Bugun...

Rüzgar eken, fırtına biçer! - 25 Haziran 2019

 Tarih: 25-06-2019 09:04:00
Türkan GENÇ

23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimleri, tüm Türk halkına hayırlı, uğurlu olsun.

Geleceğin lideri gözüyle bakılan Ekrem İmamoğlu, İstanbul'un yeni başkanı oldu.

Cumhur İttifakı ve ortak adayları Binali Yıldırım, İmamoğlu'nu tebrik ettiler. Doğrusunu yaptılar, sonuçta bükemediğin eli öpmen gerekir.

İlk seçimdeki 13 bin oy farkı, 800 bini aştı. Milletin ne kadar kızgın olduğunu varın siz anlayın! Beklenen Osmanlı tokadı tersine döndü, hem de en kallavisinden!

Cumhur İttifakı, eti tırnaktan, canı canandan ayırmak için her türlü hakareti milletine yaptı ve bu kaybetmesine neden oldu.

Seçimi kaybetme nedenleri arasında, sadece kötü hakaret içeren sözleri yoktu elbette.

Yaptıkları hataları sıralarsak, en önemli sebepler şunlar:

Yanlış yönettikleri Suriyeli göçmen politikası, ekonomik kriz, 17 yıllık yıpranmışlık, kibir, devletin gücünü kendi güçleri gibi kullanmaları, PKK bölücü terörist başı ve kardeşiyle ortak iş tutmaları.

Seçimi ittifaklar kazandırmadı, güler yüz, efendilik, tevazu, yapıcı pozitif davranışlar, kucaklayıcı yaklaşım, kısacası hoşgörü kazandırdı. Bunların hepsi de İmamoğlu'nda var olan özellikler.

23 Haziran seçimi bilinen bütün dengeleri alt üst etti, önümüzdeki süreçte yeni dengeler oluşacaktır.

CHP ve İYİ Parti, mezhepsel, etnik, inançsal ayrım yapmadıkları için kazandılar. Şu an pozitif bir hava, işbirliği var, bunu daha da ileriye götürmek isteyeceklerdir. Ekrem İmamoğlu başkanlığında ülke yönetimine talip olabilirler, gelecek seçimlerde.

Esasında İstanbul'un kazananı Türk halkı oldu. Hak, hukuk, adalet yerini buldu. Partizanlık, adamcılık devri bitti.

Mezhepleri oy deposu gibi görenlere en büyük ders verildi.

Kürdün, Türkün, Çerkes'in, Laz'ın, Alevi'nin, Sünni'nin, her ceşit etnik halkın, haksızlık karşısında nasıl birlik olduğunu gördük hep birlikte, dosta da düşmana da gösterdik.

Vurucu, kırıcı, yıkıcı, kardeşi kardeşten ayırma, düşürme planları ters tepti, hatta başlarına bela oldu.

Ah dilim dilim, çektiğim zulüm babında!

İyilik, güzellik, doğruluk, her şeyden önemlisi insanlık kazandı.

Ben de bir vatandaş olarak hakkın yerini bulmasından çok memnun oldum.

Bu seçim Türkiye'de bazı anlayış farklılıklarının da önüne geçti.

AK Parti ve MHP, haksızlık ve sivri dillerinin cezasını, İstanbul seçimini kayberedek  ödedi.

Siyasi bir depremle sandık başlarına yıkıldı.

Artık kimse kendi koltuklarında rahat oturamaz, makamlarının söğüt gölgesi olduğunu düşünemezler bundan böyle. Tası tarağı toplayıp gitmeleri de bir dahaki seçimlere kalmış olabilir. 

Hükümet makamları, yeni jenerasyon siyasetçilere göz kırpıyor. Halk gelenekçi değil, yenilikçilerden yana tavır koydu. Ülkede eski siyasetçilerden kurtulma, yorgun, bitkin, hasta, yaşlı olanları tasfiye etme süreci resmen başladı. İlk kurbanını da verdi; Binali Yıldırım.

Değişim devam edecek gibi görünüyor; ya kendileri gidecek ya da halk ezerek, tepeleyerek gönderecek sandık başında. Dünya hızla dönerken, zaman her şeyi değiştirirken, siyasetçiler niye hep aynı kalsın?

Değişim rüzgarları siyaset başında sert esmeye başladı. İstanbul seçimiyle zirve yaptı, eskiyi uğurlarken, yeni taze kana her zamandan daha çok  ihtıyacımız olduğunun farkında olan halk, hakkını degişimden yana kullandı.

Binali Yıldırım, Ekrem İmamoğlu'nun aklına, performansına, tuttuğunu koparan özelliğine yenildi. İstanbul Belediyesi, iki lafın belini kırma mecrası değil, icraatın tavan yapacağı yer.

İmamoğlu, ileride ülkeyi yönetme şansına da sahip olabilir. Kaybedenler ise yurt dışında yaşamaya gidebilir, sonuçta malikaneler boş yere alınmadı oralarda. Onca mal, mülk nasıl alındı, kimin parasıyla alındı, bunların da hesabı onlar gitmeden önce sorulmalı.

Bu seçim, Cumhur İttifakı'nın belki de birlikte girdikleri son seçimleri olabilir, küçük ortak muhalefet safına geçebilir.

MHP'nin muhalefet safında nasıl bir yeri olur peki?

Her şeyden önemlisi, MHP miting düzenlerse vatandaştan ilgi görür mü?

Bence ne yeri olur ne de ilgi görür bundan sonra. Vatandaşın gözünde imajını sıfırladı, kredisini tüketti. İlk seçimde baraj altı kalacağı ortada. Belki de büyük balık, küçük balığı yemiştir. İç değerleri boşaltılmış bir MHP gözüküyor. AK Parti'nin yedeği olarak yoluna devam edebilir ama, bu ne kadar dik bir duruş olur siz karar verin!

Öte yandan, MHP'nin AK Parti'yi bitirmek için ittifak yaptığı, bunun bir plan ve proje olduğunu iddia edenler de yok değil. Bunu söyleyenler, kendilerini kandırıyor olabililer.

Günün bir diğer önemli sorusu da, AK Parti'yi nasıl bir gelecek bekliyor?

Benim gördüğüm, iktidar için kara günler, zor günler kapıda.

Bunaltıcı siyasi baskılara nasıl göğüs gerecek? Nasıl üstesinden gelecek, bunca hataları nasıl telafi edecek, merak konusu. Kendi içerisinde çok kan kaybedebilir, bölünmeler başlayabilir.

Of offff, doğrusu bu durumda parti kurmaylarının yerinde kimse olmak istemez! Şimdi kimbilir, ne fırçalar ne değişimler söz konusu olacak!

Ekonomi berbat, insanlar bıkmış, usanmış. Artık açıkça görülüyor ki, iktidarına güvenmeyen bir halk var, İstanbul seçimiyle de ortaya çıktı.

Halkın güveni yeniden nasıl kazanılır bilmem ama, tez zamanda 'kendine gel, çeki düzen ver' diyen bir seçmen var.

İktidar, 'sadece vitrinde değişilik var, arka plan aynı' diyerek kendini teselli ediyor. Kendilerini daha fazla sorgulasınlar, biz bu hataların kurbanı nasıl olduk, hangi ara bu kadar kötü bel altı siyasetin çukuruna düştük diye düşünsünler! Bellerini nasıl doğrultabilecekler belli değil!

En somut gerçek; halkı başının tacı yapmayan, sesine kulak vermeyen, halkın ayakları altında ezilir.

Her gördükleri kötü rüyayı hayra yormasınlar. Malı sattıran vitrindir. Vitrinde manken yoksa, depodaki malı kim ne yapsın. Vitrindeki elbiseler, siyasetçilerin sözleri, hareketleri. Halk da kendine yakışanı aldı. Kötü sözleri, hakaretleri ellerinde kaldı.

Kibirleri, egoları; kendi sonlarını hazırladı, geleceklerini nasıl zayi ettiklerinin açık kanıtı oldu.

Kayıpları çok büyük, Türkiye'nin vitrinini kaybeti iktidar, kolay mı?

Umarız artık bu seçim, Cumhur İttifakı için ders olsun, nefret, kötülük, haksızlıklar son bulsun.

Kızgın aşık başka bir hata yapmaz, aşkımı geri kazanacağım diye kıskançlık krizine girmez umarım!

Cumhur İttifakı'na birkaç şey daha söylemeden geçemeyeceğim...

Yatağı, yorganı, bağlamayı sırtlayıp İstanbul yollarına düştünüz. Herhalde yolu şaşırdınız ki; şaşkın ördek suya geri geri girermiş, gide gide İmralı adasına gittiniz! Kılavuzu  karga olanın, burnu b..tan kurtulmaz. Madem yol bilmezsiniz, iz bilmezsiniz, neden yola revan oldunuz?

Şimdi halkını ayıran, zillet, illet, azgın, terörist, hırsız gibi her türlü sivri, çirkin dili milletine yakıştıran politikacıyı kim ne yapsın?

İstanbul'un labirenti andıran çıkmaz sokaklarında kaybolup gittiniz!

Aklı, vicdanı hür Türk milleti, size yolu da izi de gösterdi. Ama siz görmediniz, duymadınız. Nasıl bir uykuya yattınız ki, halk yanı başınızda  bağırdı; adalet, ekonomi, kötü konuşma diye uyardı. Ama siz toz pembe rüyalar etkisi altında, kendi sonunuzu getirdiniz. Milleti oy fabrikası gibi gören zihniyetiniz kaybetti.

Ankara'dan çıktılar yola, soluğu İmralı'da aldılar. Fırtınalı denizde yol almaya kalkarsan, yolunu da kayberdesin, aklını da. Rüzgar eken, fırtına biçer!

HDP'yi terörist görürken, Abdullah Öcalan'ı kurtarıcı gördünüz. Denize düşen yılana sarıldı!

Üçüncü ortak Öcalan olabilir mi? İmralı'ya giden gelen mektuplarla, ekranlara çıkarmakla neyi amaçladıysanız elinizde kaldı.

Oluşan tablo, siyasetçilerin hırslarının kurbanı olduklarına açık bir örnek teşkil etti. Keşke milli çıkarlarımız için de cesur kararlar alıp, gözlerinizi karartabilseydiniz!

Velhasıl, gemi su aldı. İlk kimler kaçacak, yakında hep beraber göreceğiz.

Bu dünya kimseye kalmadı, kalmaz. Sultan Süleyman bile dünyanın sahibi olamadı. Baki olan devletlerdir, gelip geçici olan hükümetlerdir.

Allah'ın ve milletin verdiği lütufları, kendisine övgü gibi gören, bunlarla şımaran, suistimal eden zihniyet, sonunda kaybetmeye mahkumdur.

 

****

 

Günün Sözü

 

Churchill, Atatürk için tarihe şu notu düşmüştü:

''NE YAPALIM BEYLER,

DÜNYA HER 100 YILDA BİR DAHİ YETİŞTİRİR,

ŞU ŞANSIMIZA BAKINIZ Kİ,

BU YÜZYILDA O DAHİYİ

TÜRKLER YETİŞTİRMİŞTİR.''

 

 

 

 

 

 

   

 

  Bu yazı 3032 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI