Av. Veysel Tayyar
Av. Veysel Tayyar
veyseltayyar@kentgazetesi.com
Çocuk istismarı kavramı
  • 0
  • 27 Mayıs 2020 Çarşamba
  • +
  • -

 

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun tanımlar başlıklı 6. maddesi çocuk deyiminden; henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişinin anlaşılacağını söylemektedir. 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na göre de ‘çocuk’ kelimesi, daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi ifade etmektedir.

Korunma ihtiyacı olan çocuğun tanımı ve korunması usulü 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğun korunma ihtiyacının olduğu düşünülmektedir.

ÇOCUĞUN İSTİSMARI KAVRAMI

“Çocuk istismarı”, ana, baba ya da bakıcı gibi bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylemlerin tümüdür.

Fiziksel, cinsel ve duygusal olmak üzere başlıca üç çocuk istismarı türü bulunmaktadır.

Fiziksel İstismar: Çocuğun kaza gibi nedenlerle yaralanması veya ailesi tarafından yeterince gözetilmemesine bağlı gelişen kazaları kapsar. Çocuklarda kazalar sık görülmekle birlikte, yaşa uygun olmayan, kendi kendine olma olasılığı çok düşük olan hasarlarda istismardan şüphelenmek gerekir.

En sık dövme şeklinde görülür. Tipik başvuru şekli ebeveyn tarafından nasıl meydana geldiği çok iyi açıklanamayan morarmalardır. Daha seyrek olarak ise yanıklar, kesici travmalar, zehirlenmeler, asfiksi, boğulma görülebilir.

Cinsel İstismar: Psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış ve yaşı küçük olan çocuğun bir erişkin tarafından cinsel doyum için kullanmasıdır. On sekiz yaşına kadar kız çocukların %12- 25’inin, erkek çocukların ise %8-10’unun istismara uğradığı saptanmıştır.

Cinsel istismar oral-genital, genital veya oral temas ile olabileceği gibi, teşhircilik, röntgencilik ve çocuğu pornografide kullanmak şeklinde de olabilir. Cinsel istismarın en özgün bulguları genital kanama, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve beklenmedik cinsel davranışlardır.

Duygusal İstismar: Çocuk ve gençlerin, kendilerini etkileyen tutum ve davranışlara maruz kalarak ya da gereksinim duydukları ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum bırakılarak toplumsal ve bilimsel standartlara göre psikolojik hasara uğratılmaları durumudur. Çocuğun üzerinde güç sahibi olan, genellikle çocuğun yakın çevresinde bulunan kişi ya da kişiler tarafından gerçekleştirilir.

İSTİSMARIN CEZASI NEDİR?

Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri çocuğun cinsel istismarına ilişkin şu hükümleri öngörmüştür:

“Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.

            Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.”

VATANDAŞ NEREYE BAŞVURMALIDIR?

Bir çocuğun zarar gördüğünden endişe edildiği takdirde, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ya da karakolların çocuk birimi, Cumhuriyet başsavcılıkları ve çocuk izleme merkezi olan hastane ve kurumlarla iletişime geçerek ihbarda bulunulmalıdır.

Adlî ve idarî merciler, kolluk görevlileri, sağlık ve eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, korunma ihtiyacı olan çocuğu Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Çocuk ile çocuğun bakımından sorumlu kimseler çocuğun korunma altına alınması amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna başvurabilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?