Bugun...
SON DAKİKA

Mevlana ile Yunus Emre'nin karşılaşması - 26 Mayıs 2019

 Tarih: 26-05-2019 00:30:00
Türkan GENÇ

Mevlana dervişleriyle yaptığı sohbeti bitirdikten sonra, bir derviş telaşla odaya girdi ve heyecanla,uzaklardan gelen genç birisinin kendisini ısrarla görmek istediğini haber verdi.

Mevlana , ''Buyursun bakalım" diye izin verdi.

İçeriye orta boylu,cübbesiz,külahsız ve sakalsız,çok sade giyinimli bir delikanlı girdi.

Mevlana yerinden adeta bir ok gibi fırladı.Bu zatı mana aleminden tanıyordu.Bu,kendisi gibi çağlara damgasını vuracak yiğit bir HAKK aşığı olan Yunus Emre idi...

Heyecan ve hasretle kucaklaştılar.

Odadaki dervişler bu samimi karşılamaya bir anlam verememişti,ama ortamın manevi yükünün yoğunlaştığını anlamakta zorlanmadılar...

Daha sonra Mevlana ve Yunus Emre karşılıklı şiirler söylediler... Bir Mevlana söylüyor...Bir Yunus Emre söylüyor... Dervişler de onları hayranlıkla izliyordu...

Yunus Emre ve Mevlana birbirini özleyen iki kardeş gibi yan yana oturdular... Mevlana sordu

Pek güzel, Pek sade giyinmişsiniz.Üzerinizde hırkanız bile yok üşümez misiniz ?

Yunus Emre şiirle karşılık verdi ;

Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil, gönlün derviş eyleyen,hırkaya muhtaç değil.

Mevlana beğendiğini belli eden bir hareket yaptı.Ve yine sordu ;

Pek doğru söylersiniz. Nasılsınız iyi misiniz ? Nelerle meşgulsünüz ? Ne yapar, ne eylersiniz ?

Yunus Emre yine şiirle karşılık verdi ;
Adımız miskindir bizim, düşmanımız kindir bizim.
Biz kimseye kin tutmazuz, cümle alem birdir bize.
Ben gelmedüm dava için, benim işum sevi içün.
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldüm!

Mevlana, Yunus Emre'ye sordu;
-Biz dervişlerimize Tevhid'i öğretirken ''Bir elma iki ayna'' demiştik. Siz ne dersiniz ?
Yunus Emre cevap verdi;
Tevhid imiş cümle alem
Tevhidi bilendir adem
Bu tevhidi inkar eden
Öz canına düşman imiş.

 

Mevlana,Yunus Emre'nin bir süre dergahta kalmasını istiyordu.

-''Evet, davetimizi kabul buyurursanız,çok memnun kalacağız. Hem de size yazdığımız 6 ciltlik Mesneviyi okurduk'' dedi.

Yunus Emre kalktı, kapıya doğru yönelirken ilk kez şiirsiz konuştu;

-Ne kadar uzun yazmışsınız ! Çok emek ve gayret sarfetmişsiniz. Bize kalsaydı aynen şunu söylerdik ;

''Ete kemiğe büründüm,Yunus diye göründüm.''

Yunus Emre kapıdan hızla çıkıp gözden kayboldu.

 

O dönemlerin engin hoşgörüsü, saygısı, sevgisi, keşke günümüzde de aynı olabilse. 

Makam, mevki, koltuk için insanlar birbirini incitmese. 

Mal sahibi, mülk sahibi,

hani bunun ilk sahibi!

Dünya senin olsa ne fayda.

Sultan Süleyman ne götürdü ki, sen götüreceksin. 

Mal mülk yalan, 

var biraz da sen oyalan!

 

  Bu yazı 5093 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI