escort bursa escort bursa escort bursa istanbul escort istanbul escort bayan şişli escort escort istanbul
Bugun...

Sınırlarımızı Kim Çiziyor? - 15 Kasım 2018

 Tarih: 14-11-2018 22:39:00
Z. Seven RAZGIRAT

 

Sorunun cevabını vermeye birçoğumuzun bildiği bir Nasrettin Hoca hikâyesi ile başlamak istiyorum. Nasrettin hoca ve oğlu pazardan eve dönüyorlarmış. Hoca oğlunu eşeğe bindirmiş kendisi de eşeğin yanında yürümeye başlamış. Yolda yanlarından geçen biri bu durumu görmüş ve hocaya: '' Hocam koca adam sen yürüyorsun çocuğu eşeğe bindirmişsin, bu olacak iş mi?'' demiş. Hoca düşünmüş adam doğru söylüyor, çocukla yer değiştirmiş. Hoca eşeğe binmiş çocuk eşeğin yanında yürümeye başlamış. Bir süre sonra yoldan geçen başka bir kişi şöyle bir bakmış hocaya:  ''Hocam utan utan koca adam eşeğe binmişsin el kadar çocuğu yürütüyorsun, çocuk kan ter içinde kalmış bu olacak iş mi?'' demiş. Hoca düşünmüş bu adam da doğru söylüyor, çocuğu yanına almış ve eşeğe ikisi birlikte binmişler. Biraz ilerledikten sonra rastladıkları başka biri; ''Yazık hocam yazık iki kişi bir olmuş şuncacık hayvana birlikte binmişsiniz bu hayvanın canı yok mu bu olacak iş mi?''  demiş.  Hoca düşünmüş bu adama da hak vermiş, çocukla eşekten inmişler ve yürümeye devam etmişler. Bir süre sonra rastladıkları bir komşusu  hocaya: ''Yahu hocam sende hiç akıl yok mu, iki kişi yürüyorsunuz eşek boş gidiyor biriniz binsenize eşeğe, bu olacak iş mi?''  demiş. Bunun üzerine hoca oğluna dönmüş gülümsemiş ve sınırlarımızı kendimizin çizmemizi bir cümlede özetleyerek:  '' İşte evladım herkesin söylediği her doğruya uymaya çalışırsan ilerlemek güç oluyor, en iyisi işi yapanın bildiği doğruyu devam ettirmesidir.'' demiş.

Hepimiz hayatımız boyunca yüzlerce karar alıyoruz. En basiti olan dışarı çıkarken ne giyeceğimizden tutun da en önemlilerinden olan hangi mesleği seçip kiminle hayat kuracağımıza varıncaya kadar. Her an birçok karar üretmek zorundayız. Bu kararları alırken bizi eleştireceğine ve yargılayacağına inandığımız diğer insanlardan, dilimizdeki yaygın söylenişiyle el-âlemden ne kadar etkileniyoruz acaba?

Toplum olarak yaşamak çok güzel… Kalabalıklar içinde dayanışma halinde olmak her zaman insanı daha fazla hayata bağlayan bir durum. İnsanoğlu tek başına yaşamak için uygun bir canlı değil. Ama toplum içinde yaşarken insanın hayatına dair vereceği tüm kararlarda sürekli toplumun ne düşüneceği sarmalı içinde olması ve bir şekilde herkesi memnun etmeye çalışması ne kadar doğru acaba?

Hiçbir zaman rahat hareket edemeyen, daima başkalarının ne diyeceği üzerine kafa yorarak yol almaya çalışan bir insan ne kadar ilerleyebilir? Aldığımız tüm kararlardan kendimiz sorumluyuz. Atalarımız bize ne ekersen onu biçersin demişler. Kararlarımızı alırken kendi özgür irademizi ve beynimizi kullanamıyor başkalarının ne düşüneceği üzerine daha fazla kafa yoruyorsak başarılarımız ya da hatalarımız kime ait oluyor? Ya da gerçekten başardığımız için mutlu mu oluyoruz yoksa başkalarına başarılı olduğumuzu göstermek için mi çabalıyoruz? Ve hata yaptığımızda aslında kararın tam olarak bize ait olmadığını bile bile keşke kendi kararlarımı kendim alsaydım diyor muyuz?

Başkalarının ne düşüneceği üzerine kafamızı yorarken aslında sürekli kendimizden uzaklaşıyoruz. Kendimize uygun olan ya da iyi gelen bir şeyi sadece ve sadece kendimiz en iyi şekilde biliriz. Bu tavsiye alamayız anlamına tabi ki gelmez ama başkası için doğru ve yerinde olan bir şey bizim için hiç de uygun olmayabilir. Bu noktada karar vermeye yönlendirecek tek kaynak kendi mantığımızdır. Emin adımlarla yürüyebilmek için en doğru kaynak insanın yine kendisidir. Sonuçta kimin için ne yapıyor olursanız olun verdiğiniz kararların sonuçlarından yine kendiniz etkileneceksiniz.

Hepimizin hayata dair hayalleri var. Bu hayallerimizi kurarken bile çevremizdeki insanların bizim hayallerimize yapacakları yorumları hesaplıyoruz. Çoğu zaman çevreye göre şekillendiriyoruz. Yani aslında kendi hapishanemizi önce biz kendimiz yaratıyoruz. Üstelik bunu yaparken ne yaparsak yapalım asla kimseyi aynı anda memnun etme şansımız olmadığını bile bile yapıyoruz. Peki, sonunda ne oluyor? Başkaları için başkalarının hayatlarını yaşamaya çalışan ve kendi hayalleri olmayan insanlara dönüşüyoruz. Hâlbuki hepimizin vicdanı, hepimizin aklı, hepimizin erdemleri sorgulanmayacak kadar yerinde olduğu halde… Madem bu niteliklerimiz yerli yerinde o zaman bize, önce kendi aklımızı kullanmak ve belki bizim fark edemediğimiz bir şeyleri bize fark ettirebilirler düşüncesi ile insanlara danışmak düşüyor.

Sonuçta yazar Paulo Coelho’nun dediği gibi:

“Başkalarını memnun etmek için yaşarsan herkes seni sever, kendin hariç…”

  Bu yazı 2277 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI