Bugun...
SON DAKİKA

Acıkmadan sofraya oturmayın, doymadan da kalkın! - 7 Mayıs 2019

 Tarih: 07-05-2019 09:17:00
Türkan GENÇ

Hoşgeldin Ramazan-ı Şerif.

Gönlümüze huzur getirdin, mutluluk getirdin.

Seni bir ay değil, 12 ay hatırlamak gerekiyor aslında.

Peygamberimizin güzel bir tavsiyesi vardır;

''Acıkmadan sofraya oturmayın, doymadan da kalkın...''

Manen ve sağlık açısından çok doğru bir tavsiye.

''Yemek için yaşama, yaşamak için ye'' sözü de bu felsefeyi ortaya koyuyor.

Bizim de sofra adabımız, yaşam felsefemiz böyle olmalı.

Eski ramazanları vurgulamadan geçemeyeceğim... 

Eskiden kıtlık, yokluk vardı ama, komşuluk, insanlık ilşkileri bakımından bolluk vardı.

Komşular birbirlerinin eksiğini tamamlardı; yağ, salça, tuz, biber eksik oldu mu, komşuya koşulurdu.

Komşunun verdiği tabak boş döndürülmezdi.

Bunlar sadece ramazana has değil, sıradan günlük olaylardı.

Ramazan ayında daha da hassaslaşılırdı. Birlikte sahur, iftar sofralarına oturulur, hep beraber sofra başında topun atılması beklenir, Allah'a şükredilirdi.

Sofrada bir tabak da fazla bulundurulur, bir misafir geldiğinde rızkıyla beraber yeri hazır olurdu.

Günümüzde ise ne ramazanın manası tam olarak yansıtılıyor, ne de paylaşmanın önemi var!

'Bir elin verdiğini, öbür elin bilmemesi' gerektiği halde,  yardımlar göze sokulurcasına şov ve reklam yapılarak dağıtılıyor.

İftar masaları envai çeşit yemeklerle donatılıp gösteriş yapılıyor.

Bu da yetmiyor, beş yıldızlı otellerin iftar menülerinde sanki ramazan değilmiş de bir düğün varmışçasına sunumla, şaşalı görsellikle sözüm ona ramazan yaşanıyor!

Dikkatinizi çekerim; kalkınmış ülkelerin yapmış olduğu israflarla açlık çeken Afrika kıtası doyuruluyor.

Ramazan ticareti de yaşanıyor. Ramazan fırsatçıları doğdu. Gıda ürünlerine ekstra zam yapıldı. Halkın ramazandan ramazana gördüğü pastırma, kavurma, bal gibi ürünler, yiyecek reyonlarından kalktı, kuyumcu reyonlarına girdi!

Lüks oteller, ramazan menülerinin reklamını yaparak birbirleriyle yarışa giriyorlar.

Yine, restoranlar da ona keza. Ayrıca restoranların birçoğu menünün dışına çıkmıyor, menüyü zorunlu tutuyor. Bu da çok yanlış bir uygulama.

Bizim özümüze, insanlığımıza acilen dönmemiz gerekiyor.

Hali vakti yerinde olanların, siyasilerin birbirlerini iftar masalarında ağırlamaları, ramazanın anlamına hiç uygun bir davranış değil.

Reklama ihtiyacı olmayanlar, gerçekten hayır yapmak isteyenler, daha farklı yollarla kendilerini göstermeden bunu yapabilirler. Bunu yapanlar olduğunuda biliyoruz. Keşke herkes böyle yapsa.

Ramazanda bir diğer olumsuzluk da medya sektöründe yaşanıyor.

11 ay gözükmeyen hocalar, aniden yerden mantar biter gibi çıkıveriyorlar. Ekranlarda boy gösteriyorlar.

Ellerini havaya açıp, gözlerinde hafiften bir buğu, sesini uhrevi bir tonda yansıtarak, güya dini bilgileri aktarıyorlar. Yaptıkları iş, herkesin bildiği konuları farklı hikayelerle bezeyip aktarma.

''Allah'ım verdiğin nimetlere çok şükür'' diyerek, milletin temiz duygularıyla oynuyorlar. Aslında şükrettikleri, kanaldan aldıkları yüklü ücretleri olsa gerek. O ücretlerle kaç tane ramazan çadırı kurulur, kaç fakir fukara giydirilir, kaç garip guraba mutlu edilir bunu bilmeleri gerekiyor.

Nerdeeeee o güzelim eski ramazanlar...

İnsanın insan olduğu, komşunun komşu olduğu yıllar.

Bir mucize olsa da tekrar o yıllara dönebilsek!

****

İyi dost...

 

İyi dost;

iyi günde çağrıldığında,

kötü günde ise

çağrılmadan gelendir.

 

Hz. Ömer

 

****

 

Günün Sözü

 

''Komşusu açken,

tok yatan bizden değildir.''

 

Hadisi Şerif

 

 
  Bu yazı 6460 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI