Bugun...

Umudunuz Var Mı? - 2 Eylül 2019

 Tarih: 02-09-2019 09:03:00
Z. Seven RAZGIRAT

“Yok yahu ne umudu…” dediğinizi duyar gibiyim…Umut etmek zorlaşıyor mu, yoksa umudu sürekli kalbimizin ve aklımızın bir köşesinde taşıdığımızın farkında mı değiliz? Ya da belki ne için umut beslediğimizin farkında değiliz. Bu sebeple bir boşluk hissediyoruz. Çünkü hepimiz kendi sonumuzu biliyor olmakla birlikte; yaşamaya, mücadele etmeye devam ediyoruz.

Öncelikle insanın neler için umut beslemek istediğine net olarak karar vermesi gerekiyor. Umut besledikleri gerçekten kendi istedikleri mi yoksa içinde yaşadığı toplumun kendisinden beklediği, olması gerekenler olarak önüne koyduğu kazanımlar mı bundan emin olması gerekiyor. Çünkü insanın öylece oturup kuru kuru umut etmesiyle ulaşmak istediklerine ulaşamayacağı açık. İnsan ancak kendisiningerçekten çok istediklerive hedef koydukları için çaba gösterir. Tarihte yaşanmış çok umutsuz koşulların ve anların mucize gibi çözüldüğü olaylar hiçbir zaman tesadüfle olmamıştır.

Umut insanı ayakta tutar ve yaşam enerjisi verir, bu doğrudur. Ancak aynı zamanda kişinin kontrolünden çıktığı anda çok büyüyebilme ve insanı büyük hayal kırıklıklarına sürükleme potansiyeline de sahiptir. İşte bir defa bu hayal kırıklığını yaşayan insanın bir daha umut beslemesi de bir o kadar zor hale gelir. Çevremizde bu şekilde sadece nefes alıp veren ve zorunlu olarak yaşamını devam ettiren insanlar mutlaka vardır. Aslında her ne kadar büyük hayal kırıklıkları yaşamış da olsalar, yaşamaya devam ediyor olmaları derinlere itilmiş bir umut kırıntısına sahip olduklarının belirtisi olduğunu da söyleyebiliriz.

İnsanın umut taşıyor olmaktan bu kadar uzaklaşması,sadece hayatını devam ettirmeye çabalama zorunluluğuna takılıp kalması karamsarlığının ana sebebi gibi görünüyor. Sadece bedensel ihtiyaçlarını doyurabilmek ve hayatına devam edebilmek için çabalayan insanın hayata dair bir hedefi, bir isteği kalmıyor olabilir mi? İnsanın kendi ruhuna yabancılaşması, onun isteklerine kulak tıkaması sebebiyle ne için umut besleyeceğini bilemeyen, kaybolmuş ve yalnızlaşmış insanlar haline geliyoruz belki de.

Bize nelerin umut verdiğini biraz düşünelim… Fark etmediğimiz güzellikler olabilir mi bizi hayata bağlayan? En umutsuz denilen zamanlardan başarıyla çıkan insanların hikayeleri, her bahar inatla tekrar canlanan doğa, her şeyden vazgeçmeyi düşündüğümüz bir anda hiç beklemediğimiz bir yerden bize uzanan bir el, kitaplar, müzikler, dünyanın muhteşem renkleri ve her sabah doğan güneş…

“Umut” kelimesi üzerine çok fazla iyimser ya da çok fazla kötümser olmaya gerek yok. İçinde bulunduğumuz koşulların aşırı kötü olması halinde ne kadar çabalarsak çabalayalım kısa dönemlerde hayat bulmayacak umutlar beslemenin insanın ruhuna ciddi zararlar vereceği açık. Bu durumda gerçekçilikten uzak fazlaca iyimser umut beslemek de insanı ütopik bir dünyaya sürükleme riski taşır. İnsanın umutlarını daima akılcı bir iyimserlikle beslemesi gerekmekte.

Peki hiç umudu olmadığını söyleyen insanlara ne demeli?  Bu üzülmemek için kendini korumaya alan insanların takip ettikleri yol gibi geliyor bana. Hiç kimse ve hiçbir şey için umut beslemezsen hiçbir zaman üzülmez ve hayal kırıklığına uğramazsın. Bir de üzerine seni mutlu edecek güzellikler olursa işte o zaman beklenmeyen bu durumların seni fazladan mutlu ettiği bir hayat yaşarsın. Peki hayatı bu denli kendi akışına bırakıp, bir çaba göstermeden mucizeler beklemek ne kadar insana uygun? İnsan acı çekmekten korkarak ne kadar hayatın içine girebilir?

Unutmamak gerekir ki; korku esaret, umut özgürlüktür…

  Bu yazı 4209 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI