Bugun...
SON DAKİKA

Siyaset Ayrışmak Demek mi? - 20 Ekim 2018

 Tarih: 20-10-2018 00:29:00
Zülkef YEŞİLBAHÇE

Değerli okurlarım; Bu hafta sizlerle 25.2.2017 tarihli yazımı içerisine birkaç paragraf ekleyerek tekrar huzurunuza getirdim. Yaşadıklarımızı ve seçime kadar yaşayacaklarımızı analiz etmeniz için.17 yıldır değişen ne var, ne yok.

                                                                                         

 Sıkıntılı bir zaman yaşayacağız evet-hayır tartışmaları ile yaklaşık 45–50 gün 17,4 2017 tarihine kadar. Daha şimdiden yan gözle bakmaya başladı bazı dar görüşlü insanlar biri birlerine. Kahve köşelerinde, sokakta yüksek sesle tartışmalara tanık olmaya başladık daha şimdiden. Referandum sonunda evet çıkmaz ise iç savaşa hazır olun diyenler var. Evet, resmi kurumların cami imamların ağzına düştü.

Neden acaba biri birimize sakince neden evet, neden hayır diyeceğimizi anlatarak kahvelerimizi veya çaylarımızı yudumla yamıyoruz. Bu durum ebetteki kişilerin sosyal ve kültürel gelişmişlik seviyesi ile ilgili olduğu kanısındayım.

         Anayasada değişiklik yapılması istenen 18 maddenin nerede ise tamamı yetkilerin bir kişide toplanmasını sağlıyor. Şimdi KHK saray hazırlıyor, meclis onaylıyor. Reisin kararı doğrudur mantığı hâkim. Gelecek yazılarımda köşemize o maddeleri taşıyacağım. Dileğim siyasi partiler ilerleyen günlerde bu değişiklikleri seçmenleri ile broşürler halinde paylaşır. CHP hayır demezseniz ne olacak? Broşürünü hazırlamış.

İktidar bu değişik ülkeyi refaha götüreceğini savunuyor. Muhalefet de bir kişinin hükümdarlığını insan hakları ve hürriyetine, Cumhuriyet ve parlamenter sisteme son verileceği; Bunun doğrudan diktatörlük olacağını vurguluyor.

        Dilerseniz biraz şu evet-hayır ı bir kenara bırakarak son yüzyıl içerisinde ülkemiz üzerinde dış güçlerin içimizdeki maşaları ile oynadıkları oyunların bazılarını özetleyelim.

Çanakkale ve kurtuluş savaşlarımızdan sonra ülke insanımızın birlik ve beraberliği sayesinde Gazi Mustafa Kemal ve dava arkadaşları tarafından Cumhuriyet rejimi kurulur. Yeni cumhuriyet bir yandan fabrikalar, barajlar, demiryolları kurmaya çalışırken savaş tazminatlarını öder.

1960–70 li yıllara doğru güçlenmeye başlayan ülkemiz, dış güçlerin gözüne batmaya başlar. Kale içten yıkılır atasözünü destur alarak sağ-sol, komünist, faşist ayrımcılığını başlatırlar. Bunda da bir sonuç alamazlar; Bu kez Alevi-Sünni, Türk-Kürt ayrımı başlatılır.

2003 yılına gelinmiştir. İstanbul Belediye başkanlığı döneminde çalışmaları ile halkının takdirini kazanan Recep Tayip Erdoğan siyasi manevralarla başbakan oldu.  Partisi, çok partili Cumhuriyet döneminde üst, üste tek başına iktidar olma rekorunu kırar. Sağ ve muhafazakâr görüşü savunan partinin bu kadar güçlü bir şekilde ortaya çıkması. Türkiye de muhafazakâr kesimin takdir ettiği bir zamanların Eethullah Gülen akımının desteği sayesinde gerçekleşmiştir.

Ancak sonunda bu akımın üst düzey yöneticilerinin nerelerde olduğunu biliyoruz. CHP döneminde İstanbul sokakları neden ve nasıl çöp yığınları haline geldiğini Sayın Tuncay Güneş n Karınca Duası başlıklı kitabını okursanız, fetö n çalışmalarını görürsünüz.

AK Parti iktidarı döneminde dış güçler kimi nasıl kullanabiliriz hesaplarını yapmaya çalıştılar. Sayın R.T.E BOP başkanı yapmaları gibi. Bu konuyu 5 hafta süren Türkiye Arap Baharın Neresinde başlıklı yazımda geniş yer verdiğim için tekrarlamak istemiyorum.

Şimdi dilerseniz tek adam konusuna gelelim; Libya n,Irak n,Mısırın, Tunus n,Yemen, n başında tek adam vardı. Destekçisi başta ABD- AB ve meşhur kral aile yönetimleri. Sonunda ne yaptılar; İçerideki maşaları ile ülke insanlarını tek kişiye karşı kışkırttılar. Kendi liderlerini kendilerine öldürttüler. Suriye de yaşanan bu değil mi?

Benim endişem bu ezeli düşmanların uzun vadede gerçekleştirmeyi düşündükleri komşu ülkelerdeki tek adama karşı yapılanlarını gelecek yıllarda ülkemizde de uygulamak olabilir mi sorusu kafamda yer alıyor. Ben tek adam ın 80 milli yon Türkiye yi yönetemeyeceğine inanamıyorum. Tek adama geçildiğinde ülkede ayaklanmaların başlatılmasından endişe duyuyorum Bir zamanlar Başkanlık sistemi bizlere ABD n dayatması diyen Sayın Erdoğan n başkan olması için ısrarını anlamış değilim. Var sayalım sizin döneminizde bu endişelerimize yer vermediniz. Sizden sonra gelecek olanın ne yapacağını biliyor musunuz? Bence bu değişiklik Sayın R.T.E. bir tuzak olmasın. Ben bir zamanlar ki Bahçelinin dediği gibi hayır da bir hayır vardır, evet diyeceklere de saygılıyım. Yeter ki neden evet, neden hayır dediğini bilsin!

Yaklaşan 2019 yerel seçimlerde, bakalım iktidara muhalefet olan seçmene ve partililere terörist mi diyecekler. Siyaset ayrıştırıcı değil birleştirici olmalı.

 

  Bu yazı 2412 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI