Bugun...
SON DAKİKA

Milli servetimiz göz göre göre elimizden uçuyor! - 22 Haziran 2019

 Tarih: 22-06-2019 00:16:00
Türkan GENÇ

İnsanlar, var oluş yıllarından itibaren hayat şartlarını daha iyi hale getirmek için bazı icatlar yapmışlardır. Bu icatlar, bazen yeni bir çağın başlangıcı olarak görülmüştür.

Ateşin bulunması, yazının ve tekerleğin icadı ve paranın bulunmasıyla yeni istekler doğdu. Aslına bakarsanız, insanlar daha iyi bir yaşam için yerlerini, yurtlarını dahi değiştirdiler. Farklı nedenleri olsa da bu böyle. Kimi zaman savaşlar, sosyo ekonomik nedenler, siyasi olgular insanlar üzerinde farklı etkiler yaptı.

Bunun sonucunda mülteciler, meslek sahipleri, öğrenciler, bilim adamları farklı ülkeleri tercih eder oldu. Gelişmiş ülkelere, daha kaliteli, özgür bir yaşam için çekip gittiler.

Ülkelerinden ayrılma nedenleri arasında; siyasi, mezhep, iş, gelecek kaygısı, devletin yeterince fon sağlamaması, sponsor bulmakta zorluk çekme yer almakta.

En çok beyin göçü veren ülkeler; Hindistan, Pakistan, Bağımsız Devletler Topluluğu, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Mısır, Nijerya, Türki Cumhuriyetler ve Türkiye'dir.

Beyin göçü veren ülkeler, aslında bilim adamlarıyla birlikte milyarlarca doları gelişmiş ülkelere kaptırıyorlar.

Oysa ki, bu beyinler için devletler keselerinin ağzını sonuna kadar açmalı.

Millet için çalışma şartlarının alt yapısı gereği gibi sağlansa, pırıl pırıl gençler gelişmiş ülkelerin kurmuş olduğu emperyalizm tuzağından korunur! Ülkeleri içinde kalarak gelişimde önemli roller üstlenirler.

Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinin en büyük sorunu, nitelikli insan göçünü önleyememeleri. Bundan dolayı da bu haldeler. Stratejik oyunlar kuramazlarsa, modern köle olmaya mahkumlar!

Biliyorsunuz ki, Cumhuriyet yıllarının ilk öğrencilerinin değişik ülkelerde eğitim almaları sağlanmıştır. 'Kıvılcım gönderip, ateş topu olarak geri almak'tı o yıllardaki bakış açısı. Bu dahilik de elbette Mustafa Kemal Atatürk'ün sayesinde olmuştur.

Onların yurt dışında devlet olanaklarıyla kaliteli bir eğitim almaları sağlanmış ve eğitimlerin sonunda, çok farklı görevlerde ülke gelişimine yararlı bireyler haline gelmişlerdir.

Ocak 1925’te İstanbul’dan gemiyle yola çıkan ilk grupta; Mahmut Cüda, Muhittin Sebati, Refik Epikman, Ulvi Cemal Erkin, Cezmi Rıfık, Cemil Sena Ongun, Naci Ecer, Vildan Aşir Savaşır, Burhan Toprak, Ekrem Zeki Ün, Osman Horasanlı, Necip Fazıl Kısakürek, Sadi Irmak, Suat Hayri Ürgüplü, Cevat Dereli, Şeref Akdik, Ali Münip Karsan, Namdar Rahmin ve Necmi Bey gibi isimlerin yer aldığı görülmektedir.

Ekrem Akurgal o yılları şöyle anlatıyor:

“Bir aralık bir Türk lirasına, 6.5 Registermark alırdık. Öğrenci bursumuz 96 lira idi, yani ayda 650 mark gelirimiz vardı. Bu para o dönemde bize bol bol yetiyordu. Alman öğrenciler ayda 150 markla geçinirlerdi. Bazen Kempinski, Mampe gibi ünlü restoranlara giderdim. İyi giyinirdim. İyi tanınmış ailelerin evlerine davet edilirdim. Berlin’in hep en güzel semtlerinde oturdum…”

Görüldüğü üzere, devlet babanın devlet olduğu yılları özlememek ne mümkün! Cumhuriyet'in kurulduğu o zor yıllarda, ülke ekonomisinden önce eğitime ne kadar önem verildiği ortada.

Şimdi ise yap boz tahtasına dönen eğitim sistemi nedeniyle birçok bilim adamı, nitelikli gelecek vadeden gençler, yurt dışını kurtuluş olarak görmekte.

Ülkemizde ileri seviyede eğitim öğretim sistemi otursa, mantar gibi çok sayıda değil de nitelikli üniversiteler kurulsa, bu kurumlar projelerle yarış halinde olsa, devlet gerekli olanakları sağlasa, maddi desteği verse, gençler 'rekabetten güç doğar' mantığıyla hareket etse, yurt dışı arayışları son bulur, beyin göçü durur ve Türkiye 10 yılda emin olun teknoloji ihraç eden ülke olur.

Ülkenin bu zenginliği bu kadar kötü harcanamaz .Avrupa devletleri genç insan bulamıyor. Bizde ise çok, ama değerini bilen yok ne yazık ki!!!

21. yüzyılın dünyaya yön verecek oluşumu yapay zekaya kim önem verirse, gerektiği gibi yatırımları, olanakları sağlarsa, o ülkeler zirvede yer alırlar. Donanımlı bir Z kuşağı gelirken, onu da sollayacak bir Alfa kuşağından bahsediliyor. Ama biz ülke olarak halen daha eski kuşakları yaşıyoruz ve anıyoruz!

ABD teknoloji üssü kurarak, silikon vadisinde bilim adamları, akademisyenler, gelecek vadeden gençler, öğrencilerle ortak projeler geliştirerek, milyarca dolar kaynak sağlamakta ülkesine. Silah, telefon, bilgisayar satışından kazanılan parayla ABD'nin gücüne güç katarken, istedikleri ülkeleri de tehdit etme gücüne de sahip oluyorlar bu yolla.

Türkiye'nin iddialı olduğu bir proje, yerli savaş uçağı (TFX) Paris Air Show'da yerini aldı. Bu projede yetişmiş insan kaynağı olmadığından dolayı, İngiltere'den destek almak zorunda kaldık.

Gönül isterdi ki, her şeyi ile tamamen Türk mühendisinin, işçisinin emeğiyle savaş uçağımız göklerde uçabilsin. Daha birçok savunma projeleri de yüzde 100 yerli olmalı, aksi halde hiç kimse ülkemde ben güven altındayım demesin!

Şimdi beyin göçünün önüne neden geçmemiz gerektiğini anlayabildiniz mi?

Gelişmiş ülkeler kendi güvenliklerini bilim adamlarına emanet ediyor, gerekli bütün finansmanı, olanağı sağlayıp, devlet hazinesinin kapısını onlara sonuna kadar açarak bir taşla iki kuş vuruyor.

Gariban ülkelerin idealist beyinlerini de, iyi bir gelecek, daha güzel çalışma şartları sunarak, kendi emelleri doğrultusunda kullanıyorlar. İnsan kaynağını sömürmenin yeni şekli de bu günümüzde.

Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin yollarını keserek, savunma projelerini de çıkmaza sokuyor. Savunma sanayisinin gelişmesini baltalayarak, istekleri doğrultusunda modern kölelik şartları öne sürülüyor. Hem de yeni silahların gelişmesini kendi tekeline alıyor, taş koyuyor, bir bakıma kendisine muhtaç ediyor.

Emperyalist ülkelerin, siyasetçilerin en güçlü diplomatları orduları olmuştur. Adeta sizinle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorlar. Elinizden bir şey gelmiyor.

Beyin göçünü engellememiz stratejik önem arz ediyor. Gençler, bilim insanları, ülkemizdeki şartlar yetersiz olduğu sürece, daha iyi koşullardaki ülkelere gitmeye devam edecektir.

Son 30 yılda üçe katlandığı açıklanan, son bir yılda ise yüzde 63 oranında artan, endişe verici boyuttaki diplomalı göçmen konusunun, ciddi bir sorun olarak ülkemizin geleceği açısından büyük tehlike arz ettiği aşikar.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında, yurt dışında iyi eğitim alıp ülkeye faydalı olmak için geri dönülürken, günümüzde ise gidenler gelmez oldu, belki de haklı nedenlerden dolayı kendi hayatlarını kurtarmanın telaşına düştüler.

Milli servetimiz göz göre göre elimizden uçuyor!

Siyasetçilerimiz aralarındaki kısır çekişmeleri bırakıp, biraz da böyle konulara kafa yormalılar.

****

Telafi edilemeyecek 4 durum

-Taş, atıldıktan sonra

-Söz, ağızdan çıktıktan sonra

-Fırsat, kaçtıktan sonra

-Zaman, geçtikten sonra.

****

Günün Sözü

''İlim, Çin'de dahi

olsa gidip alınız.''

Hadis-i Şerif

 

     

  Bu yazı 3100 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI