Bugun...

Yaşamı Sıraya Koymalı - 24 Ekim 2018

 Tarih: 23-10-2018 22:14:00
Zeki Gürdal KARAOĞLU

Bu hikayenin pek çok versiyonu vardır. Ben de Shaa Wamund'un "Konuşmayı Kes Harekete Geç" kitabından alıntılıyorum:

 

"Bir grup rahibe önemli bir mesaj vermek isteyen Tibetli bir Lama, büyük bir kavanoz çıkarıp önündeki masanın üstüne koydu ve yumruk büyüklüğünde taşları teker teker kavanoza yerleştirdi.

 

Daha fazla taşın girebileceği yer kalmayınca sordu, "Bu kavanoz dolu mu?"

 

Herkes "Evet," dedi. Lama, masanın altından bir kova çıkardı ve çakılların bir kısmını kavanoza boşaltıp, iyice yerleşmeleri için kavanozu salladı. Yine sordu: "Kavanoz dolu mu?" Rahipler duruma uyanmaya başlamıştı, "Muhtemelen hayır," dedi biri.

 

"İyi o zaman!" dedi, yine masanın altına uzandı ve bir kova kum çıkardı. Kumu arkadaki tüm boşluklar dolana kadar kavanozun içine boşalttı ve bir kez daha soru: "Kavanoz dolu mu?"

 

"Hayır!" diye bağırdı rahipler. "İyi o zaman" dedi Lama ve bir sürahi su alarak kavanoz ağzına dolana dek doldurdu. Sonra sordu, "Bu gösterinin mesajı nedir?" Genç rahipler cevapladı, "Mesaj şu, günümüz ne kadar dolu olursa olsun, her zaman daha çok şeye ihtiyaç vardır."

 

"Hayır" dedi Lama, "mesaj şu, büyük taşları baştan koymazsanız, daha sonra hiç sığdırımazsınız. Yaşamınızdaki öncelikler nedir?"

 

Güzel bir soru...

 

Günümüzde süpermarketlere gitmek başlı başına bir sosyal aktivite haline geldi. Devasa alanlara kurulmuş market rafları arasında önümüzdeki market arabalarını itekleyerek, birbirinden renkli rafları inceleyerek saatlerimizi geçirebiliyoruz. Hele de hafta sonu ise bildiğimiz trafik sıkışıklığını marketin içinde bile yaşıyoruz. Sonrasında işimize yarar düşüncesi ile aldığımız bir yığın ihtiyaç fazlası şeyle evimize dönüyoruz. Elimizde bir listeyle bile gitsek ne olursa olsun çok da önceliğimiz olmayan birkaç şey ne hikmetse o market arabasına girmeyi başarıyor. Çünkü marketlerin bizden beklentisi sadece öncelikli ihtiyaçlarımızı almamız değil, düzenli olarak bir şeyler almamız. Alışveriş merkezleri, marketler ve türevleri önceliklerimiz için değil, ihtiyaç fazlalarımız için varlar.

 

 Önceliklerimizi belirlemek  ya da belirleyememek. İşte tüm mesele bu... Tıpkı marketlerin raflarındaki veya mağazaların vitrinlerindeki “üç alana biri bedava!”, “büyük indirim 19,90!” sözlerine kanarak ihtiyaç fazlası pek çok şeyi evlerimizde stoklamamız gibi, yaşamdaki hayallerimizi, değerler sıralamalarımızı da genel geçer önermelerin dayatmasıyla yapıyor olmamız

 

Daha iyi bir iş?

Daha iyi bir araba?

Daha büyük bir ev?

Tasarruf amaçlı bir ev daha?

Daha iyi bir üniversite?

Üç kız çocuğundan sonra bir erkek evlat?

Daha zengin olmak?

Daha çok tatil yapmak?

 

Bu sorular çoğalır gider. Her birimiz kendi hikayelerimizi yaşıyoruz. Birimiz için önemli ve öncelikli olan bir değer, bir diğerimiz için gereksiz olabilir. Önemli olan şey yaşamımızı pişmanlıklar olmadan doğru sıralama ile yaşayabilmek.

 

Öncelik nedir? Doğru sıralama nedir?

Yok... Sonuçta yaşamın bir kullanma klavuzu yok...

 

Sonuçta bu yaşam için elimizde tek şans olduğunu bilmeli, giden günlerin geri gelmeyeceğini bilerek yaşamalı. Her günümüzü ilk ve son günümüz gibi yaşamalı...

 

Ve hep sormalı önceliklerimiz nedir?...

 

Sevgiyle kalın...

 

 

 

 

 

   

  Bu yazı 2890 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI