Bugun...

Yaşam hakkı - 6 Mayıs 2019

 Tarih: 06-05-2019 09:09:00
Z. Seven RAZGIRAT

Yunuslar tek gözü açık uyurmuş. Bunu okuduğum zaman “Anneler gibi” diye düşündüm. Yan odada çocuğun nefesi değişse gözünüaçar anne. Öyle değişimler yaşanıyor ki… Çocuk sahibi olmadan çok derin uyuyan kadınlar bile çocuktan sonra her şeyin değiştiğini anlatıyorlar.

Develerin 3 tane kaşı olurmuş. Bir devenin bana kaş çattığını düşünmek istemedim. Sanırım en güzeli bir deveyi sinirlendirmemek olacak. Kaşlarını çattığında korkutucu olabilir.

Ağaçlar yaşlanarak ölmezmiş. Ağaçları mikroplar, böcekler, insanlar, yangınlar ve doğal afetler öldürürmüş. Acaba bu durumda bir ağacın gerçek ömrünü hiçbir zaman bilemeyecek miyiz?

Zürafaların ses telleri yokmuş. Hâlbuki muhteşem uzun bir boynu olduğu için birçok çizgi filmde opera ya da ses sanatçısı kılığına sokulmuştur. Bir yandan da o kadar uzun bir boyunda sıra sıra ses telleri olsa çıkacak sesin ne kadar muazzam olacağını düşünmeden de edemedim doğrusu.

Karıncalar kursaklarında besin taşırlarmış. Aç bir arkadaşlarını gördüklerinde kursaklarını arkadaşlarına dayar ve onu beslerlermiş. Bu dengeye hayran olmamak elimde değil doğrusu. Paylaşma konusunda karıncalardan örnek almak gerekiyor sanırım. Birisi açken diğerinin tok olmasının bir şey ifade etmeyeceğini gruplar halinde bir şeyler yapıldığında ortaya ne kadar muazzam sonuçlar çıkacağını karıncalar muhteşem bir şekilde gösteriyor.

Köpekbalıkları yüz litre su içindeki bir damla kanı fark edebilir ve beş kilometre uzaktaki bir kandamlasını fark edebilirlermiş. Bu kadar kan kokusunu fark edebilen hayvanlarla ilgili merak ettim ve araştırdım. Bu özelliklerine karşılık köpek balığı saldırılarında yılda 12 kişi hayatını kaybederken bir saatte 11.000 köpekbalığı öldürülüyormuş. Gerçek vahşinin kim olduğunu düşünmeden edemiyor insan…

Yaprakları hayvanlar ya da böcekler tarafından yenmeye başlayan ağaçlar sinyal göndererek diğer ağaçları tehlikeye karşı uyarırlarmış. Uyarıyı alan ağaçlar ise salgıladıkları bir tankım kimyasallarla kendilerini korumaya alırlarmış. İşe bakın hele… Ağaçlar konuşuyormuş. Karasinekler Fa notasıyla vızıldarlarmış. Müzik aletlerinin akortlarının sinek vızıltıları dinlenerek yapıldığı bir görüntü bana oldukça eğlenceli geldi doğrusu.

Bir devekuşunun gözü beyninden büyükmüş. Bu durumda kafasını kuma gömdüğünde tamamen ortadan kaybolduğuna inanması normal görünüyor değil mi?

Kedilerin beyninde 32 tane kas varmış. Muhteşem bir hafızaları olması bundan kaynaklanıyor sanırım. Bu kasların 20 tanesi kulaklarını kontrol ediyormuş. Gecenin bir yarısı sakinlikte gözlerini tavana dikip duvarların içindeki böcek tıkırtılarını dinlemeleri ve gözlerini boşluğa diktikleri için bizde hop oturup hop kalkma hissiyatı yaratmaları da bundan anlaşılan. Bir salyangoz 3 sene boyunca uyuyabiliyormuş. Ben de kedileri uykucu sanırdım. Meğer uyku severlerin başında salyangozlar geliyormuş.

Tavşanlar yediklerini iki kere sindiriyorlarmış. Mideleri küçücük olmasına rağmen bu kadar çok ve çeşitli şeyler yiyebilmelerinin zaten başka bir açıklaması olamazdı sanırım. Bu özellikleri sebebiyle tavşanları biraz kıskandığımı itiraf etmem gerekiyor.

Köpekler, insanların yüz ifadelerini insanlar kadar iyi okuyabilen tek canlı olarak kabul edilmiş. Yani köpekler, sizin sadece yüzünüze bakarak üzgün, kızgın ya da mutlu olduğunuzu anlayabiliyorlarmış. Sanki bu özellikleri ile bizlerden daha iyi birer dost gibi duruyorlar öyle değil mi?

Atlar 1 ay boyunca sürekli ayakta durabiliyorlarmış. Tam bu bilgi ile atların ne kadar inanılmaz bir kuvvete sahip olduğunu düşünürken yetişkin bir ayının bir at kadar hızlı koşabileceğini öğrendim ve şaşkınlığım katlandı. Bu noktadan sonra dengeye boyun eğip kuvvet kıyaslaması yapmamaya karar verdim. Hayvanlar arası kuvvet kıyaslaması yapmak çok anlamsızdı. Çünkü denge o kadar mükemmeldi ki kıyaslanacak bir tarafı yoktu.

Tek bir ağaç yılda 118 kilo oksijen üretirmiş. Bu da 4 kişilik bir ailenin 1 yıllık oksijen ihtiyacını karşılarmış. Bize bunu karşılıksız veriyor olmaları ne muhteşem değil mi?

Bizim dışımızdaki canlıları yazmakla bitiremeyeceğim o net. Hepsi ayrı ayrı muhteşem renk ve denge… Ortak özelliklerimiz aynı: Doğuyor, yaşıyor ve ölüyoruz. Canlıların yaşama hakları doğdukları anda başlıyor. Madem bizler düşünebilen canlılarız o halde bizlere; eşit yaşama hakkına inanmak, savunmak ve bu hak için çalışmak düşüyor…

Ahmet Ümit’in dediği gibi: “Eşitlik herkese aynı davranmak değil, herkese aynı özeni göstermektir.” İnsanoğlu ancak kendi dışındaki her canlıya özen göstermeye başladığında aradığı huzuru ve mutluluğu bulabilecektir.

  Bu yazı 5880 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI