Av. Veysel Tayyar
Av. Veysel Tayyar
veyseltayyar@kentgazetesi.com
“Aristoteles’in Gözünden Adalet”
  • 0
  • 06 Temmuz 2020 Pazartesi
  • +
  • -

 

Adalet, günümüzde adından sıkça söz edilen ancak rastlanılması çok zor olan bir kavram,

Ben,“varlığı çok önemsenip yokluğuna bu denli göz yumulan tek şey” olarak nitelendiriyorum.

Bu kavramın tesisinde en önemli öge ise şüphesiz ki vicdan. Dinden, mezhepten, ırktan, milletten tamamıyla bağımsız bir öge. Kim olursa olsun adil olabilmenin tek şartı. Ne zaman ki vicdanımızı yitiriyoruz, işte o zaman hakkını sahibine teslim etmekten kolayca vazgeçiyoruz.

Aristoteles, döneminde mevcut olan toplumu ve demokrasiyi bir şekilde kabul etmek durumunda kalmış ve adaleti pratik yaşamın içinde tesis etmeye çalışmıştır. Bunu yaparken anlaşılmaz bir soyutlamaya, üstün bir hakikate, bu hakikatin taşıyıcısı ve uygulayıcısı bir filozof krala ya da yönetici sınıfa ihtiyaç duymamış; daha çok yurttaşa, yurttaşın kendisini içinde var ettiği polis şehrine dayanmıştır.

Bu nedenle Aristo, Politika adlı eserinde hayat için tesis edilebilir olan en iyi anayasayı şu şekilde tarif etmiştir:

“Erdem ölçütleri sıradan insanlarınkini aşmayan, büyük bir doğal yetenek ya da geniş bir özel servet gerektirecek bir eğitim aramayan, ideal düzeyde yetkin bir anayasa ardında koşmayan, fakat bir kere mümkün olduğu kadar çok sayıda kimsenin katılabileceği bir yaşam yolu sonra da şehirlerin çoğunun ulaşabilecekleri bir anayasa isteyen insanları düşünüyoruz”

Diğer bir söyleyişle şayet adalet akılla temellendirilen nitelikteyse, Aristoteles bu aklın polis’e ve polis için çalışan özgür yurttaşların varlığına bağlamıştır. Bu düşünce yapısıyla Platon’dan ayrılmaktadır.

Antik Yunan’da adalet kavramını özgürlük ve eşitlik kavramları ile birlikte düşünen ve bu bakımdan sistemli bir adalet açıklaması veren ilk filozof Aristoteles’tir.

Aristoteles’e göre adalet hem yasaya uygun olmak hem de doğru olana uygun olmak demektir. Aristoteles, “yasaya uygun olmak” olan genel anlamdaki adaletten da çok ikinci ve daha özel anlamdaki adaletle ilgilidir. İkinci anlamıyla -doğru olana uygun olmak (hakkaniyet) bakımındanadalet, “dağıtıcı” ve “denkleştirici” adalet kavramlarını içerir.

Dağıtıcı adalet, onurun ve malların paylaşımında herkesin payına düşeni almasını;denkleştiriciadalet ise hukuksal sorunların taraflarının eşit muamele görmelerini anlatır. Dağıtacak olan kişi adil bir devlet adamı, denkleştirecek olan kişi ise yargıçtır.

Aristo’ya göre bir eyleme adaletli demenin koşulu, o eylemin haksızlık etmekle haksızlığa uğramanın ortasında yer almasıdır. Çünkü ancak bu durumda kişi, bir şeyin gerektiği kadarından ne fazlasına ne de azına sahiptir. Fazlasına ya da azına sahip olan haksızlık olduğuna göre orta alana isabet için bu iki uçtan da uzak durmak gerekir. Çünkü uçlar, adaletsizliğe işaret ederler.

Bir insana adil demenin koşulunu yaratan da adaletin bu orta olma özelliğidir. Zira adil bir insanın tercih ederek gerçekleştirdiği eylemin sonucunda, kendisine haksız bir kazanç sağlamaması; yani o şeyi hak etmesi beklenir. O, ancak bu şekilde haklı ve adaletli olur.

Aristoteles’e göre yasa, doğruyu ve erdemi içerdiği kadar tam ve kusursuzdur. Tam tersi durumda ise yasa eksik ve kusurlu demektir. Yasa, adaletin en olduğuna işaret eder. Bunun yanında doğru olan her zaman yasal olan değildir.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?