Bugun...

İyi ve kötünün yüzü aynı - 6 Ekim 2019

 Tarih: 06-10-2019 00:41:00
Türkan GENÇ

Leonardo da Vinci; ‘Son Aksam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı.

İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…

Resmi yarım bırakarak, bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı…

Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu…

Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:

“Ben bu resmi daha önce gördüm…”

‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.

‘Üç yıl önce’ dedi adam... ’Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…’

-İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır… Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır!

 

Paulo Coelho

 

****

 

Sahip olduklarımızın kıymetini bilmek

 

Hükümdarın biri acemi bir köle ile bir gemiye biner. Köle, daha önce hiç deniz görmemiştir ve ilk defa gemiye binmektedir. Gemi yolculuğunun da kendine göre, katlanılması gereken birtakım zorlukları vardır. Bunlara yabancı olan köle ağlamaya başlar. Vücudu tir tir titremektedir. Ne yaptılarsa fayda vermez. Bir türlü sakinleşemez. Bunun üzerine hükümdarın keyfi iyice kaçar.

Vapurda bilge bir adam bulunmaktadır.

Hükümdara,“Müsaade buyurursanız ben onu sustururum” der.

Hükümdar da, “Lütfetmiş olursunuz.” der. Bilge, köleyi denize attırır. Köle birkaç kere suya batıp çıkar.

Nihayet iki eliyle geminin dümenine yapışır. Tutup gemiye alırlar. Bundan sonra bir köşeye çekilir, rahat rahat oturur, hiç sesini çıkarmaz. Hükümdar, bilgenin bu yaptığını çok beğenir ve ona; “Bunun hikmeti ne?” diye sorar. Bilge şu karşılığı verir:

“Köle daha evvel batma eziyetini tatmadığı için gemideki selametin kadir ve kıymetini bilmiyordu!”

 

****

 

İnsana ne kadar toprak yeter?

 

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır.  Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.

Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir.  Gerçekten de reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. 

Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin, fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım. Yoksa bütün hakkını kaybedersin” der.

Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış.

Koşar, koşar, ama kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…

Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler.

Reis, Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:

“Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”

 

  Bu yazı 2588 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI