Bugun...

Cumhur İttifakı neden kaybetti? - 10 Mayıs 2019

 Tarih: 10-05-2019 09:05:00
Türkan GENÇ

Ekrem İmamoğlu'nun gücü, cesareti nereden geliyor?

Kimler vermiş olabilir bu cesareti kendisine?

Kimilerine göre dış güçlerden, kimilerine göre cemaatten, herkes bir söylem tutturmuş, ilgi ve alaka ayyuka çıkmış.

Seçimi kazanmaya kadar gidebilen olayların arkasında kimler yer alıyor bilmiyorum.

Ama bana göre arkasında ne cemaatler ne de dış güçler var.

İlgi alaka, halkın uzun bir süredir özlemini çekmiş olduğu sıcaklık, insanlık, samimiyet, sevgi, hoşgörüden başka bir şeye bağlanamaz.

Seçimleri de zaten bu yolla kazandı.

Cumhur İttifakı'nın öfke ve nefret dilini, Ekrem İmamoğlu kendisi için avantaj olarak kullandı.

Halkın sevgisi de saygısı da, kısa bir süreliğine de olsa mazbatayı almasını sağladı.

İkinci seçimin yapılmasına ilişkin YSK'nın  vermiş olduğu karar, halkın bir kesiminde olumsuz karşılandı. Bu karardan tek İstanbul değil, tüm Türkiye etkilendi.

Bu açıklamayla beraber, ramazanın ilk iftarının ardından Ekrem İmamoğlu ikinci seçim çalışmalarına kollarını sıvayarak tüm hızıyla başladı.

Birtakım insanların yönlendirilmesiyle bazı algılar yaratılmak isteniyor. Giden gelen mektuplar birbirini kovalıyor. Herkes birbirinden bir şey koparmanın derdinde. Halkın derdini düşünen şu anda pek kimse yok.

Bir gerçek var ki, iddialar doğru çıkarsa, Ekrem İmamoğlu bu ikinci seçimi kazansa dahi içi boş belediye alabilir. Sadece elinde mazbatası olan, ama yetkileri törpülenmiş, meclisinde söz sahibi olamayan bir başkan konumuna getirilebilir.

Hatta ve hatta bu durum İstanbul seçimleriyle kalmayabilir, padişahın bir fermanıyla Ankara Büyükşehir Beldiyesi'ne de kayyum atanır, başka şehirlerde de halkın iradesi ayaklar altına alınır. Kimi belediyelere müfettişler yollanarak, hizmeti engellleyecek hareketler oluşturulabilir.

Buradan yola çıkarak şunu anlıyoruz ki; seçimler demokrasi ile kazanılsaydı, en başta karşı çıkacak olan egemen güçler olurdu.

Trump'ın yönetime seçilmesi dahi sansasyonel birtakım olaylar dizisiyle oldu. Kaldı ki, İstanbul, Ankara, Türkiye'nin herhangi bir ilinde mi olamaz?

Ağızdan çıkacak küçük bir yazı, altına bir imza, resmi gazetede yayınlanan bir ilan, halkın rüyalarının sonu olabilir.

Halkın rüyası, halkın ümidi bir kişinin iradesine bırakılarak ülkenin ilerlemesi sağlanamaz.

Şunu kendime soruyorum ki; bir dönem yapılan açıklamalarda, 550 milletvekilinin yetmediği, 800'e çıkarılması gündemdeydi. Bunu başka ülkelerden örnek alıyorlar da, o ülkelerdeki milletvekillerinin maaşlarının ne kadar olduğunu biliyorlar mı?!

Gariban ve yoksul kesim, 550 milletvekilinin 20'şer bin liralık maaşları, 5 yıl milletvekili kalıp emekli olmaları, hangi hakka, hangi hukuka, hangi dine sığar diye sorar!

Milletvekillerinin maaşları, fabrikalar yıkılarak, satılarak, özelleştirilerek ödendi.

Geçen 17 yıl içerisinde ülke topraklarına yol, köprü, hastane, konut, temel ihtiyaçlar olarak yapıldı. Bunlardan öteye gidilmedi.

Ancak unutuluyor ki; en büyük ihtiyaç iş, aş, ekmekti. Sevgi, barış, dostluk, huzur ortamı özlemi vardı. Bunu parti tabanları anladı, ama parti yöneticileri kafalarını kuma sokmaktan bir türlü kurtulamadılar. Gerçekler tokat olup inmedikten sonra da anlamayacaklar.

Halkın bütün isyanları, ayaklanmaları hakkını alamamaktan ileri gelir. Bazı siyasetçiler bu durumu kullanarak insanları kendi taraflarına çekip kendi emellerine alet ederler.

Halk artık bütün olmak istiyor. Kavga, gürültü istemiyor. İnsanların tek derdi, evine bir parça ekmek götürebilmek. Siz bunu sağlayamıyorsanız, binlerce lira maaşı neden alıyorsunuz? Açsak beraber açız, toksak beraber tokuz. Halk artık bu felsefeyle yaşamak istiyor. Sırtında asalak beslemek istemiyor.

İktidar yöneticilerinin güçlüden yana olmaları, onlara seçim kazandırmayacağı gibi, bunun tepki eylemlerine dönüşeceği de aşikar.

Hükümete yakın bir iş adamı tarafından, halkın a... koyacağız söylemi, bu gibi holdinglerin vergi borçlarının silinmesi ve imtiyaz tanınması ne kadar doğru?

Yine bir AK Partili milletvekili tarafından seçim aracına bakan vatandaşlara yönelik ''Öküzün trene baktığı gibi bakıyorlar'' sözü, kafalardaki bu bakış açısı milletin konumunu açıkça ortaya koyuyor!

Her seçim döneminde 3600 ek göstergenin kamu personeline vaat olarak, daha doğrusu koz olarak sunulması personelin öfkesine, nefretine sebebiyet veriyor. Ha verildi ha verilecek beklentisiyle oyalanmaktalar.

EYT sorunu bile çözülemedi halen. İntibak Yasası ona keza. Halen bekletiliyor, oyalanıyor mağdur ediliyor insanlar.

Her seçim sonrasında da bu millet ekstra gelen zamlarla seçim masraflarının sırtına yüklenilmesinden sıkıldı. Her seçim bir kazık olarak yansıyor.

Devlet yöneticileri halkı sağımlık oy ineği gibi görüyor sadece.

Halbuki ulu önder Mustafa Kemal Atatürk, ''Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Hiçbir irade, mevki milletin üzerinde değildir'' demiştir.

100 yıl sonra gelinen son noktada bu anlayışı aramaktayız.

Cumhur İttifakı, işte bütün bu nedenlerle İstanbul seçimini kaybetti. İkinci seçimle de kendisine şans arıyor. Halk bu şansı verir mi vermez mi bilinmez.

Velhasıl, halkla bütün olan, sorunlarını anlayıp çözebilen, samimi olan, güven veren siyasiler kazanacak, diğerleri kaybedecek.

Artık bu millet A partisine B partisine bakmayacak, kimin halk için ve ülke için ne yaptığına bakacak. Oylar da buna göre dağılacak.

 

****

 

Günün Sözü

''Kötülük insanın

içinde gizlidir.

Menfaat ve çıkar,

konuşunca ortaya çıkar.''

 
  Bu yazı 3843 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI