Bugun...

Dumanlar arasında turizme beş kala! - 12 Haziran 2019

 Tarih: 12-06-2019 09:16:00
Türkan GENÇ

Bayram tatili süresince, Bursa'mızın değişik turistik yerlerine geziye çıktık. Bu gezide gördüğümüz bazı noktaları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Şelalesi ve yeşilliğiyle ünlü doğa harikası Saitabat köyü ilk durağımızdı.

Buraya gidecekler için öncelikle şunu söyleyebliriz;

kendi aracınızla gitseniz dahi ulaşım son derece sorunlu. 

Biz toplu taşıma araçlarını kullandık. Yeterli olmayan özel ve belediye minibüsleriyle gidip geldik. Gelişimiz de gidişimiz de ayrı bir dertti! Bu derdi kime fatura edelim, yerel yönetimlere çıkarılmalı.

Sorun nedir diye soracak olursanız; minibüslerin sefer saatleri çok aralıklı, bu da yetmiyor, insanlar ayakta balık istifi yolculuk yapıyor. Ayrıca da minibüsler yetersiz, eski, hırpalanmış taşıtlardan oluşmakta. Şoförün ayağı fren pedalına her bastığında, etrafı balata kokusu sarıyor. Mide bulantısıyla yolculuk çekilmez hale geliyor. Hatta bu sırada istifra edenler bile oldu! Şoföre duman çıktığını söyleyip yanıyoruz dediğimizde, ''Sorun yok biz zaten yanmışız'' diye lakayıt bir cevap veriyor, ''Allah yakmasın'' diye de kafa buluyor. Rahmetli Kemal Sunal'ın filmindeki ''Yanıyoruz Fuat Abi'' sözü, yolcular arasında espriyle gırgır ve şamataya dönüşüyor bu sırada! Ağlanacak halimize güllüyoruz bir nevi.

Soruna çözüm ne olabilir diye düşündüğümüzde, çok basit bir çözüm oluşturulabilir. Yeter ki makul ve mantıklı yaklaşılsın. Yerel yöneticiler tarafından, iki veya üç minibüs hat sahipleri bir araya getirilerek, eski küçük minibüsleri hizmet dışı bırakarak, bunların yerine modern, yeni, rahat midimüs (yarım otobüs) konulup, sefer saatleri de yaz aylarında daha sık olacak şekilde planlamalar yapılabilir.

Tabi bir önemli nokta da, bu minibüsler ve özel araçlar, Saitabat köyünün içine, şelalaye kadar sokulmamalı. İster turizm aracı olsun, ister büyük otobüs olsun, isterse özel araç olsun, köyün dışında bir alan otopark oluşturularak araçlar burada bırakılmalı, gelen turistlerin traktör trenlerle köyün içine taşınması sağlanmalı.

Aksi takdirde, şelale merkezi çok karışık oluyor. Yayası, arabası, atı, eşeği, papağanı ile meydan sirk çadırına dönüyor. Kimkime dumduma bir görüntü hasıl oluyor.

Bir başka sorunumuz da, şelalenin üst kısmında köyün girişindeki ormanlık piknik alanları. Tavuğunu, etini, mangalını alanlar tarafından istila edilircesine kaplanmış, dumanlar içerisinde göz gözü görmüyor. Yolda yürümek imkansızlaşıyor. Sanki orman yangını çıkmışçasına bir hava var. Her türlü mangalın kokusu insanların üzerine siniyor. Orman içerisindeki vatandaş ise halinden mutlu mesut! Yine, restoranlardan yükselen ızgara dumanları da alana yayılıyor ve insanların gözlerini yaşartıyor.

Burada turizm et, tavuk mangal dumanları altında nasıl gelişir? Henüz dumanları ve insanları iyi yönetemezken, turizmi nereye taşıyabiliriz? Zirve turizmi buralara asla uğramaz. Gelen turistlere baktığımızda, birçoğu yerli, bir kısmı da Ortadoğulu Arap kökenli turistlerden ibaret.

Her iki kesim de, yemeye içmeye bayılan, çevreye duyarsız insanlardan oluşmakta. 

Bu duman olayı nasıl çözülür diye düşündüğümüzde; en başta mangal alanlarının dışında, serbest ateş yakılmasına müsade edilmemeli. İki taşı bir araya getirerek mangal yaptığını zannedenler, aslında zehir soluyor. Yediklere ete de zehir bulaşıyor.

Mangal alanları oluşturup, sulu, filtreli davlumbazlarla ateşin dumanı filtreden geçirilerek, kokudan, isten temizlenip havaya öyle verilmeli. Bu sorunun çözümü budur.

Bu sorunlar sadece Saitabat için geçerli değil tabi ki. Birçok turizm alanında aynı sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.

 Aynı gün Cumalıkızık minibüsleri, çok sık sefer yapmasına karşın, hepsi hınca hınç dolu idi. İnsanlar gezmeye mi, eğlenmeye mi, rahatlamaya mı gidiyor, yoksa yorulup çile çekmeye mi? Valla çile desek daha doğru olur. Cumalıkızık'ta adımı atılacak yer yoktu. Bu da yorucu olmakta.

Rahatını ve keyfini düşünenler, tatil zamanlarında değil, kendilerine uygun zamanlar yaratarak buraları gezsinler. Aksi takdirde 'mağdurum da mağdurum' demeleri içten bile değil!

Bir an önce yerel yöneticiler bu sorunlara el atmalı. Turistik bölgelerde ulaşımı kolaylaştırıp, rahatlatmak için çözüm üretmeli. İnsanca ulaşıma acilen geçilmeli. 

Adeta turizmi baltalayarak, geliştirmekten çok yerimizde sayarak, hatta geriye götürerek elimizdeki kazanımlardan da oluyoruz. Turizm potansiyelimizi hoyratça harcıyoruz, göz göre göre katlediyoruz.

Bu güzellikleri görmek tüm insanların hakkı. Kimse mangal kokusunu çekmek ve balık istifi yolculuk yapmak zorunda değil. Dumanlar arasında turizme beş kala durum budur!  Gelişimden çok gerilemeye gidiyoruz.

Plajlarda göçebe çadırı, şelalede mangal ile kaliteli turizmi canlandıramayız.

****

Kendini haklı zannetti...

Sırf kalp kırmamak,

kendime yakışanı yapmak için,

cevap veremediğim herkes,

kendini haklı zannetti.

Dostoyevski

****

Günün Sözü

''Kendi ışığına güvenen,

başkalarının parlamasından,

rahatsızlık duymaz.''

Victor Hugo

 
  Bu yazı 2875 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI