuval yem parası yapmaz.

Siyasetçiler çıkıyor bir de ''Türkiye'yi tarımda bir numara yapacağız'' diye kafa buluyorlar ya, gel onu sen ahırdan giden öküze anlat!

Sadece bir kere seçime girer, kazanırsa Meclis'te ceylan derisi koltukta basen ve ense yapar.

Ömrünün geri kalanında paşalar gibi, sultanlar gibi, gününü gün ederek yaşar, bizim sırtımızdan geçinir gider.

'Eşek olana semer vuran çok olur' diye bir atasözümüz var!

Bir de üstüne laf da söyleyemezsin. Burnundan kıl aldırmaz. Sanki dünyanın bütün sahibi o.

Derdini anlatmak istersen, korumaların hışmına uğrarsın. Seçimlerde bir paket makarna, kömür, çay, şeker, öncekilerde ise koltuk, kanepe, tv, buzdolabı vardı. Şimdi ise bunların zammı var soframızda, afiyet olsun, hep birlikte yeriz artık.

Uyur, tıksırır, oylama sırasında da çok zor olan bir şeyi başarır. O da elini havaya kaldırmak. Üşengeçliği varsa onu da kaldırmaz. Dışkısı ilaç desen, gider denizin ortasına yapar.

Kendi çıkarına bir şey olacaksa, Meclis'e hiç takılmadan ivedilikle geçer. Genellikle yasaları, genelgeleri gece geçirirler, halk uyanmasın, uykusu bölünmesin diye.

Sabah kahvesinde siyasetçiler kahve köşelerinde meze olmasın, aldıkları paralar milletin çenesini  yormasın diye halkını da düşünür, bizim siyasetçilerimiz!

Eskiden kahve köşelerinde millet tarımdan, hayvanlarından bahsederdi.

Siyasetçiler umurlarında olmazdı. İş, güç olmayınca tek hobileri oldu boş konuşmak, okey masasında taş döşerken. Üzülecek halimize eğlenir olduk!

Az da olsa, tenceresinde çorbası kaynardı, dedikodu yapmaya fırsatı olmazdı, üretirdi. Siyasetçiler gibi de kulis yapmazdı.

Allah'a şükrederdi. Şimdi ise hanımını geçti evde valla, eline şiş alıp  patik örecek neredeyse!

Eşiyle kavga eder oldu. Sıkıntıdan gözleri arar oldu sarıkızı. Üzüntüsünden duramaz oldu, yabanda biçare garibim.

Yorgunluktan anası ağlardı, uyurdu erkenden. Vekilmiş, bakanmış dinlemezdi bile. Hep uyudukları için başlarına da bunlar geldi ya!

Başlarına ne mi geldi? Sarıkızın yerini kara kara inekler aldı. Onların gelmesiyle başladı zaten her şey, hiç bitmedi geldikçe geldiler.

Bizim ürettiğimiz samanı yemediler. Bulgaristan'dan samanı, Amerika'dan şeker pancarını, Avrupa'dan gelen ithal yemi yediler.

Zıkkımın kökünü yiyesiceler! Sırf rengi siyah olduğu için, yolumuzu değiştirdiğimiz kediler vardı, kötü şans getirir diye. Keşke ülkemizin içine hiç girmeseydi bu kara inekler de.

Gemiler dolusu hayvanlar, günlerce şehirleri nefessiz bıraktı. İnsanlar hasta oldu, ithal et yüzünden.

Bakan çıktı 'et alabiliyorlarmış' diye bir de dalga geçti. Köylünün ve milletin stand-up'çısı!

Nerde o bizim sarıkız, bir kürek yemle idare ederdi. Sahibini de hiç üzmezdi, bol bol süt verirdi. 

Mis gibi tereyağ, yoğurt, peynir nerde, sarıkızla beraber köyü de unutur olduk. Türkülerle avunur olduk, kör betonlar arasında.

Kapitalistlere, müteahhitlere, tekstilcilere ucuz işçi, ülkemizde modern köle oldu köylü.

Sahibinin yüzünü kim güldürecek şimdi, sarıkız seni çok arıyoruz  milletçe. Ama biz bunu hak ettik maalesef.

Değerini, boş kapı duvarında asılı yularını, zilini görünce anladık. Senden kalan tek şey oydu miras olarak bize.

Ama ne yapalım, bizi de senden ayıranlar var sonuçta. Tarlamızı ekemez olduk, yemini suyunu veremez olduk, mazotta yetişemez olduk, bizi ayırdılar senden sarıkızım!

Şimdi gözlerimiz cin gibi açıldı; üretim yok, öküz yok, ne yapsın işsiz insanlar, tek  dertleri siyasetçilerin ve danışmanların maaşları oldu.

Eskiden biz seni sağardık sarıkızım, şimdi ise siyasiler ve açık gözler bizi sağıyor.

Şimdi anlayacağın, senin yerine biz geçtik.

Etme bulma dünyası bu olsa gerek!

 

****

 

Adalet Bakan Yardımcılıklarına Bursa’dan iki atama

 

AK Parti’den 25. ve 26. dönem milletvekilliği yapan Zekeriya Birkan ve Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Uğurhan Kuş, Adalet Bakan Yardımcısı olarak atandılar.

Kendilerini tebrik ediyor, başarı diliyoruz.

Dileriz, ülkedeki adaletsizliklerin önüne geçilmesinde önemli rol oynarlar.

Hak, hukuk, adalet hakkıyla işler.

 

****

 

Beklenti demek, dert demektir

 

İnsanlardan beklentiyi azaltmak demek,

dertleri azaltmak demektir.

Beklenti demek, dert demektir çünkü.

 

****

 

Günün Sözü

 

“Bir kitapta okumuştum;

her şey yoluna girmeden önce

en kötüsü olmak zorundadır.”

 

 

 

 

 

  Bu yazı 3582 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI