escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa bursa escort bursa escort eskişehir escort istanbul escort istanbul escort şişli escort izmit escort istanbul escort topkapı escort proxy
Bugun...

Kıssadan hisse

 Tarih: 16-07-2018 03:28:00
Yakup ÇUKUR

Bakan gözlerin renkleri farklı ama akan gözyaşları hep aynı.

Bazen bir aşk uğruna bazen de çok derin acılar sonucu akar…

Gözlerimizin renkleri ayrı olsa da akan yaşları hep aynı.

İnsan neyi duymak istediyse onu duyar, neyi istiyorsa onu konuşur, nerde yaşamak istiyorsa orda yaşarmış.

İnsan genetiğinde özgürlük var.

Elbette kendi sevgisinin, kendi acısının, kendi aşkının daha çok, daha iyi olduğunu düşünür.

Oysa ateş düştüğü yeri yakar.

Herkesin ateşi kendisinedir.

Herkesin her insanın taşıyacağı bir yük varmış, aslında.

Bu konuda yaşanmış bir öyküyü aktarayım;

Gencecik yaşta evladını kaybeden bir annenin yaşamış olduğu, derin bir o kadarda acılı bir süreç...

Ayşe anne, çok sevdiği biricik evladı Yakup’u elim bir trafik kazasında kaybetmiş…

Bu acı çok üzmüş Ayşe anneyi…

Ne yaptıysa unutamamış evladı Yakup’u…

Yeniden evlatları olsa da o acı hiç çıkmamış yüreğinin ta derininden…

Ne yapmış, ne etmiş gitmedik hekim eş dost bırakmamış…

Herkesin tesellisi kısa vadeli olmuş…

Bir gün komşusu bir din âlimi var, ona da gidelim demiş…

Karar almış gitmişler…

Din alimi, ‘Anlat bakalım kızım nedir derdin. Size nasıl yardımcı olabilirim’ der demez, Ayşe anne başlamış başından geçen acıyı dillendirmeye…

‘Rabbim bana başka evlatlarda verdi ama o evladımı hiç ama hiç unutamıyorum hocam’ der…

Din âlimi hafif gülümser ve söze girer, “Tamam yavrum ben sana yardımcı olacağım. Sen git hiç acı girmemiş bir evden bir avuç buğday al gel… O buğdaydan sana ilaç yapacağım yavrum… Yakup’u biraz unutacaksın o zaman” der.

Ayşe anne düşer yollara…

Önce bir dağ başından geçerken bakar ki bir millî ekonomiye katkı için hayvan yetiştiren bir aile…

Çok neşeli olan bu aileye sorar, ‘Bir sıkıntım var ilaç arıyorum. Siz de vardır’der…

Aile, Ayşe anneyi güzel karşılar…

Ayran ikram eder…

Ve tabi akabinde sorarlar; Nedir aradığınız, nasıl yardımcı olabiliriz size diye…

Ayşe anne, derdini anlatır…

Evladını kaybettiğini…

O neşeli aile…

Bir anda feryat figan…

İki kız çocuklarını kaybettiklerini söylerler…

Ayşe anneye de, ‘sen şanslısın, en azından senin yavrunun mezar yeri var, bizde o da yok’ derler…

Yavaşça ayrılır oradan Ayşe anne…

Yolu bir köye düşmüş…

Köyün ağasının kapısını çalmış…

Misafir etmişler…

Onlara da derdini anlatmış, aradığı dermanı da…

Ve yan odadan bir ses…

Anneee…

Bir çocuk…

Engelli…

Ayşe anne oradan da ayrılır hemen…

Başka bir kapıya gidir…

Derdini anlatır…

O ne?

Yine gözü yaşlı bir kadın…

Zamanında anne babasını çok üzmüş…

Artık ikisi de hayatta yok…

Kadın, ‘Nasıl aman dileyeceğim, kendimi affettireceğim’ diye ağlar…

Ayşe anne hemen orayı da terk eder ve hocanın yanına gider…

Hoca sorar, ‘Buldun mu buğdayı’ diye…

Ayşe anne bu kez, “Yok hocam efendi vazgeçtim ben… Kendi derdimi acımı unuttum gibi… Benimkinden daha büyük acılar var… Rabbim hem aldı hem verdi, şükretmesini bilmeliyim” dedi.

Kıssadan hisse…

  Bu yazı 1261 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI