Devlet Bahçeli: “Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun Esad”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Kılıçdaroğlu, bugün FETÖ’nün siyasi ayağını açıklayacakmış. Oysaki bir boy aynasına baksa ayağı da görecek, boyunu da görecektir. Bugüne kadar FETÖ’nün siyasi ayağını devamlı gündeme getiren biz olduk. Ancak bazıları her seferinde bizim düşüncelerimizi maksatlı biçimde çarpıttı, hedef şaşırtmaya çalıştı. FETÖ’nün Cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları kimlerdir? Eğer bu melun isimler deşifre edilirse siyasi ayak ortaya çıkabilecektir. FETÖ’nün siyasi ayağı basit şekilde ve sadece bir önergeye imza atanların zan altında bırakılmasıyla geçiştirilemez, izah edilemez” dedi

Devlet Bahçeli: “Yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun Esad”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında konuştu. Marmara depremiyle Elazığ depremini kıyaslamanın doğru olmadığını belirten Bahçeli, “1999 Marmara depremiyle 2020 Elazığ depremini terazinin iki kefesine koyup tartıya çıkarmak ayıp değil midir? Yazık değil midir? Ahlaksızlık değil midir? Depremin büyüğü küçüğü teknik olarak izah edilebilir, buna diyeceğimiz bir şey yoktur. Fakat acının küçüğü büyüğü olmaz, gözyaşının biri bini olmaz, enkaz altında kalanların azı çoğu da olamaz. Siyasi sorumluluğunu paylaştığımız 57. Cumhuriyet Hükümet döneminde 20.yüzyılın en büyük felaketlerinden birisini yaşadık. 17 Ağustos 1999’da merkez üssü Gölcük olan depremden 16 milyon Türk vatandaşı etkilenmiştir. 133 bin 683 konut ve iş yeri yıkılmıştır. Toplamda da 376 bin 479 yapı hasar görmüştür. Daha da vahimi, resmi verilere göre 17 bin 480 insanımız hayatını kaybetmiştir. 43 bin 953 insanımız yaralanmıştır. 600 bin insanımız evsiz kalmıştır. İstanbul dahil ülke nüfusunun yüzde 23’ünü oluşturan bir bölgede deprem korku verici derecede etkili olmuştur. Bu bölgenin gayri safi yurt içi hasıla içindeki payı o dönemde yüzde 34,7; sanayi katma değeri içindeki payı da yüzde 46,7’dir. Bayındırlık ve İskan Bakanlığından Sağlık Bakanlığı’na kadar partimizin sorumluluğunda olan 7 bakanlık doğrudan doğruya depremle mücadelenin görevi gereğince içinde yer almışlardır. Devlet çökseydi kısa sürede geçici ve prefabrik konutlar nasıl yapılacaktı?Devlet çökseydi milli güvenlik ve milli bekamızı doğrudan hedef alan depremle nasıl inançla mücadele edilip kanayan yaralar tedavi edilecekti? 17 Ağustos depreminde devletin en az üç gün kafayı kaldıramadığını iddia eden köşe yazarı, bu iddianı ispatlamazsan alçaksın, müfterisin. Hiç kimse merak buyurmasın, Milliyetçi Hareket Partisi’nin olduğu yerde Türk devleti çökmez, çökemez, çökmeyecektir. Varsayalım devlet çöktü, hepimiz inançla ele ele veririz, ya söğüt olur tekrardan ocağımızı tüttürürüz, ya canımızı hiçe sayar Oğuz neslini sürdürürüz, ya da felaketler karşısında celadet anıtı gibi yükselerek bu devleti, bu milleti, bu aziz vatanı bir kez daha yükseklere taşırız.Biz varsak çöküş yoktur, çürüme imkânsızdır.Türklük varsa Türk devleti bakidir, hakimdir, hadimdir. Depremler arasında siyasi kıyas yapmak Türkiye’nin yürüyüş ve yükseliş ümitlerini baltalamak, birlik ve kardeşlik duygusuna hançer sallamaktır.Niyet sahipleri, ağızlarından ve kalemlerinden damlayan nifaka dikkat etsinler, akılları varsa da başlarına alsınlar.Türk devleti ve hükümeti dün gereğini yapmış, bugün de aynısını başarmıştır. Şu da unutulmasın ki, geçmişi kötülemek geleceği kurtarmaz.Yapılanları inkar etmek vicdan yıkımına bahane teşkil etmez.Acılar üzerinden siyasi şantiye kurmak için kolları sıvayanlara Türk milleti itibar etmez, ihtimam göstermez, bunları da hoş görmez. Hiç kimse karanlığa saklanıp taş atmasın, potansiyel nefretini dışa vurmasın” dedi.
Suriye’de var olan krizi çözmek için siyasi ve diplomatik temasların aldatma ve oyalama olduğunu ifade eden Bahçeli, “Esad tahtından indirilmeden ne Suriye’ye ne de Türkiye huzur gelecektir.Türk milleti gerekirse, artık başka bir seçenek de görülmezse Şam’a girmeyi şimdiden planlamalı ve zalimleri yerle yeksan etmelidir.Diyorum ki, yansın Suriye, yıkılsın İdlib, kahrolsun Esad. Ocağımıza ateş düşürenlerin ocağı söndürülsün. Evlatlarımızı toprağa serenlerin hayat pınarları kurutulsun.Bugünün konusu hukuk mukuk değildir, zalimlerin tepesine Türk milletinin çelik iradesi inmelidir. Bilinsin ki, Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Bir Türk de dünyaya bedeldir. Nitekim muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda gizlidir. Yurdu yaşatmak için can veren kahramanların intikamı mutlaka alınmalı, tertemiz şehit kanı yerde kalmamalıdır. Merak ediyoruz, uluslararası toplum ne duruyor, neyi bekliyor, neden suya sabuna dokunmuyor?Bir caniye, bir despota, bir vandala nereye kadar sabır gösterilecek?Esad savaş suçlusudur, mutlaka yargılanmalıdır, hak ettiği cezayı almalıdır.Türkiye’de tek adam rejimi var diyen, saray rejiminden bahseden yalancıların Suriye’deki belgeli ve delilli tek adamlık sistemine tepki göstermemeleri, üstelik katil Esad ile diyalog önerileri Baas’çı mantığın kimlere ve hangi oranda bulaştığının da ibretlik misalidir.Zulme zulüm diyemeyenler zalimlerin kuklasıdır” ifadelerini kullandı.
“CHP Genel Başkanı’nın takdir ve tasvip ettiği karanlık oluşumlar zehir saçmakta, ülkemizi uçuruma çekmektedir” diyen Bahçeli, “Bugünkü CHP yönetimi Türkiye düşmanları tarafından ele geçirilmiş, kafalarına da esaret çuvalı geçmiştir.4 Ekim 2019’da, partimizin Başkanlık Divanı kararıyla, CHP-HDP ilişkilerinin incelenmesi, CHP Genel Başkanı’nın suç teşkil eden fiili ve değerlendirmelerinin analiz ve araştırılması maksadıyla üç Genel Başkan Yardımcımızdan kurulan Komisyon görevini layıkıyla tamamlamıştır.Partimiz iç bünyesinde oluşturulan bu Komisyon marifetiyle Kılıçdaroğlu hakkında 5 Şubat 2020 Çarşamba günü suç duyurusunda bulunulmuştur. CHP’nin Genel Başkanı ve yönetimi milli güvenlik meselesidir. İnanıyorum ki, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı gereğini yapacak, adalet yerini bulacak, maşeri vicdan müsterih olacaktır. Kılıçdaroğlu, bugün FETÖ’nün siyasi ayağını açıklayacakmış. Oysaki bir boy aynasına baksa ayağı da görecek, boyunu da görecektir.Bugüne kadar FETÖ’nün siyasi ayağını devamlı gündeme getiren biz olduk. Ancak bazıları her seferinde bizim düşüncelerimizi maksatlı biçimde çarpıttı, hedef şaşırtmaya çalıştı. Dedik ki, şayet 15 Temmuz başarılı olsaydı, Yurtta Sulh Konseyi’nin siyasi ayağı kim olacak, ülkeyi kimler yönetecekti?Yani Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, bürokratlar kimlerden teşekkül edecekti?Mesela, Kılıçdaroğlu böyle bir durumda görev alacak mıydı?Söylediklerimiz budur. Arayış ve cevabını aradığımız sorular da bu şekildedir.Bizim çaycıyla, çorbacıyla, odacıyla, zabıt kâtibiyle işimiz yoktur.Bunları konuşanlar cambaza bak oyunu içindedir. FETÖ’nün Cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları kimlerdir?Eğer bu melun isimler deşifre edilirse siyasi ayak ortaya çıkabilecektir.TBMM’de herhangi bir kanun teklifi kapsamında değişiklik önergesi verenlere siyasi ayak yakıştırması bize göre hezeyandır, aklımızla alay etmektir.Bu önergeyi hazırlayıp Meclis gündemine taşıyan milletvekilleri üzerinde kuşku oluşturmak, bunların araştırılmasını istemek asıl hedef ve mücadeleyi kösteklemektir” şeklinde konuştu.

Sosyal Medyada Paylaşın:

DİĞER ÖNE ÇIKAN HABERLER

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?