Bugun...
SON DAKİKA

Bir Osmanlı tokadı yolda mı? - 18 Haziran 2019

 Tarih: 18-06-2019 09:14:00
Türkan GENÇ

Zavallı İSTANBUL, adını büyük yazıyorum, altını çizerek belirtmek istiyorum. Neden zavallı diye  soracaksınız, elbette en doğal  hakkınız.

Dünya kentlerine bakıyorum ve kıyaslıyorum, karşılaştırıyorum...

Okuyunca siz de  bana hak vereceksiniz aslında.

Güney Kore, Çin ve Rusya saldırısıyla ikiye bölündü. İnsanları sokakta açlıktan, hastalıktan, yoksulluktan ölenlerin dahi olduğu Güney Kore'nin şimdi nerelerde olduğunu, bileniniz, göreniniz var mı?

Hele bir de Japonya'yı bilseniz, Amerika ve Japonya savaşında iki atom bombasıyla şehirleri paramparça oldu; Nagasaki ve Hiroşima 

Almanya ve Rusya, İkinci Dünya Savaşı'nda adeta toz bulutu gibi savruldular.

HiroşimaEleştiri oklarımız bazı kesimlere ağır gelebilir, ancak şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekli.

Elbette olumsuzluklar oldu diyeceksiniz, duyar gibiyim

Hatta bazılarınız, ''Bizde Çanakkale'de, Kore'de, Kıbrıs'ta savaştık'' diyeceksiniz mutlaka.

Ama bizim savaş yıllarımızda ülkemize bakacak olursak; Japonya gibi ne  atom bombası atıldı, ne ikiye bölündük Güney Kore gibi. Rusya, Almanya'yı da dahil edersek, bu ülkelerin tamamı yoktan var oldu .

Türkiye'nin savaş yılları 1915, 1974 arasında, Avrupa'nın ve Uzakdoğu'nun savaş yılları 1940 ve 1950 yıllarından ibaret.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 yılında hayata gözlerini kapatınca ebedi istirahata geçti.

 

Atatürk büyük bir atılımla fabrikalar, uçaklar, savaş araç gereçleri, Anadolu'da fabrikalar kurularak şekerden pamuğa kadar ülkemizde bankalarıyla beraber faaliyete geçti.

Günümüzde ne bu fabrikalar kaldı ne de devlet bu fabrikalara sahip. Özelleştirme oyunları altında küresel sermaye ortaklarıyla beraber ülke pirinç, nohut, fasulye daha birçok ürün ithal eder olduk, bunun sebebini her gün döviz kahramanlığı yapan siyasilere sormak gerekmez mi?

İhanet sadece betonlaşmada mı yaşandı?! Bu  toprakları yeşertmeden, taş üstüne taş koymadan, har vurup harman savurmak ihanet değil mi? Siyasilerin şirketleri yüzlerce kat büyürken, gariban yoksul kesim domatesin, biberin fiyatları altında ezildi.

Gelinen son nokta bundan ibaret. Allah bize akıl verdi kullansınlar diye, iyiyi, doğruyu ayırt etmemiz için. Bu nimeti kullanmazsak, bizler ne kadar iyi insan oluruz?

Biliyor musunuz Güney Kore, sokaklarında açlıktan, hastalıktan ölen insanları varken, 40 yılda büyük bir güç haline gelip, insanlarını refaha, huzura, eğitime, zenginliğe kavuşturdu. Ülkeyi nereden nereye getirdi, dürüst siyasetçilerinin önderliğinde gelinen noktada her türlü övgüye şayan.

Japonya'yı bilmeyenimiz yoktur, nasıl bir ülke olduğunu. Gelenekleri, örf adetleri, iş disiplinlerine ve saygınlıklarına hayran olmamak içten bile degil. Sadece bunlar Japonya'yı her övgüye değer kılıyor. 

Japon halkı geçmişten gelen adetleriyle yetiştirilmekte ve bilinmekte . Japon işci kesimi her gün fazladan 5 saat mesai yaparak, ücretsiz devlete  çalıstı, tam 50 yıl  boyunca.

Haksızlığın, hırsızlığın, rüşvetin, yalanın dolanın hoş görülmediği bu ülkeler  neden gelişmesin ki?

Bizde neden böyle olmuyor, merak ediyorum.

Bir belediye seçimini dahi düzenli yapamıyoruz.Hele bir de 25 yıldır yönetilen metropol şehri, dünyanın incisi Türkiye ve Türkiye'nin göz bebeği İstanbul niye bu kadar  geride kaldı? Kendimize sormamız, muhakeme etmemiz gerekir artık.

Öz eleştiriden ve samimiyetten uzak yaklaşımlar, siyasilerin otoriter kural kanun tanımaz hareketleri, siyasi ahlaktan uzak yöneticilerle ülke nasıl gelişsin ve büyüsün?

Ülkemizin en çok ihtiyacı olan şey; dinlemek, anlamak, çözüm üretmekte yetersiz kaldığımızdan dolayı bu haldeyiz. Verilen vaatlere de çabuk kandığımız için olabilir mi?

Bir de kapı kulu olmak var ya en ağırı da bu.

Vatandaş oğlunu kızını, eşini dostunu, akrabasını kimi varsa, beyaz masaya kayıt yaptırarak, kamu pernoneli olarak iktidarı desteklemek şartıyla göreve başladılar.

Hiç soru sorulmadı, sınav sorularının cevapları havada uçuştu, adamı olan, Ankara'da dayısı olanın sınavı formalite oldu. Ülkede her şey torpil atamalarla yapılırken, güzel ülkemiz nasıl çağ atlasın? Bırakın çağ atlamayı, ip atlarsa ne mutlu bize!

 Ankara'yı parsel parsel satanları da hiç söylemiyorum!

Halkın gerçekleri ögrenmemesi için siyasetciler tarafından duvar örülüyor. Tarafsız haber alma özgürlükleri dahi kısıtlanıyor. Medyadaki tek sesliliğin giderek artmasının anlamı bu.

Bir bankanın  çiftçi desteklemek icin kredi bulamaz iken, medya satın almak için yurt dışından kredi bulabilmesi çok manidar değil mi?!

Bu ne saçmalıktır, anlamış değilim!

İnsanımız aç, siyasilerimiz showman, hırsız, rüşvetçi, yalancı, dolandırıcı   her türlü dalavereyi çevirmeye müsait, biz nasıl  gelişelim, büyüyelim ülke olarak. Gariban Türk halkı ay sonunu zor getirirken, mangalda kül bırakmayan siyasilerimizin benzerleri, başka ülkelerde yok.

Ey Amerika, Hollanda, Almanya bizi kıskanıyor...

İktidar yapıştığı koltukları başkanlık seçimiyle de adeta tekeline aldı, 17 yıllık devlet yöneticileriyle ileri gitmek yerine daha çok geriliyoruz.

YSK'nın  İstanbul seçimini iptal etme gerekçelerinde; hırsızlık ve çaldılar gibi ağır ithamlar yer almazken, Cumhur İttifakı halen ısrarla çaldılar, çırptılar diyerek, Millet İttifikını suçlamya tam gaz devam ediyor.

Çalındıysa kim çaldı ve hırsız kim, hırsız neden kamuoyu ile paylaşılmıyor? Halka yalan söylenerek, rakiplere her türlü iftirayı atarak, kumpas kurarak nasıl gelişsin? Bu zavallı ülke medeniyet seviyesine ne şekilde çıksın? Bu siyasi manevra sizce ne kadar etik ve mantıklı?  

Artık umarız ki, bu ülke hak ettiği değeri yakın zamanda bulur, dürüst, egitimli, vatansever, viyon sahibi yöneticilerle değer kazanır.

31 Mart'ta İstanbul seçiminde halkın fiskesini yiyen ama, YSK'nın hayat öpücüğü ile tekrar hayat bulan iktidar için, 23 Haziran İstanbul seçiminde Osmanlı tokadı geliyor olabilir!

 

****

 

Günün Sözü

"Eğer; hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse, çaresi yok usta, biz kazanacağız."

Nazım Hikmet

 

  Bu yazı 3261 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI